'Katı Olan Her Şey Buharlaşıyor'
Yunus Uğur
Bugün size Marshall Berman’ın isimli kitabından söz etmek istiyorum. Adını ilk gençlik yıllarımda duymuştum ama okumak biraz geç nasip oldu. Kitabın ismi, Marx ve Engels’in Komünist Manifesto’sundaki bir ifadeden geliyor. Bu cümle bana, insanın ayağını bastığı yerin sürekli değişmesini düşündürüyor. Güvendiğimiz kurumların, alışkanlıklarımızın, doğrularımızın zamanla elimizden kayıp gitmesini…
Ben bu kavrama ‘meta öykülerin çöküşü’ demek istiyorum, Nevzat Hoca gibi. Çünkü burada değişen yalnızca yaşam biçimimiz değil, dünyayı nasıl algıladığımız, hayata hangi pencereden baktığımız.
İnsan, sizlerin de bildiği üzere bir ‘Homo narrans’tır, yani hikaye anlatan, sonra da ona inanan bir varlık. Bu inkar edilemez bir gerçektir.
Eskiden insanlar daha büyük hikayelere, daha doğrusu meta öykülere inanırdı. Bu meta öyküler insanlara büyük bir topluluğun parçası gibi hissettirir, insan kendini dünyaya ait hissederdi.
Bu aidiyet hissi ona güç verir, hayatını düzene koyardı o şekilde ya da bu şekilde.
Fakat ben hikayeye farklı bir yerden bakmak istiyorum.
Bizden yüz yıl önce yaşayanlar daha mı mutluydu? Bunu kesin olarak söyleyemem. Geçmişin yoksulluğunu, hastalıklarını, çaresizliğini romantikleştirmek istemiyorum. Tıp gelişti, insan ömrü uzadı, gündelik hayatı kolaylaştıran imkanlar arttı. Bir zamanlar günler süren işler şimdi birkaç dakikada tamamlanıyor.
Fakat hayat kolaylaşırken onu anlamlandırmak da kolaylaştı mı?
Ben bu soruya rahatlıkla evet diyemiyorum.
Çünkü insanın ne yapabileceğini bilmesiyle neden yaşadığını bilmesi aynı şey değil. Önümüzdeki seçenekler çoğaldıkça kendimizi daha özgür hissedebiliriz. Fakat hangi seçeneğin bize ait olduğunu anlamak da bir o kadar zorlaşabiliyor.
Büyük hikayelerin çözülmesinde beni düşündüren biraz da bu. İnsan, kendisine sunulan cevaplardan uzaklaşırken kendi sorularıyla baş başa kalıyor. Bunun özgürleştirici bir tarafı var elbette. Ama insan her zaman bu yalnızlığı taşıyabilecek güçte olmuyor.
Ben kitabı okurken biraz da bunu düşündüm. Katı olan her şey buharlaşıyorsa, insanın insana duyduğu ihtiyacı da unutmamak gerekiyor. Çünkü anlam arayışı kişisel olsa bile, onu bütünüyle tek başımıza sürdürmek zorunda değiliz.