Kesmeşeker müzik grubunu çok severim. Lise çağından beri dinlediğim bu grubun sevdiğim şarkılarından biridir. “Her şey sermaye için sevgilim”
“Her şey sermaye için sevgilim
Bir yıldıza laf atmakmış benim işim
Kapıları, pazarları satmışlar meleğim
Her pazar kalbimde azar azar
Çünkü serbest bir pazar her şeyi bozar
Çünkü denizsiz martılar bir deniz arar”
Bu şarkının o zamanlar benim için bu kadar derin sorunlara işaret eden bir anlamı yoktu tabi… Ne zaman geliştik, değiştik, ülke siyaseti ve ekonomi politikaları üzerine okumaya, işçilerle konuşmaya başladık o zaman daha önemli bir anlam kazandı.
Kayseri’de geçtiğimiz günlerde KAYSO Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitci’nin sözleri basında yer aldı. Başkan sanayiciler için vergi indirimini “nefes” olarak ifade etti. Eş zamanlı olarak aynı şehirde işçiler ise başka bir şey söyledi: Geçim zor.
Bu iki cümle arasındaki fark, duyguda değil, rakamlarda.
Türkiye’de vergi gelirlerinin yaklaşık yüzde 65’i dolaylı vergilerden geliyor. Yani herkes aynı ürüne aynı vergiyi ödüyor. Gelire göre değil, tüketime göre alınan bir sistem.
Ücretliler için tablo daha da ağır:
Vergi maaş daha ele geçmeden kesiliyor.
Yılın başında yüzde 15’le başlayan gelir vergisi, birkaç ay içinde yüzde 20’ye çıkıyor.
Yıl ortasında birçok çalışan yüzde 27’lik dilime giriyor.
Ücret artmasa bile vergi artıyor.
Şimdi aynı anda konuşulan diğer başlığa bakalım:
Sanayiciler için kurumlar vergisinin yüzde 25’ten yüzde 9’a kadar düşürülmesi tartışılıyor.
Buna “nefes” deniyor. Ama aynı şehirde, Kayseri’de işçiler şunu söylüyor:
“Düşük ücret, ağır iş yükü ve vergi adaletsizliğiyle çalışıyoruz.”
Ve devam ediyorlar:
“Adil ücret ve eşit haklar için birleşmeliyiz.”
Burada iki ayrı gerçek yok. Tek bir gerçek var, iki farklı yerden anlatılıyor.
Bir tarafta vergi düşüyor. Diğer tarafta vergi büyüyor.
İşçi için, maaşından kesilen vergi artıyor. Tükettiği her şeyde vergi ödüyor. Geliri yerinde sayarken yükü büyüyor.
Şirket için, ödediği vergi düşürülüyor.
Bu bir teknik düzenleme değil. Bu bir tercih...
Vergi sistemi, kimin ne kadar ödediğini değil, kimin ne kadar korunacağını gösterir.
Kayseri’de çalışan emekçilerin söylediği “vergi adaletsizliği” tam da buraya işaret ediyor.
Çünkü mesele sadece ücret değil; ücretin daha cebine girmeden eksilmesi.
Ve bütün bu tablo yan yana konduğunda, artık yorum yapmaya bile gerek kalmıyor:
Her Şey Sermaye İçin Sevgilim