Çocukken ailece favori tatil noktalarımızdandı Silifke. Denizi sıcacık, plajları ince kumlu, temiz, çocuklu aileler için uygun sığ deniziyle 2000’lerin başlarında popülerdi. Henüz ‘orta sınıf’ kavramı varken, Silifke orta sınıf aileler için tam bir nimetti.
Değişti tabii her şey gibi.
Dün Silifke’de denizin ortasında sopalı kavga videosunu görünce gözümün önünden geçti o günler. Ne garip oluyor, denizden çıkıp tuzlu ağzıma çikolata sürülmüş simit bastırırdım. Elime bulaşıp ağzımda simitle birlikte çıtırdayan kum tanelerine aldırmadan sonsuz bir huzurla ‘Buuuz gibi BUZLAAAŞ’ (Frozen oldu adı artık) diye bağıran 14-15 yaşlarında yanık tenli zayıf oğlanları dinlerdim.
Yaptığım daha özenli, daha lüks ya da daha uzun tatillerin hiçbirinin o günlerin yerini tutmama sebebinin büyümek olduğunu fark ediyorum.
Mesela dünkü kavgaya ben gülmüştüm, deniz içinde kavga eden kıllı ve göbekli 3 – 4 adam, birbirine sopayla vurmaya çalışıyor. Şiddete her zaman her yerde karşı olmakla birlikte siyasetçilerden gelen tepkilere şaşırdım.
Her gün sokakta parkta bahçede gördüğümüz ve bıktığımız, hatta bazı yerlerde normalize ettiğimiz şiddet bahsinin görülür ve tepki verilebilir olması için sanırım turizm bölgelerinde yaşanması gerekiyor.
Ülkenin marka değerinin düşmesi kaygısının ülkenin güncel durumunun önüne geçmesine anlam veremedim.
Olur, çözelim bu şiddet işini o zaman, hiçbir yerde olmasın, ne kapalı kapılar ardında kocalar karılarına şiddet uygulasın, ne ustalar çıraklarına, ne sokakta trafikte, ne de turistlerin huzurunun bozulacağı cennet köşelerinde…
Yaptırım veya tepki aynı olur mu bilmiyorum. ‘Kenar Mahallelerde’ gündüz gözüyle edilen taşlı sopalı hatta bıçaklı kavgalara verilen tepkiyle ülkemizin güzide inziva köşelerinde yaşanan kavgalara verilen tepkilerin aynı olmamasından korkuyorum.
Bir konferanstayken Kayserili hatırı çok sayılır birisi ‘Halkın Erciyes’e gelmesi güzel ama turistler kalabalıktan rahatsız olabiliyorlar’ demişti. Konferansın teması erişilebilir şehirlerdi. Sanırım isimlendirmede bir hata oldu ‘para getirecek turistlerin erişmesini istediğimiz şehirler’ gibi bir şey olsa daha doğru olurdu herhalde.
Mayıs 2021’de pandemi sebebiyle kapanmadan sonra kısmi normalleşme başlamıştı. O zaman da turistik yerlerde besi çiftliklerindeki inek küpesi renginde sarı, üzeride ‘merak etmeyin eğlenin aşılarım tam :) ’ yazılı maskeler takıp hizmet etmiştik. Misafirperverliğin de fazlası garip oluyor. Sonra haşa insan kendini kendi ülkesinde ikinci sınıf vatandaş gibi hissediyor. Sonra sorarlar adama ‘ellere var da bize yok mu?’.