Ahmet ZORLU

ADANA NE Kİ..

Ahmet ZORLU

AKP Genel Başkanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Adana’da yaptığı konuşmada, MHP’li belediyenin uygulamalarını eleştirerek, “Adana’yı MHP’den alacağız” demişti.

Takip eden hafta içinde, Talas’ta Belediye Başkanı’nın 2018 yılı yatırım bütçesi, MHP’nin muhalefetine rağmen AKP’nin oyları ile kabul edilebildi.

Bu tablo, iktidar partisi ile MHP arasındaki işbirliğinin, Sayın Bahçeli’nin dediği gibi Mezara kadar değil, Pazara kadar olduğunu ortaya koyma girişinden öteye gitmeyen beyhude bir çaba olduğunu ortaya koyuyor.

Ya da bu manevralar, Bahçeli’nin kayıtsız şartsız MHP tabanını AKP’nin hizmetine vermesinin, MHP tabanı üzerinde yarattığı olumsuzluğu tamire yönelik olduğunu gösteriyor.

Zira, son zamanlarda yaptığı konuşmalarda, AKP Sözcülerini bile imrendirecek kadar Tayyip Erdoğan ağzı kullanan Sayın Devlet Bahçeli’ye partisinde, ülkücü kadrolarda, Alpaslan Türkeş’e gönül verenler arasında ciddi bir tepki oluştuğunu gözlemliyoruz.

Uzun yıllar partide ikinci adam olan Şefkat Çetin’in Avrupa’da yaptığı bir konuşmanın ortaya çıkması ise, hoşnutsuzluğun ikinci adama kadar sirayet ettiğini gösteriyor. Nitekim bu konuşmayı dinleyen Sayın Bahçeli, Şefkat Çetin’i partiden adeta ücretsiz izne göndermiş, parti meclisinde bile yeralmamasını sağlamıştı.

Önümüzdeki günlerde, AKP ile MHP arasında, MHP tabanının gazını almaya yönelik ufak tefek sürtüşmeler yansımaya devam ederse kimse şaşırmasın. Bu manevranın, oluşan teslimiyet görüntüsünün parti tabanında biriktirdiği gazı almaya yönelik olduğunu herkesin bilmesi gerekir.

MHP Kurmaylarını kara kara düşündüren bir başka nokta ise, seçimlerin zamanında yapılması endişesi.

Zira, bu durumda MHP yerel seçimlere kendi adayları ve politikaları ile girecek.

Ve muhtemelen de yüzde 10 seçim barajının çok altında bir oyla sandıktan çıkacaktır.

Bu durum ittifakla girilecek Milletvekilliği ve Cumhurbaşkanlığı seçiminde de MHP’nin ve Bahçeli’nin elini bir hayli zayıflatacaktır.

Yani iktidar,  ‘Aldığın oy kadar konuş. Biz olmasaydık Meclise adam bile sokamayacaktın” silahını MHP liderine karşı en acımasız şekilde kullanacağı gibi,  HDP Cephesinde de iktidar partisinin destek arayışlarını hızlandırması sonucunu getirecektir.

Zira Bahçeli’nin önündeki çıta yüzde 10, ama Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın önündeki çıta yüzde 50.1’dir.

Sayın Erdoğan, MHP ile bu çıtayı aşamayacağını gördüğü takdirde yeni arayışlara yelken açacaktır.

MHP’nin tek umudu, genel seçimlerle Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yerel seçimlerden daha önceye çekilmesi böylece yerel seçim hezimetinin ötelenmesidir.

Zaman zaman büromun bulunduğu Sahabiye Mahallesi’nde MHP Tabanından, fikri birikimine saygı duyduğum insanlarla oturur sohbet ederim.

Önceki gün bu isimlerden biri çok enteresan bir gözlemini ve görüşünü aktardı.

Diyor ki, hala MHP’de aktif üye olan bu siyasi;

“Parti genel merkezimiz ya da liderimiz bir ittifak macerasına bizi sürükledi. Partimizde lidere sadakat temel ilkedir. Oluşan bu ittifak çerçevesinde Milletvekili seçimlerinde ittifak kutucuğuna Evet’i basacağız. Ama Meral Akşener ile Recep Tayyip Erdoğan’ın aday olduğu, Cumhurbaşkanlığı seçiminde hiç kimse bizden Erdoğan’a evet demeyi beklemesin. Elbette yol arkadaşlarımız ile birlikte,  bu harekete katkıları küçüksenmeyecek düzeyde olan Sayın Akşener için kullanacağız oyumuzu”

Haydaaa.

Yani demek istiyor ki bu partili teorisyen, “Milletvekili seçiminde ittifak için oy kullanacağız. Ama 12 ay ülkücü camiaya hakaret eden Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın başkan olması için oy vermemizi kimse bizden beklemesin..”

Buyrun, burdan yakın.

Neresinden bakarsanız bakın, bu ittifak süreci, “Bahçeli bizi kandırdı”, ya da “Erdoğan bizi kandırdı” söylemi ile bitecek gibi gözüküyor, siz ne dersiniz..

. . . . . .

Burada, kentte yaşanan bir tabloya dikkat çekmek istiyorum.

Bir günde 3 intihar.

Bu verilerin kent ve ülke yöneticileri tarafından titizlikle incelenmesi gerekir.

Toplumsal bir travma yaşıyoruz.

Sosyologların, psikologların bu üç intihar olayından yola çıkarak, intihar nedenlerini incelemeleri, çıkacak sonuçlara göre de sosyal kurumların ve kamunun önlem alması gerektiğine inanıyorum.

Yazarın Diğer Yazıları