Eren Saran Akarsu

Kayseri'de kreş bilmecesi

Eren Saran Akarsu

Türkiye’de alışılagelmiş bir kalıp var, “kadınlara verilen haklar birileri tarafından bahşedilmiştir” 
Medeni Kanun, seçme seçilme hakkı gibi bir dizi hak Cumhuriyet’in öne çıkan kazanımları elbette. Ancak bu hakların ve bugün birçok hakkın kadınların taleplerini yüksek sesle dile getirmesinin ardından gündeme gelmiş, yasalaşmış ve bir kazanım olarak hanemize yazılmıştır. 
Geçtiğimiz günlerde bir basın açıklaması takip ettim. 7 bine yakın çalışanın olduğu Kayseri Şehir Hastanesi’nde kreş talebine dair işyerinde örgütlü sendikaların yürüttüğü çalışmanın ardından “Kreş ihtiyacının” ne kadar elzem olduğunu açıklayan ve anketin çarpıcı sonuçlarını dile getiren bir basın açıklamasıydı. 
Açıklamanın ardından iki saat gibi kısa bir süre içinde Şehir Hastanesi’nde kreş protokolü başlıklı haberler servis edildi. Bir gün sonra da kreş anketi çalışmasına katılmayı reddeden bir sendikanın “Girişimlerimiz sonuç verdi, şehir hastanesine kreş müjdesi” minvalinde bir paylaşımı düştü önümüze. 

***

Şimdi bu durumu iki yönlü ele almak önemli. Bunlardan birincisi bir tarafta işyerinde çalışan ve orada nefes alan işyeri temsilcilerinin sorunu tespit edip boyutlarını ortaya koymak üzere çalışanlar arasında anket düzenlemesinin ne kadar önemli bir çalışma olduğu. İki aylık bir süreçte işyerlerinde kreş ihtiyacı duyan sağlık emekçileriyle görüştüler. Ve görüşmelerden çıkan sonuçlar oldukça çarpıcıydı. 
Ne diyordu Şehir Hastanesi çalışanları, yani konunun gerçek muhatapları 
Bir sağlık çalışanı, çocuğu hastalandığında yanına gidemediğini anlatıyordu. Bir diğeri, eşiyle vardiyalarının sürekli çakıştığını söylüyordu. Başkası, güvenilir bir bakıcı bulamadığı için her gün işe kaygıyla geldiğini ifade ediyordu. Bazıları ise çocuk bakımı nedeniyle yarı zamanlı çalışmaya mecbur kaldıklarını ya da işten ayrılmayı düşündüklerini söylüyordu.
Tabi bu cevapların hiçbiri tek tek insanların hikâyeleri değil. Türkiye'de özellikle kadınların çalışma yaşamında karşılaştığı yapısal bir sorunun yansımaları.
Çünkü çocuk bakımını hâlâ büyük ölçüde kadınların sorumluluğu olarak gören bir toplumsal düzen içerisinde yaşıyoruz. Kadınlardan hem çalışmaları hem çocuk büyütmeleri hem de bakım yükünü büyük ölçüde tek başlarına üstlenmeleri bekleniyor. Sonra da kadınların iş gücüne katılım oranlarının neden düşük olduğu tartışılıyor.
Oysa cevap çok uzakta değil.
Bir kadın işe giderken çocuğunu güvenle bırakabileceği bir yer bulamıyorsa, çalışma hayatında eşitlikten söz etmek mümkün değil. İşte işyerinde konunun gerçek muhatapları ile anket yaparak bir hakkı ortaya koymak bu açıdan önemli. 

***
Şimdi ikinci yönüne gelecek olursak, iki ay anket yapan sendikalar başta SES olmak üzere HEP-SEN, Sağlık-İş ve GENÇ SAĞLIK-SEN. Anket sonuçları gelince açıklamayı yapan ise SES Kayseri Şubesi ve İşyeri temsilciliği. 
Peki, sağlık emekçilerine hiç sormadan belki de başhekimlikle koordineli bir şekilde tam da işyerinde kreş ihtiyacı anketi sonuçlarının açıklandığı gün ortaya atılan kim SAĞLIK-SEN. 
Sendikal bakış açısı ayrı bir eleştiri konusu ama bir sendika masa başında bu işleri çözdüğünü iddia ediyor ve çalışanların ihtiyacını ve sözünü hiç sormadan. Herhalde Allah tarafından tebliğ ediliyor ihtiyacın boyutu. Kreş meselesi hiçbir zaman yalnızca bir bina meselesi olmamıştır. Kreş kadınların çalışma yaşamındaki varlığının, ekonomik bağımsızlığının ve eşit yurttaşlık hakkının bir parçasıdır. Nasıl bir kreş yapılacağını da çalışanlara sormadan belirlemek en hafif tabirle “Biz yaptık oldu” anlayışıdır. 

***
Basın açıklamasından birkaç saat sonra kreş protokolünün imzalanmış olması tesadüf müdür?
Belki evet, belki hayır.
Ama kesin olan şu ki hiçbir kurum, hiçbir yönetim ve hiçbir siyasi irade görünür olmayan bir sorunu çözmek zorunda hissetmez. Sorun görünür hale geldiğinde, kamuoyunun gündemine taşındığında ve çalışanlar tarafından sahiplenildiğinde ise işler değişmeye başlar.
Bugün kreş konusunda yaşanan gelişme bize eski ama önemli bir gerçeği yeniden hatırlatıyor:
Haklar öylece hediye paketinde verilmez. 
Haklar, ihtiyaç sahipleri tarafından talep edildiğinde, örgütlü bir biçimde savunulduğunda ve vazgeçilmediğinde hayat bulur.
Bu nedenle bugün konuşulması gereken yalnızca açılan ya da açılacak bir kreş değildir.
Konuşulması gereken, çalışanların ortak sorunları karşısında ortak söz üretmesinin ne kadar değerli olduğudur.
Çünkü kreş meselesi bize bir kez daha gösterdi ki bazen bir anket, bir imza, bir açıklama ya da birkaç kişinin ısrarı sandığımızdan çok daha büyük sonuçlar doğurabiliyor.
 

Yazarın Diğer Yazıları