Harbiye’de yaptığı gösterisini Youtube yükleyen komedyen Deniz Göktaş 24 saatte bir milyon izlenme aldı.
Ben de aynı gün izleme fırsatı buldum. Deniz Göktaş’ı gerek podcastlerinden gerekse de önceki gösterisini de youtube’a yükleyerek bizlere ücretsiz izleme fırsatı vermesinden mütevellit bilirdim ve severek izlerdim. Ama Göktaş bana kalırsa son gösterisi ile çıtayı arşa çıkarmış. Tespit gibi tespitlerle ülkede gözümüzün önünde olan ne varsa yeniden işlemiş ve akıcı bir gösteriye dönüştürmüş.
Tabi gösterinin bu denli izlenmesinin ardından yükselen eleştiriler ve “ne cesaretçiler” döküldü ortalara. Manipülatif haberler de peş peşe geldi. Yurtdışına kaçtı diye haber oldu Yeni Şafak’ta, ona da tam olması gerektiği gibi yanıt verdi Göktaş, ‘Bütün yıl hayal ettiğim gibi turnem ve kurgu biter bitmez arkadaşlarımın yanına 3 tişört 3 boxerla tatile geldim. Bilmiyorum seyahat etmem ayıp bir şey mi ama istihbarat haberi gibi paylaşanlar 22 Haziran’da yüklü bir bedelli askerlik ücreti ödediğimi de görürler, uzun yıllar ülkede olacağım :) Türkiye’de olmamı gerektiren bir durum olursa ilk uçakla döneceğim, tişört sayısı zorluyor’
***
Böyle gündemler önce ülkenin merkezinde tartışılıyor sonra da taşraya doğru yavaş yavaş yayılıyor. Üç gündür işyerindeki arkadaşlarıma “izleyin bak kaldırılacak böyle giderse” diyorum. Az önce de AK Parti Kayseri Milletvekili duruma el atmış anlaşılan, tepkisini şöyle koymuş: “Kendisini komedyen olarak tanıtan Deniz Göktaş'ın bir gösteri sırasında dört kutsal kitap ve özellikle kutsal değerlerimiz hakkında sarf ettiği ifadeleri büyük bir üzüntü ve infialle öğrenmiş bulunuyoruz”
Şimdi gösteriyi izlemiş biri olarak hemen peşinen söyleyeyim Deniz Göktaş’ın söylediklerinde ‘infial yaratan’ bir durum yok. Dikkat çeken durum ise bu konuda “Dört kitaba hakaret” “kutsal ve manevi değerler” söylemine sarılmaları.
Bu söylemler aklıma Umberto Eco’nun Ortaçağ Avrupası’na dair yazdığı “Gülün Adı” kitabını getirdi.
Kitaptaki karakter Jorge de Burgos, insanların inancını ve kurulu düzeni sarsacağını düşündüğü bir kitabı saklar ve yok etmeye çalışır. Romanın geçtiği manastırda peş peşe yaşanan ölümlerin merkezinde de bu yasaklı eser vardır. Çünkü Jorge’ye göre insanların gülmesi, sorgulaması ve korkularından sıyrılması otorite için tehlikelidir. Bu metnin yayılmasının, dinî ve siyasal otoritenin kurduğu korku düzenini zayıflatacağına inanır.
Gülün Adı kitabı 1980 yılında yazılmış, anlattığı dönem 14. yüz yıl Orta Çağ Avrupa’sı... Ve yasaklanan kitap, Aristoteles’in Poetika’sının ikinci kitabı “komedi ve gülme” üzerine olan bölümü… Aradan geçen yedi yüz yılda iktidarlar hala komediyi infial yaratır, değerlerimize saldırır gibi gerekçelerle yasaklamak ve baskılamak istiyor.