Bugün yurdun tüm okullarından karnesini alan çocukların sevinç görselleri geliyor. Gazeteler okullarda karne sevincini veriyor. Yaklaşık 18 milyon öğrenci karnesini alırken 1 milyonu aşkın eğitim emekçisi de bu yıl öğrencileriyle bir arada olmanın son gününü yaşadı.
Peki 2025-2026 eğitim öğretim yılı sona ererken kimler karne alamadı, kimler bir daha çocuklarına sarılıp yeni bir şey öğretemeyecek. Sene sonu geldiğinde karnelerini onlara öğütlerle veremeyecek.
Bu yıl okullar ekonomik olanaksızlık, bütçe ve kaynak yetersizliğinin getirdiği sonuçların yanı sıra şiddete ve ölüme sahne oldu. Hatırlayalım İstanbul’da öğretmen Fatma Nur Çelik, Aydın’da Kıvanç Yılmaz Çoban okulda görev yatıkları sırada katledildi. Ağrı’da 24 yaşındaki sözleşmeli öğretmen Irmak Ayşe Koparan idarecilerin mobing, baskı ve şiddeti sonucu ölüme sürüklendi. Urfa Siverek’te Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ndeki silahlı saldırıda 16 kişi yaralandı. Bir gün sonra Maraş’taki Ayser Çalık Ortaokulunda gerçekleştirilen silahlı saldırıda saldırgan öğrenci dahil 11 kişi yaşamını yitirdi.
Herkesin tepkisini toplayan ve ülkede eğitime şiddete son söylemini hep bir ağızdan söyleten bu gelişmelerin yanı sıra bir de görünmeyen ve okul hayatından koparılanlar var. Rakamlarla bakmanızı isterim sessiz sedasız okul sıralarından alınıp sanayi kapılarına köle edilenlere, tarlalarda güneş altında rengi kararana kadar ailelerinin yanında çalışmak zorunda kalanlara. Ve daha fazlasına.
Yazıyla yarım milyon sayıyla 562 bin öğrenci MESEM projesi kapsamında sanayiye sürülmüş. Okul sıralarına veda ettikleri yetmemiş bir de yaşama veda etmiş MESEM’de çalışırken iş cinayetinde 20 çocuk. İsimleri aileleri ve yakın arkadaşları hariç kimsenin hafızasında yer etmiyor bile…
273 bin öğrenci örgün öğretim yüzü görmeden açık öğretimde artık ne alırsa onunla eğitiliyor, 1 milyon 471 bin ise okul dışında olan çocuk sayısı. 11 ilde kız çocuklarının okul terk sayısı artmış. Tahmin edersiniz ki yaşamlarını yitirmemiş olsalar da geleceklerini yitiriyor kız çocukları. Bazı evlerin gelinleri oluyor, bazı bebeklerin anneleri çocuk yaşta. Bir de tabi ismini suça sürüklenen çocuk diyerek andığımız sanki bizim mahallemizde yaşamıyorlar gibi ya da kim sürüklüyor bizi ilgilendirmiyor gibi yaptığımız 4 bin 666 çocuk cezaevinde.
Okula gönderebildiklerimizin hali ayrı bir yazının konusu ama şunu da demeden geçemeyeceğim ekmeğin arasına ekmek bile koyamayarak okula gidebilen yani okula aç giden çocuk oranı yüzde 25!
Alın şimdi bu rakamlarla ne yaparsanız demeyeceğim elbette. Ya da unutursak kalbimiz kurusun diyip yaşamını yitiren çocukları anmayacağım. Rakamlar sadece hafızamızda kalmasın, geleceğimizi çalan bu karanlık sistemin karşısında durmanın somut örnekleri olsun, elimizde dilimizde birer slogana dönüşsün diye…