Besim Demirel

Bir Lokma Ekmekten Bir Ömürlük Hikmete: Somuncu Baba

Besim Demirel

Anadolu’nun manevi mimarlarından, gönül erenlerinin mütevazı sultanı Somuncu Baba’nın (Şeyh Hamid-i Veli) doğduğu topraklarda, Kayseri’nin Talas ilçesine bağlı Akçakaya Mahallesi’ni ziyaret etmiştik. Herkes onu Bursa’nın fırınlarında halka helal ekmek dağıtırken, Yıldırım Bayezid Han’ın yaptırdığı Ulu Cami’nin açılışında Fatiha Suresi’ni yedi ayrı tefsirle okuyup sırrı faş olunca diyarlar aşan o mübarek zat olarak bilir. Akıllara ilk gelen yer ise ruhunu teslim ettiği ve türbesinin bulunduğu Malatya’nın guşane ilçesi Darende’dir. Oysa o büyük tefekkür ve irşat nehrinin ilk damlası, hikâyenin henüz yazılmamış ilk cümlesi işte bu Akçakaya sokaklarında, Kayseri’nin bağrında filizlenmiştir. 

Talas Belediyesi’nin değerli Sanat Tarihçisi Özcan Eroğlu’nun anlatımıyla bir kez daha idrak ediyoruz ki; Somuncu Baba’nın gençlik yıllarını geçirdiği bu kadim mahalle, Selçuklu’dan günümüze taşınan sessiz ama derin bir manevi mirası göğsünde taşır. Selçuklu döneminde “Dârü’l-mülk” olarak anılan Kayseri’nin bu en eski Türk-İslam yerleşimlerinden biri olan Akçakaya, sadece taş duvarlarıyla değil, toprağının altına gizlenmiş hazineleriyle de büyüleyicidir. Peki, insanın iç dünyasına yolculuk yaptığı, dünya kelamından sıyrılıp Yaratıcı ile baş başa kaldığı o dar, sade ve karanlık çilehanede gerçekte ne saklıdır? Yeryüzünde görünen 19. yüzyıl geleneksel konut dokusunun, tarihi caminin ve o fırın kokulu çilehanenin hemen altında; zamana direnen kaya oyma mekânlar, gizemli yer altı galerileri ve tüneller uzanır. Zamanında Horasan erenlerinin dervişane sohbetlerine, dervişlerin zikir seslerine ve belki de Selçuklu ordusunun gizli hazırlıklarına şahitlik eden bu yer altı galerileri, adeta Somuncu Baba’nın "görünmeyene, derinlere yol alma" felsefesinin somut birer simgesidir. Somuncu Baba’nın nefis terbiyesi yaptığı çilehanenin altındaki bu tüneller ve kaya oyma yapılar, bize hakikatin her zaman yüzeyde olmadığını; derinlere, derunî olana inildikçe keşfedileceğini fısıldar gibidir.

Talas Belediyesi’nin titration ve titizlikle yürüttüğü restorasyon ve temizlik çalışmaları sayesinde bu kayalıklar, geçmişin soğuk ve karanlık dehlizlerinden günümüz insanının ruhunu aydınlatacak birer turizm ve kültür mirasına dönüşmektedir. Nitekim bu eşsiz değerin farkında olan MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy’un TBMM Başkanlığına sunduğu yazılı soru önergesi de Akçakaya’daki bu tarihi ve manevi mirasın korunması adına son derece kıymetli bir adımdır. Somuncu Baba’nın çilehanesi ve altındaki devasa yer altı galerileri, sadece Kayseri’nin değil, tüm Anadolu’nun ortak hafızasıdır. Bugün Akçakaya’nın dar ve daracık sokaklarında yürürken, rüzgârın getirdiği o hafif fırın ekmeği kokusunda ya da kayalara kazınmış sessizlikte Somuncu Baba’nın şu zamansız mesajını duymak mümkündür: Dışarıda fırının ateşiyle ekmeği pişirirken, içeride çilehanenin tefekkürüyle ruhunu pişirmek. Eğer yolunuz bir gün Talas’a, Akçakaya’ya düşerse; sadece binalara bakıp geçmeyin. Adaya atın, adımlarınızı yavaşlatın ve ayağınızı bastığınız toprağın altındaki o derin galerilerin, çilehanelerin sesine kulak verin. Çünkü orada bir eren doğdu, orada bir gönül pişti ve o pişerken Anadolu aydınlandı.

Yazarın Diğer Yazıları