Hiç bir işçi evine cenaze ateşi düştüğünde ne olur bilir misiniz?
Hesabı tutulmayan ölümlerde ilk sırada geliyor işçi ölümleri. Tek tek olunca ateşin düştüğü ev ve çalışma arkadaşları yaşıyor acısını bir de nedeni hiçbir zaman sorgulanmıyor.
İşte aynı kadın cinayetlerinde olduğu gibi iş cinayetlerinde de yaşamını yitiren işçilerin raporlarını hazırlıyor İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi. Her gün her hafta ve her ay kayıtlara geçiyor işçilerin canlarıyla ödediği emeklerinin bedeli.
İSİG haziran ayı verilerine göre en az 228 işçi yaşamını kaybetti. En az denmesinin sebebi nedir? Bir iki basın kurumu dışında işçilerin ne çalışma koşulları ne ölümleri ne de eylemleri söz konusu edilmediğinden ve kimi işletmelerde işçilerin cenazesinin öldüğü yerden kaldırılması ile iş başı yapması arasında yarım saatten fazla süre olmadığından kayıtlara geçmiyor bile. Raporda diyor ki haziran ayı rakamlarıyla birlikte 2026 yılının ilk altı ayında iş cinayeti sayısı 1063’e ulaştı. Bu ay en çok ölüm tarım, inşaat, taşımacılık ve metal iş kolunda meydana gelmiş. Haziranda 3’ü inşaat, 2’si tarım ve 1’i cam olmak üzere 6 çocuk çalışırken can vermiş. 6 çocuk, çalışırken…
14 göçmen işçi hayatını kaybetmiş ki isimleri çoğumuz için bir şey ifade etmez.
Rakamlar dikkat çekiyor elbet böyle peşi peşine yazınca ama asıl önemli olan ardından yaşananlar. Bir işçi ailesinin cenaze evine girdiğinizdeki ağırlık, az önce çalıştığı yerde iş arkadaşını kaybetmiş işçinin çalışmaya devam etmek zorunda kaldığındaki öfke ve çaresizlik. Asıl bunu anlatmak gerekli. Bunu gün yüzüne çıkarmak gerekli…
Yıllar önce demir çelik işçilerinin yoğun yaşadığı bir mahallede öğretmenlik yapan arkadaşım sınıflarındaki bir çocuğun babasının iş cinayetinde yaşamını yitirmesinin ardından çocuklarla bunun üzerine konuşmak zorunda kalmıştı.
Çocuklardan babalarının işiyle ilgili resim yapmasını istediğinde asıl tablo ortaya çıktı:
Çocukların hepsi babalarıyla sabah vedalaşmalarında belki de akşam eve dönmeyeceğini biliyordu. Çocukların hepsi artık babalarımız ölmesin yazan resimler çizmiş, patronların kar hırsını kendi çocuk dünyalarıyla anlatmayı tercih etmişlerdi.
Bu resimler Evrensel Gazetesi’nde yayımlandı o zaman. Beni çok etkileyen haberlerin başında gelir çünkü aynı havzada sayısız iş cinayeti haberine ve işçi cenazesine gittim. O evlerin sessiz öfkesi kimi zaman hak arama mücadelesine dönüşüp adliye koridorlarına taşınır kimi zaman da aile bireylerinin “Allah’tan geldi, yapacak bir şey” yok avuntuları ile susturulur. Ama her aile kaybının ardından işyerinde ne zor koşullarda çalışıldığını anlatır bize ve tabi “başkaları da ölmesin diye” önlem alınsın sözleriyle biter.