Gökçen Kundak

Tacizciye mavi sprey!

Gökçen Kundak

Hollanda’da son 1-2 yılda başlanan bir uygulamaya göre biber gazının da yasaklanmasıyla zor durumda kalan insanların kullanabileceği bir sprey satışa sunuldu. Mağdurun o anda karşısındaki kişiye sıkabileceği sprey, görüşü bulandırmakla birlikte yüzü tamamen maviye boyuyor. Bu mavi boya bir haftaya kadar o kişinin yüzünde kalıyor ve UV cihazlarında da gözükerek polise kişinin kimlik tespiti için yardımcı oluyor. 

Sosyal medya platformlarında bu uygulamanın Türkiye’de de olması için yapılan paylaşımlara gelen yorumlar ise ilginç… 
Yapılan yorumların büyük bir kısmı, mağdurla değil potansiyel suçluyla empati kuran nitelikte. 
‘Ya kadın iftira atarsa, adam yok yere hapse girerse, bir hata için herkes o kişiyi öğrenecek mi?’ minvalinde yorumlar. Açıkçası bana kimi neyden koruyoruz ben anlamadım. Paul Bloom’un Empatiye Karşı (Against Empathy) adlı kitabında da çokça paylaşılan, suçluya empati arttıkça mağdura duyulan empatinin zayıfladığı ve suçun yumuşadığı konusunu desteklemekte. 

İsveç, Norveç ve Finlandiya gibi Kuzey ülkelerinde, biber gazı yerine boya spreyi gibi yenilikçi savunma araçları geliştirirken de yine suçluya empati/rehabilitasyon dengesi kurmaya çalışılır aslında. Fakat burada, mağdurun acısı tanınsa da, suçlunun insanlığı ve düzelme potansiyeli vurgulanır. Topluma kazandırma amaçlanır. Halkların daha optimist ve hümanist bakış açısının bir tezahürüdür. 
Diğer yandan Türkiye, ABD, bazı Asya ülkeleri dışında Brezilya Kolombiya gibi Latin Amerika ülkelerinde de yüksek olan suçlu empatisi davranışının sebebi olarak iftira korkusu ve mağdura ve yargıya güvensizlik gösteriliyor. 

Suçlu empatisinin bu ikinci kısımdaki halkta oluşma sebepleri öncelikle adalet sistemine güvensizlik, yetersiz delil ve iftiraya karşı insanların kendini savunmasız hissetmesi ve bunu yapmayacak kişilerin bile ‘ya ben de bunu yaşarsam?’ korkusu oluyor. Ya kurunun yanında yaş da yanarsa? Çünkü adam inanmıyor ki suçu işleyen suçlunun bir cezayı hak edip o cezayı hak ede ede çekeceğine. 

Buna ek olarak patriarkal refleks devreye girerek durumu ‘bizden birine bir şey olmasın, o bizden biri’ gibi bir iç grubu koruma mekanizmasına dönüştürüyor. Ki o grupta zaten bir kadının bir sorunu yaşadığında da savunulabilmesi için bir erkek bağlantısı, bir erkeğin bacısı, anası, karısı olması lazım. Bir de sorumluluk dağıtma refleksi var. Yine buraya dahil, tek bir cinse atfedilen suçları kabul etmeyen ve bunun sorumluluğunu iki cinse paylaştıran ‘o saatte orada ne işi vardı, adamın sabrı tükenmiş, kadın dırdır yapmış, şort mini etek giymiş’ türü söylemler.

E mağdurun hiç mi suçu yok? Var mı? 

Yani yüzüne ‘yanlışlıkla’ veya yersiz yere boya sıkılacak birinin sorun ve utanç yaşama ihtimali, bir suçtan mağdur olacak kişinin kendini veya hakkını savunma şansını yitirmesinden daha acı, daha korkunç ve adaletsiz. 
İşte bu durumda da akıllara şu soru geliyor… Elektrik direğini taciz eden adamı savunmak için kim suçlanacak? Direk mi? 
 

Yazarın Diğer Yazıları