Gökçen Kundak

Elveda

Gökçen Kundak

Üzülünce üzgün şarkılar dinleyemem. Ağlarken, kırgınken sitemli sözler yazamam, dram filmlerini o olayların üzerine izleyemem. Kendi kendime ‘rollere bak, şuan işte tam şu saniyede ana karaktersin tebrik ederim’ minvalinde sözlerle duygularımı yaşayış tarzımı hafife alıp dalga geçerim. Daha saçması, olay ya da durumdan negatif etkilenme seviyemle paralel seviyede bir dalga geçme ve işi oyuna çevirme eğilimi gösteririm. 

Bir defasında elim camla paramparça olup 20 dikiş atılmıştı. Olayı henüz tazeyken anlattığımda çevremi nasıl eğlendirdiğimi görecektiniz. Hatta daha o anlarda elime dikiş atarken ipi bitiren intern doktora ‘İyi oldu size de pratik şansı çıktı hem, hiç ip bitirmiş miydiniz? Hahahahah’ şeklinde lakayıt lakayıt konuşmuştum. Vedalarda da ekseriyetle aynı şekilde davranıp laf sokma, dalga geçme, şakaya vurma ve küçümseme yolunu seçtim. 

Psikolojide ‘Goodbye Minimizer’ yani ‘veda küçültücü’ ismi verilen bu davranış setini edinen tek kişi olmadığımı biliyordum. Fakat aslında yaygın veda şekillerinden biri olmakla birlikte çok basit bir savunma mekanizmasıymış bu durum. Yaşanan negatif duygudan doğan kaygı ve korkuyu bastırma amacıyla mizah ve alay kullanılırmış bilinçsizce bazı kişilerde. 

Kendi tecrübelerimce bu davranış o anlık iyi hissettiriyor ve gerçekten olay ya da durumla başa çıkma gücünüz artıyor. Psikoloji de böyle söylüyor zaten. Fakat sonrasında gerek sizin ciddiyetsiz davranışınızdan kaynaklı ciddiye alınmama, söylenmesi gereken sözlerin söylenememesi, veya en büyük problem olan ‘olaya dair gerçek kapanış’ yaşanmaması sorunlarının müsebbibi oluyor. Bu da hep yarım kalmışlık, hep dilin ucuna gelip yutulup boğazda düğümlenen sözcükler, parmakların uçlarına gelen fakat yumrukla avcun içine gömülen dokunuşları doğuruyor. 

İlk profesyonel yazın deneyimim olan, ilk göz ağrım , sevgili gazetemiz ile yolum ayrılıyor. Olay Türk ve Kayseri Olay Gazetesi ailesine teşekkür borçluyum beni okuyucuyla buluşturduğu için. 

Bu da, bu platformdaki son yazım artık. 

Yazmak bitmez, hele de benim gibi her zaman söyleyecek, anlatacak, konuşacak şeyleri olup konuşmakla lafı bitiremeyeceğine emin olduğu için yazanlara hiç bitmez. 

Ben bir yerlere bir şekilde hep yazarım, çizerim; sonra yine ben belki ben sizi başka bir kağıt parçasında ya da bir ekranda bulur karşınıza çıkarım. Ya da siz beni bulursunuz yine bir gazetede, dergide, sitede ya da arşivde. 

İşin kötüsü… Buradan ayrılırken de gazetedeki arkadaşlarla bolca dalga geçeceğim gidişimle. 

Sürç-i lisan ettiysek gaffoldu. Affola, el veda! 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları