Bu işe başlayana kadar uyuşturucunun yaygınlaştığını somut örneklerle bu kadar net görmüyordum. Tesadüf müdür bilmem, işe başladığım ilk hafta madde etkisinde olduğu için kendini kaybettiğini görüp ambulans ve polis çağırdığım şahıs tarafından bir hafta sonra takip edildim. Bereket, bir zabıta ekibi, yardım istemem üzerine beni güvenli bir yere götürdü. Sonra adliyede dava takibi yaptığımız sırada gün içinde görülen en yaygın davalardan birinin uyuşturucu diğerinin dolandırıcılık olduğunu gördük.
Davaları izledik, filmlerde ya da dizilerde gördüğümüz takım elbiseli mafyatik tipli ensesi kalın kalantorlardan değildi hiç biri. Aile babası, esnaf abi görünümlü, ‘gariban’ diyebileceğiniz, sokakta gördüğünüzde kendinizi tehdit altında hissetmeyeceğiniz tipler… Yılanın başı değil, kuyruğunun ucu, hatta kumda bıraktığı izlerdi yargılananlar.
Aklıma Amerika’da 80’lerde CIA’ın uyuşturucu satışını tolere ettiği göz yumduğu ve yer yer desteklediği fakat üst düzey kimsenin yargılanmadığını getirdi bu durum.
Olayı bir hatırlayalım…
Amerika’da Reagan yönetimi, Soğuk Savaş döneminde Nikaragua’daki solcu Sandinista hükümetine karşı Contra adlı sağcı isyancılara destek veriyordu. Contra’ya yakın bazı Nikaragualı kişiler Kolombiya’dan tonlarca kokain getirdi. Bu kokain Los Angeles’ta Ricky Ross gibi satıcılar üzerinden ucuz crack formuna dönüştürüldü ve özellikle yoksul siyah mahallelerde satıldı.
CIA, Contra bağlantılı bu kişilerin uyuşturucu kaçakçılığı yaptığını biliyordu. Fakat ‘ulusal güvenlik’ adı altında siyasi emellerin ağır basması sebebiyle göz yumdu. Para ihtiyacını karşılamak için yoksul mahallelerdeki etnik gruplar aracılığıyla kokainin adeta bir salgın haline gelmesine izin verildi. Yoksulluk, güvensizlik, ırkçılığa maruz kalmadan mütevellit aidiyet sorunları yaşayan vatandaşlar da kolayca ulaştı, kullandı, alıştı ve yaydı.
Komiktir ki olay kontrol edilemez bir hale geldiğinde ‘uyuşturucuyla savaş’ politikası adı altında o mahallelerde yaşayan fakir siyahiler ağır cezalara çarptırıldı.
CIA Kurumu olarak, üst düzey yetkililer (Reagan dönemi CIA Direktörü William Casey, George H.W. Bush vb.) bu uyuşturucu bağlantısından dolayı hiçbiri ceza almadı. Hiç mahkeme davası açılmadı.
İstihbarat teşkilatı olan CIA, ulusal güvenlik ve devlet sırrı kapsamında kurumsal bir koruma denebilecek bir durum içinde, olayı sıyrıksız atlattı.
Bu haberlerin dosyasını tutan ve kamuya açıklayan gazeteci Gary Webb ise iki kurşun ile öldü. İntihar söylentileri ve cinayet ihtimali birbirine karıştı, dosya incelenmeden dürüldü ve olayın üstü örtüldü…
Eşek değişir semer aynı kalırmış. Şaşırmıyoruz belki ama üzülüyoruz ve iliğimiz kemiğimizle nefret ediyoruz. Yitip giden gençlik kimi zengin ediyor, kimin özel jetinde yeniyor bir ailenin yok oluşunun bedeli?