Akademisyenler susarsa meydan kime kalır?
Yunus Uğur
Geçtiğimiz hafta, akademisyenlerin YouTube kanallarında içerik üretmeleri ‘esnaflık’ sayıldığı için yasaklandı.
Bu yasağın haklı tarafları vardır belki, bunu bilemiyorum.
Ancak ortada bu kadar bilgi kirliliği varken akademisyenlerle kamuoyu arasındaki köprünün yıkılması bence hiç iyi olmadı. Hem ne gerek vardı? Her şey bitti, sıra buna mı geldi?
Benim şahsen Prof. Dr. Nevzat Kaya’nın CultureClub adlı YouTube kanalındaki videolardan öğrendiklerimi başka herhangi bir yerden öğrenmem mümkün değildi. Yıllarca bu kanaldaki videoları izledim, dinledim. İnanın, kaç gece bu videoları dinleyerek uyudum, sayamam bile.
Bu kanal benim ufkumu arş-ı âlâya çıkardı, dünyaya bakış açımı değiştirdi.
Nevzat Hoca bir karşılaştırmalı edebiyat profesörü. Yılların akademik tecrübesine sahip. Belki ana dilinden daha iyi Almanca biliyor. Onun yerini YouTuber’lar mı alacak Allah aşkına?
Yapmayın.
Ama artık CultureClub yok.
Yasağı çıkaranların bunu hangi gerekçeyle yaptıklarını bilemem.
Ama iyi yapmadıkları kesin.
Bugün internet, doğru bilgi kadar yanlış bilginin de hızla yayıldığı bir mecra.
Her konuda uzman olduğunu söyleyen, hiçbir akademik geçmişi bulunmamasına rağmen insanlara kesin hükümler dağıtan yüzlerce kişi var.
Böyle bir ortamda gerçek akademisyenlerin geri çekilmesi ya da geri çekilmeye zorlanması, meydanın bilgi kirliliğine bırakılması anlamına gelmez mi?
Akademisyen yalnızca üniversitedeki sınıfında konuşan biri olmamalı. Bilgisini toplumla paylaşabilmeli, yıllar boyunca edindiği birikimi üniversite duvarlarının dışına taşıyabilmeli.
Çünkü herkesin üniversiteye gitme, akademik konferanslara katılma veya pahalı kitaplara ulaşma imkânı yok. YouTube gibi platformlar, bu açıdan önemli bir fırsat sunuyor.
Elbette denetim gerekiyorsa yapılsın. Akademik kimliğin ticari amaçlarla kullanılmasının önüne geçilecekse bunun kuralları açıkça belirlensin. Fakat çözüm, bütün kapıları kapatmak olmamalı.
Bilginin yayılmasından korkmamak gerekir. Hele o bilgiyi yıllarını çalışmaya, okumaya ve araştırmaya vermiş insanlar anlatıyorsa…
En azından bu konuda bir orta yol bulunmalı. Akademisyenler susturulmamalı, tam tersine, onların daha fazla insana ulaşmasının önü açılmalı.
Çünkü meydan yalnızca çok konuşanlara değil, gerçekten bilenlere de kalmalı.