Eren Saran Akarsu

Madalyonun diğer yüzünü çevir be kardeşim!

Eren Saran Akarsu

Bir haber gördüğünüzde ilk ne düşünürsünüz? 

Başlıkta ve metinde verili olanı mı yoksa o haberin arkasında yatan gerçeği mi? 

Gazeteciliğin en önemli unsurlarından biridir “Gerçeği aktarmak” peki bu gerçek hiç mi eğilip bükülmüyordur sizce? 
Binlerce yerli, ulusal ve yabancı haber örneği vardır gerçeği olduğundan daha farklı gösteren. Pek tabi görünüşün ardındaki gerçeği de anlatan örnekler var. İlkesel olarak buna özen gösteren haber siteleri, gazeteler ve haberciler de var. 

2011 yılında gerçekleşen Van depreminin ardından Van’a ilk adımımı attığımda dolmuşta birlikte yolculuk yaptığım bir amca “Bizim başımıza bu işler bizim yüzümüzden geldi” diye yorum yapmıştı. Böylesine büyük bir depremde yakınlarını kaybetmiş bir kentin yurttaşları neden böyle düşünür demiştim içimden. Bizim orada olduğumuz zaman dilimi içerisinde ikinci deprem oldu ve Bayram Otel’de içerisinde gazeteci meslektaşlarımızın da olduğu 24 kişi yaşamını yitirmişti. Enkaz başında bekleyiş sürerken Van halkı, kimi basın kuruluşlarının muhabirlerine tepki göstermişti “Bizim burada yaşadıklarımızı çekiyorsunuz ama doğruları yayınlamıyorsunuz” diyerek. O dönem daha da anlaşılır olmuştu bir muhabirin yalnızca haberi aktarmakla sınırlı kalırsa yaşayacağı zorluklar ve medya patronlarının gerçeği bükme gücü.

Aradan geçen iki yılda medya yüzlerce binlerce haber yaptı ve sıra yine en büyük sınavlarından biri olan Gezi Parkı eylemlerine geldi. Şehirlerde binlerce genç yaşlı kadın erkek halk yürüyüşler yaptı, deyim yerindeyse ortalık ayağa kalktı o gerçek bükücü medya patronları penguen belgeseli vererek görmezden gelince halk, kanal binasına yürüyerek görünmez olanı görünür kılmaya karar verdi.  O dönem atılan tivitlerde “Bize yıllarca Kürtleri düşman gösteren bu medyaymış. Demek ki anlattıkları doğru değilmiş” tepkileri de azımsanmayacak ölçüdeydi. 

Şimdi de birçok haberi hala bu medya kuruluşları ve türevlerinden ediniyoruz. Bazen biz de haberleri daha fazla okunması uğruna eğip bükebiliyoruz. Ancak beni bugün bu yazıyı yazmaya iten okuyucu refleksleri. Örneğin Aydın’da bir kedi yaşamını yitiren sahibinin mezarı başından ayrılmıyor haberini servis edenlerin servis etme şekline bırakırsak irademizi asla aklımıza gelmez “Ölenin ardından mezarlığa terk mi etmişler kediyi” sorusunu sormak. 
Ya da hayvanat bahçelerinde yazın sıcağından bunalan ayılara buzlu meyve keyfi haberinin ardından sormayı unuturuz “Ormanda olması gereken bir hayvan neden bir alanda hapsedilip ona verilenle serinlemeye çalışıyor” sorusunu. 

Elbette öncelikli görev haberi yapan da ve onu yayımlayan da ama okurun da çeşitli örneklerle defalarca gördüğü gibi haberin ardını görebilmesi gerekir. Görebilmeli ki gerçek bükücüler karşısında madalyonun diğer yüzünü çevirebilsin. 
 

Yazarın Diğer Yazıları