Eren Saran Akarsu

İşte MESEM gerçeği...

Eren Saran Akarsu

Bugün gazetelere yansıdı, Samandağ'da sanayi sitesinde meydana gelen iş cinayetinde, motor bölümündeki patlamada başına parça isabet eden 13 yaşındaki Tunç Çam olay yerinde yaşamını yitirdi.

Okulda olması gereken bir çocuk sanayide olduğu için yaşamını yitirdi. Yine iki gün önce de Kayseri’de MESEM’li bir genç çalıştığı iş yerinde haftada 6 gün çalıştığını ve karşılığında 8 bin lira aldığını anlattı Evrensel gazetesine yazdığı mektupta. 
MESEM programı kapsamında okula değil de işe giden çocuklardan 61’i 2026 yılında yaşamını yitirdi. Yani Tunç Çam, okulda elde ettiği başarılardan dolayı değil, yaşamını yitiren çocuklardan 61’incisi olarak ismini listeye yazdırmış oldu. 

İşte MESEM gerçeği diye başlık atmak isterim aslında, ülkenin küçük elleri sanayinin dişlileri arasına ne kadar erken katılırsa o kadar iyi diye düşünülüyor. Ama bugün ben anlatmayacağım yaşananları, Kayseri’den yazan çocuk anlatsın istiyorum. O yüzden onun sözleri ile bitireceğim köşe yazımı: 

“Kayseri’de bir oto sanayide MESEM projesine kapsamında emeği sömürülen, 8.000 lira için haftada 6 gün olmak üzere günde en az 10 saat ezilen, mobbinge ve usta şiddetine maruz kalan bir gencim. Yaz döneminde her akranım gibi arkadaşlarımla ve ailemle zaman geçirmek, hobilerimle uğraşmak ve tatil moduna girip rahatça zaman geçirmek istiyorum. Bu dönemde normalde bu şekilde vakit geçirmem gerekirken bırakın yaz tatilini, en doğal hakkımız ve bizler için en anlamlı gün olan 1 Mayıs’ta resmi tatil olmasına rağmen çalıştırılıyoruz. Çalışma şartları zaten katlanılamayacak kadar zor ve biz daha bu genç yaşımızda acımasız bir düzenin içinde kendimizi buluyoruz.
Eğitim sisteminde işlerine gelmediğinde “çocuk”, işlerine yarayacağı zaman “koskoca insan” olarak adlandırılıyoruz. İş yerlerinde ustaların, patronların ağzında adımız “velet” diye geçiyor ancak işleri düştüğünde “aslan çıraklar”, “koskoca adamlar” oluyoruz. Eğer çocuksak niye çalışıyor, ev geçindirme derdine düşüyoruz? Eğer çocuksak iş yerlerinde niye bu kadar sözlü veya fiziki tacize maruz kalıyoruz? Yok eğer işinize geldiğinde “koskoca adamlar”, “yiğitler” olarak anılıyorsak niye buna uygun bir muamele görmüyoruz? Patronlar onlara kazandırdığımız paranın zerresini bize layık görmezken niye akranlarımız gibi hafta sonu tatil yapamıyoruz? Yusuf Tekin resmi hakkımız olan yıllık izin hakkımızı kullanıp kullanamadığımızı niye takip etmiyor? Sıkıntılarımıza ve sorunlarımıza niye çözüm aramıyor? Neden ülkenin genç neslini MESEM projesiyle tüketiyor? Biz genç nesli niye kendi ellerinizle eğitimsiz, parasız, yorgun ve stresli bir duruma sokuyorsunuz? Yusuf Tekin bir neslin ve ailelerinin büyük umutlarına, büyük emeklerinin değerine niye 8.000 lira gibi komik bir fiyat biçebiliyor? Bu sorular böyle uzayarak gidiyor…” 
 

Yazarın Diğer Yazıları