Eren Saran Akarsu

Herkesi kucaklamak söylemenin gerçek sınavı

Eren Saran Akarsu

Özgür Özel’in Kayseri ziyaretlerini geride bıraktık. İlk adımını iş dünyası ile gerçekleştiren Özel, ardından Kayseri’nin yoksul mahallelerinden biri olan Eskişehirbağları’nda kadın buluşması gerçekleştirdi.

İş insanları ve KOBİ’lerle yapılan görüşme basına kapalı gerçekleştirildiği için içeriğine dair bilgi edinemedik ama kadınlarla mahalle buluşmasını izleyebildik. Öncelikle Özel’in aynı gün Kayseri’nin iki farklı ekonomik yüzü ile bir araya gelmesi önemli. Ancak bu önem meselesini “Ne güzel, herkesi kucaklıyor” gibi bir yerden değerlendirmiyorum. Çünkü herkesle görüşmek başka, herkesten yana aynı anda siyaset yapabilmek başka bir şey.

Eskişehirbağları’nda yaşayan kadınların Özel’e anlattıkları, anlatmak istediklerimi daha da anlaşılır kılacaktır. Ne diyor kadınlar: “Mahallemizde ciddi bir yoksulluk var”, “Gençlerimiz asgari ücretle ya da asgari ücretin altında sigortasız bir şekilde çalıştırılıyor”, “15 yaşında çocuklarımız MESEM adı altında haftanın altı günü atölyelerde, fabrikalarda çalıştırılıyor ve temel eğitimden yoksun kalıyor”, “Kadınlar iş bulmakta zorluk yaşıyor”, “Evde yaptığımız parça başı işlerden para kazanamıyoruz.”

Her biri yoksulluğun, ülkenin geldiği durumun ve kentin gerçek yüzünün nasıl olduğunu gözler önüne seren cümleler. Üstelik bunlar yalnızca rakamlara, enflasyon oranlarına ya da ekonomik göstergelere bakarak anlaşılabilecek meseleler değil. Eskişehirbağları’nda anlatılanlar, iktidarın ekonomik politikalarının gündelik hayatta nasıl karşılık bulduğunu gösteriyor.

Tabii bir de daha çarpıcı konuşmalar var ki bunlardan bir tanesi, “70 yaşındayım, iş bulsam ben de çalışacağım” diyen teyze; diğeri de Özel’in, Kayseri üzerine hazırlanan raporda uyuşturucu sorununun dikkat çektiğini hatırlatarak, “Sizin mahallenizde var mı böyle bir sorun?” demesiyle kadınlardan aldığı yanıtlar.

Yoksulluğun derinleşmesi yalnızca gelir kaybı yaratmıyor; beraberinde eğitimden kopuşu, kayıt dışı çalışmayı, kadın emeğinin değersizleşmesini ve çeşitli sosyal sorunların daha ağır hissedilmesini de getiriyor. Uyuşturucu meselesini yalnızca yoksullukla açıklamak elbette mümkün değil ancak yoksulluğun ve geleceksizliğin bu tür sorunları ağırlaştıran koşullardan biri olduğunu da görmezden gelemeyiz.

Temelde her biri derin yoksulluğun ağırlaştırdığı sorunların kaynağında kentin kaymağını yiyenler var elbette. Düşük ücret, güvencesiz çalışma, kayıt dışılık ve işçinin kolayca gözden çıkarılması üzerine kurulan çalışma ilişkilerini bu tablodan bağımsız düşünemeyiz. Kayseri’de servet biriktirenlerle yoksulluğun yükünü taşıyanlar aynı ekonomik düzenin iki ayrı tarafında duruyor.

Sadece ülkenin kötü ekonomik programla yönetilmesi ile açıklayamayız değil mi olanları. Yani bunu diğerinden azade tutamayız. Merkezde uygulanan ekonomik politikalarla, bu politikaların Kayseri’deki taşıyıcısı olan sermaye çevrelerini ve patronları birbirinden bağımsız ele alamayız.

Erdoğan-Şimşek programının Kayseri’deki temsilcileri; teşviklerle, vergi indirimleriyle işçi çalıştıranlar, işi bitince “kapı orada” diyenler... Bir tarafta bu ekonomik düzenin kazananı olan patronlar ve sermaye temsilcileri, diğer tarafta ise işsizliğin, düşük ücretin, güvencesizliğin ve yoksulluğun en ağır sonuçlarını yaşayan emekçiler var.

İşte tam da bu noktada, hem bu düzenin kazananlarıyla hem de onun sonuçlarını yaşayan emekçilerle yan yana gelip “hepinizin partisiyiz” demek, temel bir çelişkiyi ve defalarca yaşadığımız bir gerçeği bize yeniden hatırlatıyor.

Mesele, Özgür Özel’in sabah patronlarla görüşmesi değil. Bir siyasi parti liderinin sermaye temsilcileriyle, patronlarla, esnafla ve KOBİ’lerle görüşmesi burjuva siyasetin olağan bir parçası. Aynı şekilde öğlen Eskişehirbağları’ndaki kadınları dinlemesi de önemli. Fakat asıl soru görüşmeler bittikten sonra başlıyor: Patron daha düşük maliyet isterken işçi daha yüksek ücret istediğinde, sermaye daha fazla teşvik ve vergi avantajı talep ederken işçi daha güçlü sosyal güvence beklediğinde, çıkarların açık biçimde çatıştığı yerde siyaset kimin yanında duracak?

Herkesle görüşebilirsiniz; ama patronla işçinin çıkarı çatıştığında aynı anda ikisinden yana siyaset yapamazsınız. “Herkesi kucaklamak” söyleminin gerçek sınavı da tam olarak burada başlar.

Sabah patronlarla, öğlen emekçilerle yan yana gelindiğinde bir uyarı yapmak gerekiyor; herkesi kucaklamak istersin ama kucağın dolduğunda ilk düşürdüğün Eskişehirbağları’ndaki emekçiler olabilir.
 

Yazarın Diğer Yazıları