Gökçen Kundak

'İlk taşı en günahsız olanınız atsın'

Gökçen Kundak

Amerika’daki birkaç aylık ziyaretinden dönen bir arkadaşım, her gün işe giderken kullandığı yolun, o oraya ilk gittiğinde tertemiz olup, o memlekete dönerken izmarit ve çöp atılan, kirli bir yere dönüştüğünü söylemişti. Kendisi atmaya başlamış izmaritleri. Sonrasında ise hızla kirlenmiş orası. Yoldan geçen başka birisi evinde kullanmadığı eski mobilyasını koymuş, diğeri elindeki içeceğin tenekesini, hatta küçük bir çocuk yediği çikolatanın ¬–ünlü bir fenomenin ürettirdiği o her çocuğun sahip olmak istediği mavi paketli çikolata- paketini atıvermiş. Sonra onlar bir yığın olmuş o sokakta. Sahi bir yeri bu hale getirmek nasıl bu kadar kolay olabildi?

Amerikalı suç psikologu Philip Zimbardo bu durumu Kırık Camlar Teorisi ile açıklıyor. Gidilen ağaçlık su kenarı piknik alanı tertemizken çoğu kişinin çöplerini toplayıp götürmesi, fakat görülen ilk çöp yığınının yanına yenilerinin iliştirilmesi basit bir tesadüf ya da sürü psikolojisinden fazlası. 

Teoriye göre, sosyal bilimci Wilson ve Kelling (1982) Birkaç kırık penceresi olan bir bina düşünün. Camlar tamir edilmemişse vandallar birkaç cam daha kırmaya meyillidir. Sonunda bina boş ise tüm camları kırılabilir, gecekonduysa belki de yangın dahi çıkarabilirler açıklamasını yapıyor. Aynı şekilde koruma altına alınmış ve temiz tutulan bir alanda normalde kirletme eğiliminde olan insanların bile o alanı kirletmediği gözlemleniyor. Aksine bir öbek çöp bulunan gözlerden uzak her bir alanın ise temizlenmediği takdirde kısa sürede bir çöplüğe dönüştüğü… 

Bu durumda peki ilk taşı atan en günahkar değil mi? Bir poşet atığın önce bir öbek, sonra bir yığın çöpe dönüşmesine, sonunda da yazın o kavurucu sıcağında bir kırık cam ve bir parça güneş ışığı ile koca bir ormanın yanmasına sebep olan. İlk taşı atan. Kimselerin görmediği orman kenarlarına boşaltılan molozları ilk yığdıran, oranın 3-5 aya bir inşaat mezarlığı olmasına sebep olurken öte yandan yangını çıkaranın da ormanlık alanı imara açtırması basit bir tesadüf ya da sürü psikolojisi mi? 

İsteyen istediği teoriyi ortaya atsın, bizim oralarda körle yatan şaşı kalkar. Ve asla biri yerken diğeri bakmaz kıyamet kopmasın diye. Diğeri de yer, imrenir neticesinde. Nefis çeker, beşer şaşar, dere yatağı imara açılır, sonra o dereler de taşar. İlk taşı atan günahsız ise gelecek felaketten habersiz (?) atacağı taşı atmaktan alıkoymaz kendini. Sonrasında yangın mı çıkar, maden mi çöker, köy mü göçer bilinmez. 

Üstü ‘altın’ dan daha değerli olan her yere atılan ilk temel aslında ilk taş. En günahsız olduğunu düşünen herkesin ilk taşı önce Marmaris’i dev bir otel kentine çevirir, Salda Gölü’nü özel mülkiyete, sonra Uzungöl’ü uzun betonlara, sonra da Kaz Dağları’nı altı boş bir obruğa. 
Kimseye uzatabilecek bir zeytin dalı kalmayana, her zeytinlik, duvarları zeytin dalı motifleri ile bezeli bir otele dönüşene kadar her en günahsız atar ilk taşını. Her cam kırılır o taşlarla. Ve o taşlar altında ezilir insanlık…  
 

Yazarın Diğer Yazıları