Ahmet ZORLU

KİTAP VE FUAR

Ahmet ZORLU

Hayatı Edebiyatla kuşatmak..

Eğer bir toplum kitapla barışık bir hayatı seçmişse, o toplumda huzur iklimi kendine yer bulmuş demektir.

Kayseri Kitap Fuarı’ndan sonra Türkiye’nin en büyük kitap fuarı olarak kayıtlarda yer alan İstanbul Kitap Fuarı’nın açılış ve ikinci gün hareketliliğini izleme fırsatı buldum.

 

3 saatliğine de olsa ‘Fetözedeler-Fetözadeler’ kitabımı imzalama imkanım oldu.

Tıklım tıklım insan seli, yayıncıların standları önünde kitapları didik didik eden,  yazarlarla sohbet eden insan topluluklarını görünce, adeta kitap-kültür gibi konularda ülkem adına yaşadığım karamsarlığın zemininden, yeniden ‘umut’ filizlendi.

Son bir yıl içerisinde, Kayseri, Ankara, Kocaeli ve son olarak İstanbul Kitap Fuarı’nda hasbelkader, kitabımı imzalarken dikkatimi çeken bir nokta oldu.

 

Hayat mücadelesi içinde, birbirini hiç görmeyen insanlar arasında bile ‘kitap’ sihirli bir iletişim aracı haline geliyor, gelebiliyor.

Mesela, İstanbul’da yaşayan bir okur, önce nezaketle aldığı kitabı imzalatıyor, sonra 500 küsur sayfalık kitabın satır aralarındaki ayrıntılar üzerine seninle sohbet edip, “İşlediğin bu bölümde ele aldığın ilişkiler ağının birebir tanığıyım” diyerek, senin unuttuğun kitaptaki ayrıntıları bile sohbet konusu ettiğinde gururlanıyorsun.

Gururlanmakla kalmıyor, eli kalem tutanların ülke adına, toplum adına ne kadar büyük bir sorumluluk üstlendiklerine vakıf oluyorsun.

Ve fuara, kitaba, kültüre zaman ayıran, birbirini hiç görmemiş insanların davranışlarında, konuşmalarında yer bulan nezaket, sizi bir kez daha umutlandırıyor.

Sonra uyanıveriyorsunuz birden bire.

 

Bu kadar kalabalık toplulukların ‘kültür’ ekseninde bir araya gelebildiği güzel ülkemde yaşananlara bakıyor ve kahroluyorsunuz.

Sanki görünmez bir el ülkem topraklarının her karışına ‘Cehalet tohumu’ ekerek filizlenmesi, boy vermesi, mahsule dönüşmesi için her yolu deniyor.

Güzel ülkemin, sayıca azalmış aydın ve aydınlık insanlarına yaşadığımız şu günlerde biraz daha sorumluluk düştüğüne karar veriyorsun.

Zira ‘Cehalet’in yarattığı sun-i karanlığı yok edecek tek şey, kültürle donanmış bir toplumdur.

Ama yazarı çaresiz, yayıncısı iflas riski taşıyan bir Türkiye ve kitap sektörü ile de baş başa olduğumuz gerçeğini hatırlayıveriyorsunuz.

Fuarda çok sayıda yayıncı ile sohbet ettim.

 

Kurumsallaşmış yayınevlerinin kapıya kilit asma riski ile karşı karşıya bulunduğunu, bir çok yazarın elindeki eseri bastırıp yayınlatmakta sıkıntı çektiğini anlattılar.

Nedeni kağıt fiyatları.

Yayıncılar, “Önümüzü görmekte zorlanıyoruz. Bu nedenle gelen çalışmaları basmak yerine, eser sahiplerinden zaman talep ediyoruz. Devletin kağıt sorununa köklü bir çözüm bulması gerekiyor” görüşündeler.

Böylesi zor bir zamanda, Kayseri’de başarılı bir kitap buluşmasının ikincisini gerçekleştiren Büyükşehir Belediyesi’nin bu çabasını da takdirle bir kez daha hatırlamakta yarar var sanırım.

Eflatun’un dediği gibi, “İyi kitaplar, babalarını eleştiren çocuklardır” gerçeğinden yola çıkarak, yöneteninden yazarına, yayıncısından okuyucusuna kadar kitap dünyasının kenetlenmesini gerektiren bir süreç yaşıyoruz.

Böylesi nazik bir dönemde kültür için, kitap için,  okumak adına özveri gösteren herkesi kutluyorum.

 

Ve Kayseri’de, ve Ankara’da, ve Kocaeli’nde, son olarak İstanbul Kitap Fuarı’nda birbirimizi hiç görmediğimiz halde, fuara gelerek kitap alan, kitap imzalatan, yazdıklarım noktasında takdirlerini ileten, eleştiren,  ‘bu konuda aynı fikirdeyiz’ ya da ‘Bu konuda sizinle aynı düşünmüyorum’ deme yürekliliğini gösteren herkese bir kez daha gönül dolusu teşekkür ediyor, en kısa zamanda yeni kitabımla karşılarında olacağımın güvencesini veriyorum.

Franz Kafka’nın güzel bir sözü vardır;

‘Okuduğunuz kitap, bir yumruk kadar sert değil ve sizi uyarmıyorsa ne işe yarar.’

Uyaran, uyandıran, yazılarda, kitaplarda birlikte olmak dileğiyle..

 

Yazarın Diğer Yazıları