Gökçen Kundak

'Seni bir ayakkabıya 300 bin Dolar verecek kadar seviyorum!'

Gökçen Kundak

Duygusallık ve incelikten her geçen gün uzaklaşıyoruz. 

Hisli şiirler bayağı, tatlı jestler ‘cringe’, özür dilemek ise bireyin davranışlarına duyduğu güvene vurulan bir ket gibi adeta. 

Her günahın keçisi sosyal medyada farkına daha çok vardığım, trendlerin değişmesi ile birlikte duygusallık ve inceliğin artık modası geçtiği kanısındayım. 

Halbuki öyle miydi 3. Nesil Edebiyat Dergileri patladığında? 2015-2019 arası her erkek bir Turgut Uyar, Oğuz Atay, her kadın ise içinde bir Nilgün Marmara, Sylvia Plath, bir Frida Kahlo taşıyordu. 

Yine benim kanımca, bir iş, bir durum, eşya ya da zevk, moda olmazsa bayağılaşmıyor. Moda olan edebiyatın belli bir türüne ait belli kişiler, beraberinde paket halinde gelen Şeker Portakalı, Küçük Prens, Tomris Uyar, Edip Cansever, Van Gogh sevgisi, bir dönem çıkan, çok güzel olsa da herkes tarafından kullanıla kullanıla bıkılan bir parfüm gibi fazla duyuldukça baş ağrıtmaya başladı. Bayağı oluverdi bir dönem saraydan çıkmayıp halka layık bile görülmeyen şiirler. 

Bununla birlikte duyguları dile getirmek, mutluluk ve ‘yeterlilik’ dışındaki her türlü his, hayatımızdan çıkartılmaya çalışılmaya başladı. 
Bireysellik, öz sevgi ve öz şefkat adı altında merdiven altı terapi yapan psikoloji temalı dizilerden öğrendik ‘ben’i. 

Her türlü danışanının hayatını ifşa eden iyi psikologların yazdığı melankoli p*rnosu diziler ve kitaplardan özgüvenli, yalnız, bencil ve ‘kendine’ saygılı olmayı öğrendik. Her türlü psikolojik rahatsızlığın adı hakkında da en az birer şey öğrendik ve onları birer rozet gibi kendi kendimize teşhis koyup gururla taşıdık. Çünkü onlar da popüler. 

Naiflik, incelik, nezaket için yapılan, alışılageldik kolay davranışlar ise zorlaştı ve semirmiş egomuzu sarsmaya başladı. Bunları belirten şeyler de basitleşti, ‘keko, varoş, bayağı’ oldu. Şiirler, güller, mektuplar, mumlar, romantik filmlerden çıkıp alt insanları memnun eden alt sınıf zevkler haline geldi ulaşılabilir oldukça. 

Sevgi Bali’den ayırtılan odayla, hediye alınan orta sınıf için ulaşılması güç çanta, makyaj malzemesi veya arabayla ölçülür oldu. Nefret ise milyonluk çekişmeli boşanma davaları, şiddet, internet ortamında servis edilen ‘ben senden iyiyim, senden iyisini yaparım, senden iyisini hak eder ve senden iyisini harcarım’ ifadeli özel hayat paylaşımları ile ölçüldü.

‘Ben sana mecburum bilemezsin’ bir insanın kuracağı en ezik ve yetersiz cümle haline gelip ‘İşte ben seni bir ayakkabıya 300 bin Dolar verecek kadar seviyorum’ cümlesi kalpleri ısıttı, yaktı, kavurdu. 
 

Yazarın Diğer Yazıları