Zeliha Berfin Karahasanoğlu

Tık tık: Misafir geldi…

Zeliha Berfin Karahasanoğlu

İnsan neden sürekli bir şeylerin değişmesini ister ki? Sürekli tempolu bir yaşam tarzına geçen bir birey dinginliği özlerken, hayatı sakin ve rutinlerden oluşan kişi ise tempolu bir hayat stiline sahip olsaydı nasıl olurdu düşüncesiyle meşgul olur. Sahip olmadıklarımızı düşünerek keşkelerin coşkulu dalgalarına kapılırız.

Hayat, hep değişken gibi görünse de öyle olmadığını başka bir perspektiften bakarak görebilmenizin mümkün olduğu gerçeğini sizden saklamakta ustadır. Değişiklikler, hayatın konuk etmeyi en sevdiği yatılı misafirleri olsalar da arada bir evlerine dönmeleri gereklidir. En kaoslu haftanızı düşünün; sonraki hafta aynı şekilde mi devam etti? Veya çok yoğun olduğunuz o ayı ya da “Geçirdiğim en kötü seneydi” dediğiniz o yılı? Öncekinden sonra gelen, o şeyi dengeler.

İzlediğim bir dizideki karakterlerin aralarında geçen diyalogda duyduğum bir tabir bana bunu fark ettirmişti. “Regression to the mean” (Ortalamaya dönüş) isimli bu kuramın mantığı, “Her şey sonsuza kadar kötü gidemez. Eninde sonunda orta noktaya döner” olarak anlatılabilir. Yaşadığımız iyi veya kötü olayların sonunda dengeye gelmesi kaçınılmazdır.

Okyanusu düşünün; her an dalgalı olamaz veya her an dingin olamaz. Yaşaması gereken değişimler vardır ki sonunda dengeye gelebilsin. Bizim de yaşamamız gereken değişkenlikler, görmemiz gereken uç noktalar var.

Hayatın arada size yönlendirdiği değişiklikleri misafir olarak ağırladığınızda onlara ikramlarda bulunun, yatılı olarak ağırlayın ve sonunda kapıya kadar uğurlayın. 

Misafir berekettir, derler ya büyüklerimiz. 

Arada uğrayacaklar; bazen neşe getirecekler evinize, bazen de sıkıntı. 

Ama olsun deyin. 

Zaten kalkacaklar elbet. 

Gözlerine bakmayın kalksınlar diye. 

Vakit geçmek bilmez o zaman. 

Kapıya uğurlarken de bilin ki belli bir süre gelemeyecekler zaten…

Yazarın Diğer Yazıları