Kayseri Şeker eski yöneticisinden itiraf: Benim yanlışım..

Kayseri Şeker Fabrikası eski yöneticisinden açıklamalar arka arkaya geldi. Sosyal medya hesabından paylaşım yapan eski yönetici Metin Demircan kendi suçunu da açıkladı.

Kayseri Şeker Fabrikası eski yöneticisi Metin Demircan sosyal medya hesabından yaptığı açıklaması ile yanlışını açıkladı. ‘Açıkça itiraf ediyorum’ diyerek paylaşım yapan Demircan dikkat çekti.

‘Benim yanlışım…'

“Her insan gibi ben de nerede yanlış yaptığımı biliyor ve kamuoyu huzurunda açıkça itiraf ediyorum” ifadelerini kullanan Demircan, “Benim yanlışım; yıllardır bu fabrikanın nasıl yönetildiğini sorgulamak, devletin ve milletin malının nasıl heba edildiğini belgeleriyle ortaya koymak, gördüğüm yolsuzlukları ve usulsüzlükleri gerekli mercilere şikâyet etmekmiş. Benim yanlışım; herkes susarken susmamak, herkes başını çevirirken gördüğümü söylemek, kimilerinin kurduğu düzen bozulmasın diye üç maymunu oynamamakmış” dedi.

Kayseri Şeker eski yöneticisinden itiraf: Benim yanlışım..

‘İnsanın yolda durdurulup gözaltına alınması’

Kayseri Şeker eski yöneticisi Demircan, “Ortaya koyduğum iddialar ve yaptığım şikâyetler sonucunda birtakım kişilerin görevlerinden ayrılmak zorunda kalmasının elbette bir karşılığı olmalıydı, değil mi? Önce tutuklanmama zemin oluşturacak şekilde uzaklaştırma kararı aldırılması, ardından ihlal iddiasıyla yeniden dava açılması… Bundan beklediğiniz sonuç çıkmayınca uzaklaştırma kararının uzatılması… Sonra da kararın tebliği bahanesiyle insanın yolda durdurulup gözaltına alınması, adli tıp kontrolünden geçirilmesi ve kararın bu şekilde tebliğ edilmesi” ifadelerini kullandı.

‘Varsa örnekleri açıklayın, biz de öğrenelim’

Diğer yandan sorularını da sıralayan Demircan, “İnsan ister istemez soruyor: Bir suç bulamayınca yıldırma ve susturma yöntemine mi geçtiniz? Çünkü bütün bunların arka arkaya yaşanmasını yalnızca ‘tesadüf’ diyerek geçiştirmemi kimse benden beklemesin. Ben de şimdi açıkça soruyorum: Bugüne kadar yalnızca bir kararın tebliği için kaç kişiyi yolda durdurup gözaltına aldınız? Kaç kişiyi adli tıp kontrolünden geçirip ardından eline tebligat verdiniz? Varsa örnekleri açıklayın, biz de öğrenelim. Yoksa benim için neden böyle bir yönteme ihtiyaç duyulduğunu da kamuoyu sorgulasın” diye konuştu.

Kayseri Şeker eski yöneticisinden itiraf: Benim yanlışım..

Yıllar öncesinde şikayetlerini de yaptığını ifade eden Demircan açıklamasını şu şekilde sürdürdü;

“Yıllar önce yaptığım şikâyetlerin, ortaya koyduğum belgelerin ve bozduğum düzenlerin ardından bugün yaşadıklarımın tamamı tesadüfse ne âlâ! Ben de buna inanmak isterim. Fakat insanları susturabileceğinizi, korkutabileceğinizi, yıpratabileceğinizi ve sonunda ‘yeter artık’ dedirtebileceğinizi düşünüyorsanız büyük yanılıyorsunuz. Kendi söylemlerinize bakılırsa oluşturduğunuz algıyla yargıyı dahi yönlendirebildiğinizi düşünüyor olabilirsiniz. Gücünüzün çok büyük olduğuna da inanıyor olabilirsiniz.”

‘Bugün hesap sorulmayacağını da düşünebilirsiniz’

“Ama hiçbir güç devletten, hukuktan ve milletin hakkından büyük değildir” diye konuşan Metin Demircan, “Beni korkutarak geri adım attıracağınızı düşünüyorsanız beni hâlâ tanımamışsınız. Bedeli ne olursa olsun; kamu malına, milletin parasına ve bu fabrikaya ilişkin bildiğim, gördüğüm ve belgesine ulaştığım her türlü usulsüzlüğü ortaya çıkarmak, yetkili mercilere taşımak ve kamuoyuyla paylaşmak benim boynumun borcudur. Bugün makamınıza, çevrenize veya sahip olduğunuzu düşündüğünüz nüfuza güvenebilirsiniz. Bugün hesap sorulmayacağını da düşünebilirsiniz” ifadelerine yer verdi.

Kayseri Şeker eski yöneticisinden itiraf: Benim yanlışım..

Metin Demircan konuşmasını şu şekilde sonlandırdı;

“Ama makamlar geçicidir. Güç geçicidir. İnsanların etrafında oluşturduğu dokunulmazlık görüntüsü de geçicidir. Hukuk ise bugün bana, yarın size lazım olur. Hatta belki size değil; çocuklarınıza, ailenize veya en yakınlarınıza lazım olur. İşte o gün, bir insanın yalnızca susturulmak veya yıldırılmak amacıyla hukuk karşısında çaresiz bırakılmasının ne demek olduğunu çok daha iyi anlarsınız. Ben susmayacağım. Çünkü mesele artık yalnızca benim yaşadıklarım değildir. Mesele, devletin ve milletin hakkını sorgulayan bir insanın korkutularak susturulup susturulamayacağı meselesidir.”