Arıkan Kayseri'de 3 kırmızı çizgisini açıkladı
Saadet Partisi Genel Başkanı Kayseri Milletvekili Mahmut Arıkan, memleketinde basın mensuplarıyla buluşan Arıkan, son dönemde gündeme gelen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin revize edilmesi tartışmalarına değinerek, normalleştirme adına olumlu manada atılacak destek vereceklerini ve bu konuda 3 kırmızıçizgilerinin olduğunu söyledi.
Saadet Partisi Genel Başkanı Kayseri Milletvekili Mahmut Arıkan, Kayseri Gazeteciler Cemiyeti’nde basın mensuplarıyla bir araya gelerek, gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Adım adım Türkiye’yi gezdiğini, Erzurum, Ardahan, Kars ve Iğdır ziyaretlerinin ardından Kayseri’ye geldiğini belirten Arıkan, “Bizim cebimizde memleketin manzaraları var. Memleketin fotoğrafları var. Ve şunu net bir şekilde söylemek isterim ki fotoğraf çok net değil. Fotoğraf iyi değil. Dün yaptığım ziyaretlerde malumunuz Doğu Anadolu'da hayvancılık, en büyük geçim kaynaklarından bir tanesi. Net bir cümle kullanacağım: Bir tane, hayvancılıkla uğraşan insanımızın yüzünün gülmediğini gördüm. Sabah altı buçukta kalktım. Hayvan pazarına gittim, Kars'ta. Herkes gergin. Niye bu kadar gerginsiniz dediğimde, ‘Başkanım’ dedi, ‘Bugün ne satarsak, hangi hayvanı satarsak, içindeki bir kuruşa ellemeden parayı alıp bankaya götüreceğiz. Bankalara yetişemiyoruz. Aldığımız kredilerin altından kalkamıyoruz, girdi fiyatlarına yetişemiyoruz. Mazot olmuş 80 lira, bir torba yem olmuş bin lira, geçen sene bu bir torba yem 650 liraydı diyor. Memleketteki enflasyon yüzde 32’lerde ama yeme gelen zam yüzde 50’yi aşmış vaziyette maalesef.” dedi.
Kayseri bunu hak etmiyor!
Kayseri’nin özel ve güzel bir yer olduğunu; ürettiğini, vergisini verdiğini ve ihracat yaptığını belirten Arıkan, “Kayseri ülke ekonomisine bu katkıyı sağlarken Kayseri ülkenin nimetlerinden yeterince faydalanabiliyor mu? Net bir şekilde faydalanamıyor. 10 tane milletvekili var Kayseri'nin. Belediye başkanları var. Seçilmiş insanlar var. Ankara'da birçok üst düzey bürokrat yöneticisi var. Hepsinin kapısında Kayserili hemşehrilerimizin çocuğuna veya kendisine iş bulmak için saatlerce beklediğine şahitlik ediyoruz. Çiftçilerimizin kredi borçlarını ödeyemediğinden, çektiği sıkıntılardan dolayı ne kadar zor duruma düştüğünü görüyoruz. Organizedeki firmalarımızın ne kadar büyük problemler içerisinde olduklarını görüyoruz. Asgari ücretle insanların geçinemediğini görüyoruz. Kayseri bunu hak etmiyor. Kayseri çok daha iyilerine layık. Şehrimiz her zaman üzerine düşeni fazlasıyla yapıyor. Ama ülkeyi idare edenlerin, Kayseri'mize hak ettiği değeri vermediğini de maalesef görüyoruz.
Ekonomik kriz
Saadet Partisi olarak Türkiye’deki en önemli kriz ahlak krizi olarak gördüklerini ancak sokakta en büyük krizin ekonomik kriz olduğunu gördüklerini ifade eden Arıkan, açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Bir üçgen var. Bir köşesinde enflasyon var. Bir köşesinde faiz var. Bir köşesinde de vergilerin olduğunu görüyoruz. Tam üçgenin merkezinde de milletimizin olduğunu görüyoruz. 24 yılın sonunda ülkede hala enflasyon, faiz, vergi çok büyük bir problem olarak karşımızda duruyor. Enflasyonu uzun uzun anlatmaya gerek yok zaten. Cemiyetten çıkıp bir çarşı pazara uğradığımızda ne kadar can yakıcı hal aldığını net bir şekilde görüyoruz. Ben Kayseri'den cemiyetten tüm Türkiye'ye şunu söylüyorum. Bugün Türkiye'de enflasyon en büyük kul hakkıdır. En büyük kul hakkı bugün enflasyondur. Niye? sürekli güncelleniyor rakamlar? Ne hikmetse maaş artışlarının olacağı ay enflasyon bir şekilde düşüyor. Hemen bir ay sonrasında enflasyonun dört kat, beş kat arttığını görüyoruz. Kul hakkını tanımlamak isteyenler, buyurun size kul hakkı tanımlmaması. Maaş atışı yapacağında enflasyon düşüyor. Bir ay sonra tekrar enflasyonun kat kat arttığını maalesef görüyoruz. Emeklinin, asgari ücretlinin maaşını daha cebine girmeden gasp etmek, enflasyonla gasp etmek en büyük kul hakkıdır. Malumunuz iki bin yirmi altı yılsonu enflasyon hedefini açıklamışlardı. Sürekli hedef açıklıyorlar. Geçen hafta iki hafta önce yüzde on iki olarak hedeflenen enflasyonu yüzde yirmi sekize güncellediler. Yüzde on iki nerede? Yüzde yirmi sekiz nerede arkadaşlar? Daha da burada tutturabilirler ama çarşıya, pazara indiğinde çok daha farklı bir enflasyon var. Yüzde ellinin üzerinde bir enflasyonu çarşı, pazar ziyaretlerimizde net bir şekilde görebiliyoruz.

Ekonomi bataklığının bir diğer problemi faiz problemi. Değerli arkadaşlar bu sene bütçeden faizi ödediğimiz para tam 2.7 trilyon lira para. 2.7 trilyon ne demek biliyor musunuz? 80 yıllık cumhuriyet tarihimizdeki bütün kazanımlarımızı özelleştirdik. Elimize geçen para 1.7 trilyon, 2026’da faize ödediğimiz para 2.7 trilyon lira. Böyle giderse ki, bütün ekonomistlerde, bunu net bir şekilde söylüyorlar. 2027’de bu 3 trilyonu da geçecek
Önce lansman şimdi operasyon
Türkiye’nin 2023 yılına kadar lansmanlarla yönetildiğini, müjdelerin açıklandığını belirten Arıkan, Türkiye’nin artık operasyonlarla yönetildiğini ifade etti. Arıkan, “Neredeyse operasyon haberi duymadığımız tek bir gün yok. Bir suçlu mu var? Elbette sonuna kadar gidilmeli. Elbette sonuna kadar yargılanmalı. Elbette bir kabahat varsa cezası kesilmelidir. Ama devletin görevi sürekli olağanüstülük üretmek değildir. Devletin görevi, olağan olan hayatı güvence altına alabilmektir. Bizim amacımızın da bu olduğunu tekraren ifade etmiş olayım değerli arkadaşlar.” dedi.
Konuşmasında İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını ve bölgedeki politikalarını da değerlendiren Arıkan, iktidarın İsrail’e karşı üst perdeden kınamak dışında bir tavrının olmadığını belirterek, İsrail ordusunda görev yapan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının vatandaşlıktan çıkartılması gerektiğini söyledi.
3 kırmızıçizgi
Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine yönelik revizyon çıkışlarını da değerlendiren Arıkan, 2017 yılında da çekincelerini dile getirdiğini, toplumun yıllardır narkozlandığını ifade ederek, açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Uyuşturuyorsunuz. Bizim işimizde narkozladığınız toplumu tekrar gerçeklerle karşı karşıya getirmek. Biz hep şunu söyledik. 50+1’in bütün yetkilerin tek bir isimde toplandığı, meclisin olabildiğince zayıflatıldığı sistem yürüyebilen bir sistem değildir. Bu sistem tıkanmış bir sistemdir. Bunu çözebilmek için olumlu manada biz katkı sağlamaya devam edeceğiz. Şunu yapmayacağız. Biz sekiz sene önce bunu söyledik. Bugün dediğimize geldin diye karşınızda durmak yerine olumlu manada sistemi normalleştirme adına olumlu manada atacağınız adımlara da destek olacağımızı tekrar ifade edelim. Ama şunun yapılmasını da istemeyiz. Araç özellikle ekonomi kurmaylarının bindiği araç duvara tosladı. Araba perte çıktı. Siz çıkıp da perte çıkan arabanın koltuk kılıflarını değiştirmek bahsederseniz burada bir samimiyet olmaz. Burada tamamıyla algıyı yönetmek olacaktır. Bizim üç tane kırmızıçizgimiz var. Bunlardan bir tanesi partili cumhurbaşkanlığı sistemine son verilmeli. Ülkedeki çıkmazlardan birçoğunun sebebi bu. Cumhurbaşkanı makamında oturan kişi sadece 50+1’in değil 86 milyonu kucaklayacak. 86 milyon insanın derdine derman olacak bir makam olmalı. İkincisi kuvvetler ayrılığı ilkesi esastan temsil edilmeli. Sözde değil. Bugün kuvvetler ayrılığı değil. Üçüncüsü yargı bağımsızlığı kağıt üzerinde değil uygulamada sağlanmalı. Mahkemeler iktidarın kalkanı olmamalı. Mahkemeler muhalefetin tepesinde giyotin gibi bekleyen kurum olmaktan çıkartılacağı bir sisteme getireceğiniz takdirde biz sonuna kadar destekleriz.”
