7’den 70’e bir olup aynı soruyu soruyoruz. Yaş, jenerasyon farketmeksizin arayıp merak ediyoruz. Nerede o eski bayramlar? 70 sene önce de sorulan, 70 sene sonra hala sorulacak olan.
Gerçekten her şey öyle güzel öyle tatlı mıydı öyle Gül Pembe? Özlenesi ve yad edilesi. Hem eğer her sene bir öncekinden daha kötüyse bir 10-15 yıl içinde her şeyin berbat ve yaşanılamaz olması gerekmez miydi?
Herkes aslında kendi eski bayramını içinde yaşayıp yaşatıyormuş meğer. Meğer ne her şey şimdi her gün kötüye gidiyormuş, ne de her şey eskiden çok güzel.
Rosy Retrospection, direkt Türkçe karşılığı ‘Gül gibi pembe retro bakış açısı’ ya da psikolojide ‘pembe gözlükle geçmişe bakma’ gibi kavramlarla karşımıza çıkan, eskiyi güzel gözle görme durumunun içinde olabilir miyiz?
Beynin bizi kandırıp eylediği basit reflekslerden biri olan, Polyanna refleksi ve solma etkisi önyargısı denen iki mekanizmanın bir ürünü olan bu kavram, bizi sadece mutlu etmeye yarıyor. Yaşadığımız iyi ya da kötü olan her anı topyekün hatırlamak yerine, bizi üzen, kötü hisler uyandıran, beyni yoran ve stres hormonu salgılatan olayları ve durumları unutma eğilimindeyiz. Bunun yanında da solup giden, silikleşen ve yeterince aklımıza gelmeyen kötü anıların yerine hep iyilerini hatırlıyoruz.
Polyanna refleksi dediğimiz şey tam olarak bu. Birçok şeyin, iyi kısımlarını net hatırlama ve solma etkisi önyargısı ile de kötü olanları soldurup yitirme.
Bu durum ise geçmişteki günlere hep gül pembe bir gözlük ardından bakmamıza sebep oluyor. Geçmiş olan her şey mükemmel değildi ya da her gün kötüye gitmiyoruz. En azından her anlamda…
***
Bazen bir nimet unutmak bazen de lanet aslında. İlerleme gücü bulup devam etmemize yarayan, bizim iyisiyle ve iyisiyle sarıldığımız geçmişe dair yaşananları silmemiz; bizi motive ederken aynı zamanda ‘ne çabuk unuttuk yaşananları’ sorusunu sormamıza sebep oluyor.
Belki de başımıza gelen kötü şeyleri unutup akıllanmamamız bu yüzdendir. Ders çıkarmıyor, o tecrübenin kıyısında köşesindeki iyi şeyleri hatırlıyoruzdur. O yüzden kör ölünce badem gözlü, kel ölünce sırma saçlı olur. Gelen hep gideni aratır bu yüzden. Biz de geçip giden güzel günler ve insanların özlemiyle yanıp tutuşuruz nostalji gözlüklerimizin ardından.
Eski günler, eski dostlar, eski bayramlar… Yıllar sonra özleyerek anacağımız bu günlerimizi yaşarken de eskidiği için güzelleşen o anılara tutunuruz. Yıllar sonra bu bayramları, bugünleri de özleriz biliyorum. Özlemleri, kırgınlıkları, kızgınlıkları, sıkıntıları, acıları, unuturuz hiç yaşanmamış gibi. Haksızlığı, yolsuzluğu, yoksunluğu ve yoksulluğu unutup özleriz nasılsa bugünleri de…