'Türk-Arap gerginliği çıkarılmak, İslam dünyasında yeni bir fitne yaratılmak isteniyor'

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir TBMM Genel Kurulunda Anayasanın 92'nci maddesi uyarınca Türk Silahlı Kuvvetleri deniz unsurlarının bölge ülkelerinin karasuları dışında olmak üzere Aden Körfezi, Somali açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerde deniz haydutluğu, silahlı soygun eylemleri ve denizde terörizmle mücadele amacıyla bir yıl daha görev süresinin uzatılmasıyla alakalı olarak konuştu.

TAKİP ET >>

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir TBMM Genel Kurulunda Anayasanın 92'nci maddesi uyarınca Türk Silahlı Kuvvetleri deniz unsurlarının bölge ülkelerinin karasuları dışında olmak üzere Aden Körfezi, Somali açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerde deniz haydutluğu, silahlı soygun eylemleri ve denizde terörizmle mücadele amacıyla bir yıl daha görev süresinin uzatılmasıyla alakalı olarak konuştu.

Konuşmasında Irak'ın kuzeyi başta olmak üzere, bu ülkenin diğer bazı sahalarında PKK terör örgütünün hareketliliğine hız verilmesi ve adeta intihar eylemleriyle Türkiye'ye karşı sözde yıpratma faaliyetlerine girişilmesinin sebebinin açık olduğunu belirten Özdemir, “Ne yaparlarsa yapsınlar beyhude; 21. Yüzyılın Türk ve Türkiye yüzyılı olması kaçınılmaz bir sonuçtur.” dedi.

Küresel enerji güvenliği açısından Kızıldeniz ve çevresi oldukça kıymetli Kızıldeniz ile Arap Denizi yahut bir başka adıyla Basra Körfezi'nin küresel ticaretin en önemli deniz yolu güzergâhlarının başında geldiğini belirten Özdemir, Kızıldeniz'i Hint Okyanusu'na bağlayan Bab'ül Mendep Boğazı ile Arap Denizi'ni Hint Okyanusu'na bağlayan Hürmüz Boğazı'nın da küresel ticaret açısından en stratejik noktaların başında yer aldığını belirtti.

Özdemir, “Bölgenin enerji kaynakları açısından zengin ülkelerle dolu olması, benzer şekilde küresel enerji güvenliği açısından da aynı bölgeleri oldukça kıymetli hale getirmektedir. Hatta pek çok ülke gerek Kızıldeniz, gerekse Basra Körfezi etrafında önemli askeri üsler kurmak suretiyle bu bölgelerdeki hak ve menfaatlerini koruma konusunda stratejik adımlar atmaktadır.” dedi.

Türk Bayraklı gemilerle Türkiye bağlantılı ticari gemilerin emniyetinin de tesis edilmesi ülkemiz açısından önem arz etmektedir

MHP'li Özdemir, geride kalan yıllarda bölgede cereyan eden bazı deniz korsanlığı vakaları, seyrü sefer emniyetini riske attığı gibi, küresel ticareti de derinden etkilediğini ayrıca el konulan ve rehin alınan bazı ticari gemilerin varlığı sebebiyle, çok sayıda ülke tarafından deniz haydutluğu, doğrudan milli güvenlik riski olarak da algılandığını belirterek; “Somali hükümetinin talebi üzerine Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin kararı sonrasında bölgede seyrüsefer emniyetini sağlamak, korsanlık ve deniz haydutluğu ile mücadele etmek üzere müşterek bir harekât gücü oluşturulmuştur” ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin debu kapsamda bahse konu olan sahada deniz kuvvetleri unsurları varlığıyla Birleşik Deniz Kuvvetleri bünyesinde çalışmalarını sürdürdüğüne değinen Özdemir, “Aynı bölgede Türk Bayraklı gemilerle Türkiye bağlantılı ticari gemilerin emniyetinin de tesis edilmesi ülkemiz açısından önem arz etmektedir.” dedi.

Türkiye, Aden ve Basra Körfezi'ndeki mevcudiyetini korumalı, her an her türlü senaryoya hazır halde bulunmalıdır.

Özdemir, Türkiye'nin dünya denizcilik faaliyetinde güç ve imkânının günden güne arttığını belirterek, “Ülkemiz, bölge üzerinden sürdürdüğü ticari faaliyetleri ile enerji nakli açısından Aden ve Basra Körfezi'ndeki mevcudiyetini korumalı, her an her türlü senaryoya hazır halde bulunmalıdır.” dedi.

Türk Silahlı Kuvvetleri deniz unsurlarının görev süresinin bir yıl daha uzatılması, ülkemizin hak ve menfaatleri için gereklidir.

Türk donanmasına bağlı kuvvetlerin bölgede müşterek görev kapsamında bulunmasının, hak ve menfaatlerimizin korunmasının yanında, ülkemizin küresel barış ve istikrara sağlayacağı katkı açısından da değerli bir faaliyet olduğunu belirten Özdemir, “Dost ve müttefik ülkemiz olan Somali'nin egemenliği, güvenliği ve istikrarının tesis edilmesi için de Türk Donanmasının tezkerede tayin edilen yerlerde bayrak göstermesi, yadsınamaz bir kuvvet çarpanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla Türk Silahlı Kuvvetleri deniz unsurlarının görev süresinin bir yıl daha uzatılması, ülkemizin hak ve menfaatleri için gereklidir, müspet bir politika ve stratejik öneme sahip bir karardır.” ifadelerini kullandı.

Türkiye, Yemen merkezli sergilenen karanlık oyunları dikkatle takip etmeli
Yemen'de bulunan Husi güçlerinin İsrail'in Gazze'de sürdürdüğü katliamlara karşılık olarak bölgede İsrail'i destekleyen diğer ülke gemilerini de hedef almaya başlamasının özellikle Aden Körfezi ve Kızıldeniz'deki seyrüseferleri etkilediğine değinen Özdemir, ABD ve Birleşik Krallık askeri güçlerinin Husilere yönelik saldırı başlatmasının gerginliği maksimum seviyeye çıkardığını belirtti.

Özdemir, “Peşinen ifade etmek gerekir ki ülkemizin yaşanan bu gerginlik atmosferinde bölgede görev yaparken, Yemen merkezli sergilenen karanlık oyunları dikkatle takip etmesi gerekir.” dedi.

Yaşananların sadece bu bölge ile sınırlı kalmayıp, İsrail'in Gazze'de sürdürdüğü soykırımla devam eden ve nihai olarak yeni bir küresel ticaret yolunu hayata geçirmeyi amaç edinen ve özünde Siyonist zihniyetin kanlı hedeflerini hayata geçirmeye hizmet eden gelişmelerin bir parçası olarak kendisini gösterdiğini belirten Özdemir, “İsrail ordusunun Gazze'de sürdürdüğü insanlık suçu eylemlerine 2024 yılında da devam edeceğini açıklaması; Yemen konusunda Kızıldeniz geçişli küresel ticareti emniyet altına alma iddiasıyla ABD öncülüğünde sürdürülen gündem ve savaş çanlarının yine Kızıldeniz çevresine yayılmasını öngören gelişmeler beraber düşünüldüğünde, küresel karanlık çetelerin hangi ülkeleri hedef aldığı ve projelerinde hangi amaca çalıştıkları açığa çıkmaktadır.” ifadelerini kullandı.

'Tek Dünya' sloganıyla başlayan süreç Ortadoğu'nun tamamını, özellikle de Akdeniz, Kızıldeniz, Basra Körfezi ve Hazar Denizi etrafında çevrili sahayı istikrarsızlaştırma ve hatta kana bulamayı dahi amaçlıyor.

Hindistan'da düzenlenen son G20 zirvesinden çıkan sonuçlardan bir tanesinin de Hindistan'dan başlayıp, Basra Körfezi üzerinden Arap yarımadasına çıkan, oradan da İsrail üzerinden Doğu Akdeniz'den Avrupa'ya ulaşan yeni bir ticaret koridorunun hayata geçirilmesi olduğunu vurgulayan MHP'li Özdemir, “Geride bıraktığımız yaz aylarında Hindistan'da düzenlenen son G20 zirvesinde 'Tek Dünya' sloganıyla başlayan süreç öyle görünüyor ki Ortadoğu'nun tamamını, özellikle de Akdeniz, Kızıldeniz, Basra Körfezi ve Hazar Denizi etrafında çevrili sahayı istikrarsızlaştırma ve hatta kana bulamayı dahi amaçladığını göstermektedir.” dedi.

Özdemir: “Böylelikle Batı merkezli küresel üstünlük anlayışının Çin ve başta Türkiye olmak üzere bölgedeki diğer alternatif güçler karşısında elinin güçlenmesi amaçlanmaktadır. İsrail'in Gazze ile başlayıp, Akdeniz sahillerindeki kontrolünü arttırma hamlesi, Kızıldeniz'deki küresel seyrüseferlerin aksamasıyla beraber düşünüldüğünde neyin yapılmak istendiği ortaya çıkmaktadır.” dedi.

'Türkiye, yaşanan küresel rekabetteki en önemli taraflardan birisidir'

Hindistan-İsrail bağlantılı yeni bir küresel ekonomik koridorun hayata geçebilmesi için mevcut ekonomik koridorların 'güvenlik' gerekçesiyle önemini yitirmesi, yerine ise Basra Körfezi'ni yada bir başka deyişle Hint Okyanusu'nu Doğu Akdeniz'e bağlayacak projelerin hayata geçmesi gerektiğine değinen Özdemir, “Arzı Mevud ise Siyonist ve küresel karanlık çevrelerce bu hedef içerisine sinsice gizlenmiş bir başka planın parçasıdır.” diye ekledi.

Kızıldeniz'in emniyetsiz bir rota olarak gösterilmeye çalışılırken, Gazzelilerin Mısır'ın Sina yarımadasına zorla gönderilmesinin de aynı kirli stratejinin taktiksel hamlelerinden olduğunu belirten Özdemir, “Bu kapsamda, uğruna bölgesel savaş çıkarmayı dahi göze aldıkları Hindistan-İsrail geçişli güzergâha rakip projeler de hedef alınmak isteniyor. Türkiye, yaşanan bu küresel rekabetteki en önemli taraflardan birisidir.” ifadelerini kullandı.

'Küresel barış ve istikrarın 21. Yüzyıldaki kilit noktası Türkiye'dir.'

Türkiye'nin, Zengezur Koridoru ile Türk Dünyası ve Asya'yla, Irak Kalkınma Yolu Projesi ile de dünyanın enerji üssü Körfez bölgesi ve yine dünyanın sanayi üretim üssü Güneydoğu Asya'yı diğer bölgelere bağlayacak milli hedefleriyle en istikrarlı ve güvenli bir merkez olarak öne çıktığını belirten Özdemir, “Bunun yanı sıra Türkiye, İran, Türkmenistan ve Özbekistan arasında kurulması için imzalanan bir başka ulaşım projesi de doğu ve batı arasında her yönden erişimi sağlayacak projelerdeki yüksek potansiyelimizi göstermektedir. Küresel barış ve istikrarın 21. Yüzyıldaki kilit noktası da bu sebeple Türkiye'dir. Enerji'nin yanında küresel ticaret için de Türkiye merkez olma iddiasında eli en güçlü olan ülkedir.” dedi.

'Türk-Arap gerginliği çıkarılmak, İslam dünyasında yeni bir fitne yaratılmak isteniyor.'

Gazze konusunda Türkiye ile Türk Dünyası ve İslam ülkelerinin ortaklaşa yürüttüğü çabalara engel olunmaya çalışıldığına değine Özdemir, “Gazze konusunda Türkiye ile Türk Dünyası ve İslam ülkelerinin ortaklaşa yürüttüğü çabalara da engel olabilmek için Türk-Arap gerginliği çıkarılmak, İslam dünyasında yeni bir fitne yaratılmak isteniyor.” dedi.

Özdemir: “Aynı karanlık emel sahipleri en başta belirttiğimiz Hindistan-İsrail-Avrupa bağlantısını sağlayabilmek için Lübnan, Yemen, Mısır, Irak ve İran'ı da doğrudan hedef seçmiş durumdadır. Dost ve kardeş ülke Azerbaycan da böylesi bir süreçte dikkatli ve teyakkuzda olması gereken bir başka ülkedir. Bu ülkelerin istikrarsızlaştırılması ve daha da ileri gidilerek hedef alınmaları için her yönden zemin oluşturulmaktadır.” dedi.

'Kim hangi tezgâhı kurarsa kursun, sınırlarımız boyunca uzanan terör koridoru kurma girişimlerine asla izin vermeyeceğiz.'

Irak'ın kuzeyi başta olmak üzere, bu ülkenin diğer bazı sahalarında PKK terör örgütünün hareketliliğine hız verilmesi ve adeta intihar eylemleriyle Türkiye'ye karşı sözde yıpratma faaliyetlerine girişilmesinin sebebinin açık olduğunu belirten Özdemir, “Bu melun girişime karşılık Irak'ın kuzeyindeki dağlık bölgeyi içine alacak şekilde, bu ülkeyle koordineli ve karşılıklı uzlaşmayla; süresi belirlenmiş ve derinliği 60 kilometreye inen, buradan Hatay'a kadar uzanacak Türkiye'nin Güvenlik ve Geleceği İçin Huzur Hattı kurulmalı, bu hattın içine sinek bile sokulmamalıdır. Kim hangi tezgâhı kurarsa kursun, sınırlarımız boyunca uzanan terör koridoru kurma girişimlerine asla izin vermeyeceğiz. Türkiye küresel bir aktör olarak bu oyunların tamamını bozabilecek imkân ve güce sahiptir.Ne yaparlarsa yapsınlar beyhude; 21. Yüzyılın Türk ve Türkiye yüzyılı olması kaçınılmaz bir sonuçtur.” dedi.

Bakmadan Geçme