Zeliha Berfin Karahasanoğlu

Kayseri'de evlilik filmi vizyonda

Zeliha Berfin Karahasanoğlu

Fark ettiniz mi? Bizim memleketteki çiftler evliliğe değil de düğüne hazırlanıyor. Doğup büyüdüğüm şehir olduğu için Kayseri’yi baz alarak konuşuyorum.

Bu dediklerimi sadece kadınlar veya erkekler üzerinden söylemiyorum. Bu şehrin toplumsal açısından değerlendiriyorum. Bakıyorum da insanlar, hayat arkadaşıyla evleneceği için değil, o kişinin ona sunacağı hayat konforu ve çevresine gösteriş yapacağı için heyecanlanıyor.

Düğün, kına ve nişan dedikleri şey birkaç saat sürüyor. Çevresindeki insanlar onları maksimum yarım saat konuşuyorlar. Fotoğraflar, videolar ve paylaşımlar anı olarak kalıyor. Peki, evin içinde birbiri ile baş başa kalan kim oluyor?

Evin büyüklüğü, yüzüğün karatı, düğünün nerede yapıldığı, şehrin hangi önemli isimlerinin katıldığı, kimin ne taktığı, elbiselerin nereden alındığı veya çeyizindeki kahve fincanı takımının pembe-kırmızı çizgili markadan olup olmadığı neyi değiştiriyor? Nasıl da unuturum! Bir de gelinin başına takılan tacın büyüklüğü ile mutluluğu aynı oranda mı oluyor?

Yanlış anlaşılmasın, bunları yaşayan taraf da oldum. Ben henüz evlenmedim ancak çok yakınlarım evlendi. Ne düğünler yapıldı... Evliliklerinin ömrü düğünleri kadar bile uzun olmayan oldu.

Göstermek istediğiniz mutluluğunuzsa ben varım ama gösterişse ben yokum. Yüzüğünüzün karatı büyük diye paylaşıyorsanız siz bir taş ile evleniyorsunuz demektir. Siz eşiniz yakışıklı diye paylaşıyorsanız siz bir model ile evleniyorsunuz. Siz o kişinin mal varlıklarını paylaşıyorsanız siz mallar ile evleniyorsunuz demektir.

Ben mutluluk gözyaşları görmüyorum. Eşine aşkla bakarken dans edenleri görmüyorum. Altınları takıp, dansçıların yanında açılış töreni yaparcasına salona girenleri görüyorum. Veya son model arabaları ile gelin almaya giden, nişanda ceketinin cebinden yeni alınan telefonu masaya koyanları görüyorum. Ne hallere geldik, şaşıp kalıyorum.

Mutluluğunuzu bu şekilde göstermekte özgürsünüz. Kimin neye ne kadar harcayıp göstereceğinden kendi mesuldür. "Birileri yapar, birileri konuşur" da diyenler olacaktır. Mutluluğu paylaşmakla hiçbir sıkıntım yok. Sadece seyrettirdiğiniz evlilik filmi gerçeklerden çok uzak. Maddi açıdan gerçekler olsa da manevi açıdan son derece yoksun. Bazıları evliliğini yaşamıyor, sadece seyrettiriyor. Bazıları seyirciye ihtiyaç duyuyor. 

Yüzükler atılıp, evler ayrıldıktan sonra imzalar atılıyor fakat kimse bunun gösterişini yapıp seyirciye sunmuyor. Çünkü bizim memlekette evlilik filmi, reklamı ve yatırımı çok yapılan bir aşk filmi olunca izleniyor. Diğerleri ömür boyu sürse de çok tercih edilmeyen sanat filmleri gibi gişesi düşük kalıyor.

Yazarın Diğer Yazıları