Eren Saran Akarsu

Gerçekten gerek var mı böyle haberlere…

Eren Saran Akarsu

Yerel basının en büyük handikaplarından biri “tık haberciliği” sanırım. Bazen bir gazeteci olarak düşünüyorum üzerimizdeki asıl baskı nedir? diye. 
Elbette medya patronları, sermayenin gazetecilik üzerindeki etkisi, siyasetin belirleyici olması, “onu yazmayalım” “bu firmanın ismini vermeyelim” “tutuklanırsın” gibi bir dizi sorun ve baskı var. 
Ama günlük olarak bir kentin sosyal medya gündemini takip edince insanın sinirlerini harap eden bazı örneklerle karşılaşıyorsunuz ki bunların hiçbirinin diğer saydığım baskılarla alakası yok. 

Muhabirin, editörün, gazetecinin görevlerini yerle bir eden, inisiyatifi kıran ve “hiç mi kendi fikrin yok” tartışmasından “insan etiğe nasıl bu kadar düşman olur” sorusuna hızlıca geçtiğimiz birkaç örnek var ki açıkçası beni artık meslek adına utandırıyor. 
Bir editör, bir kadın, bir gazeteci, bir muhabir adına ne derseniz deyin nasıl olur da o başlıkları atabilir? Nasıl olur da tık haberciliğine ve yıllar öncesi paparazzilerin ahlaksızlığına düşebilir şaşkınım. 
Elbette bu haber olduğunu zannettikleri sansasyonel başlıkları atan arkadaşların isimlerini verip hedefe koymak gibi bir niyetim yok. Ama iki çift lafı da söylemeden geçemeyeceğim.

Beni yoran bir tarz var yerel basında. Örneğin bir patrondan bahsedeceğiz “Kayserili iş insanı” diyoruz. Yetmiyor onun ailesinin gelini olduğunu söylüyoruz. Sonra da onun kim olduğunu belli etmemek üzere yüzünü blurluyoruz. Kadını sanki “ahlaksızlık” yapmış gibi oynadığı dizilerdeki sahneleri üzerinden toplumun önüne atıyoruz. Yani önüme her düştüğünde böyle başlıklar ve haberler gazetecilik mesleği de yerlere düşüyor gibi hissediyor, başkası adına ben utanıyorum. Yazan  arkadaşlarımız gençlerdir elbette belki o deneyimsizlik ve genelde bulunan kötü örneklerle bezeniyordur. Belki patronları diyordur, “tık alacak başlıklar atalım” “kışkırtalım” “etik vs. çok da önemli değil” diye. Belki kendisi de böyle öğrenmiştir. Belkiler çoktur ama insanlığın ve mesleğin ortak değerleri de vardır. 

Yani ne attığın başlık haber içeriği taşıyor ne yazdığın haber metni insanlığın gelişmiş değerlerine, kadın düşmanlığının artık suç sayıldığı yüz yılımızın fikirlerine uyuyor. Kadın bedeni üzerinden deyim yerindeyse “posta haberciliği” yapmak artık geçer akçe değil. Bizim de bazen kalemimizi bağlayan, zorunda kaldığımız haberler yaptığımız olmuyor mu? Elbette oluyor ama hiçbir kuvvet önce bir kadın sonra bir gazeteci olarak böylesi başlıkları bana attırmamalı diye düşünüyorum. İlkeli haberciliği savunmak adına büyük lokma yiyor büyük laf ediyorum. 

Bir sözüm de elbet bunu yayımlamakta bir beis görmeyen medya, gazete, internet sitesi patronlarına. Buna engel olmak bir kenara, buradan aldığınız tık ile başarı ölçtüğünüzü düşünüyorum. Ama yaptığınız habercilik değil en hafif tabiri ile kadın düşmanlığı, ayaklar altına aldığınız ise topluma karşı gazeteciliğin taşıdığı sorumluluk. Acilen mesleğin gereğini yerine getirecek bir yayın anlayışına davet ediyorum. Aksi halde eskiyip köhneyen her fikir gibi sizin de anlayışınız tarihin tozlu raflarına karışacaktır.

Yazarın Diğer Yazıları