Son zamanlarda malum bir beyaz eşya şirketi, anneler gününe özel yayınladığı reklamda ‘annelik’ bağlamında köpek sahibi bir kadını kullandı. Aile yüzyılı için şiddetle tehlike arz eden ve kadınların doğurganlığını bağlayan bu reklam inanılmaz bir tepki çekti.
Bir tarafta sokakta başıboş gezen köpekler tarafından zarar gören veya ölen insanlar sebebiyle bu konuya çok kritik yaklaşan bir kitle vardı. Bir tarafta olur da kadınlar köpek bakar da doğurmayı bırakırsa diye korkanlar vardı. Öteki bir tarafta da içindeki yalnızlığı bastıran, hayvan sevgisini evinde pratik etmek isteyen, evlat sahibi olmak istemeyen veya olamayan kimisi bekar kimisi evli onlarca insan.
Rahim denen organ insanların ortalama olarak yüzde 49,7 kadarının vücudunda taşıdığı ve doğduğu andan itibaren onu yiyip kemiren yamru yumru bir ur mu? Kelimenin Arapça ‘r-h-m’ kökeninin anlamı bağlamında taşıdığı yavruya ‘rahmet ve merhamet ’ sağlayan neredeyse kutsal bir mekanizma mı? İnsan neslinin devamı için biyolojik olarak gerekli, kadınlarda bulunan ve uygun koşullarda üremeye yarayan bir organ mı? İnanın verecek bir cevabım yok. Hepsi ya da hiçbiri diyebileceğim belki.
Mesela çocuk sahibi olmak isteyen, yavrusunu kucağına alıp ensesini kokladığında gözleri dolan kadınlar için gerçek bir rahmettir belki. Ya da bu dileği çeşitli sebeplerden gerçekleşemeyen, fakat başka bir kadının doğurduğu başka bir çocuğun başını okşayıp bakımını üstlenmeye karar verip bu yolda ilerleyen anneler için. Bilemiyorum ama belki de sırf kadın diye doğurduğu çocuktan, beslediği köpeğe kadar eleştirilen, yaptığı her seçim için yargılanmaya müsait bulunan, toplumda herkesin, üzerinde konuşma hakkı iddia ettiği bir şeye sahip olmak bazen pis bir ur hissi uyandırıyordur. Ya da bir t*ciz nesnesi olunduğunda. Öldürüldüğünde. Yumuşatalım, anne olabilirsin diye işe alınmadığında. Senin yerine nasıl doğurman gerektiğine karar veren insanlar olduğunda, tamamen kadının tercihe bağlı bir kimlik olan ‘annelik’i kabul edip etmeme durumunda bir şekilde birileri tarafından yuhalandığında.
Ben burada konunun köpekle kediyle bağlantısını nispeten zayıf buluyorum. Babalar gününde aynı reklam baba kimliği için çekilse yine böyle bir gündem olacağını ise pek sanmıyorum.
Sadece…
Acaba, sadece hani şu çok kutsal ve güçlü olan o annelik mevzusunun, sadece doğurmakla arşa yükselmediği gibi çocuk büyütmek yerine köpek beslemekle sarsılıp ayaklar altına alınmadığını mı çıtırdan kabul etsek?
Anne sıfatını sahiplenecek olan kadının bu konuda nesne değil de aktör olduğunu, kendisi istediği sürece bunu göğsünü gere gere kabul edip, istemediğinde bunun sadece kendisini ilgilendirdiğini.
Acaba kabul mu etsek anneliğin çocuğunun işlediği suçu ihbar etmekten, terleyince sırtına havlu sokmaya, cephede vatana kurban olacağını bildiği için kına yakıp göndermekten, sokaktan geç gelip evdekileri endişelendirdiğinde terlikle kovalamaya uzandığını.
İsteyenin, gücü yettiği, çabaladığı ve öğrendiği kadarını yapabildiği sınırsız iki uca sahip upuzun bir yol olduğunu.