Bir hevesle başladı, sonu gelmedi…
Besim Demirel
Bazı meraklar vardır, insanın peşini bırakmaz. Önce bir heves olarak başlar, sonra hayatın bir parçasına dönüşür.
Kayseri Kapalı Çarşı’da Şaduman Deveci’nin antikacılık hikâyesi de tam olarak böyle başlamış. Bir merakla başladığı antika ve tespih işi, zamanla ticarete dönüşmüş.
Deveci bunu oldukça sade anlatıyor
“Bizimki bir hevesti, meraktı öyle başladık. Sonra da baktık sonu yok, ticarete döndük işi.”
Bugün dükkânında 100, 200 yıllık parçaların yanı sıra 80’li ve 90’lı yıllardan nostaljik ürünler de bulunuyor.
Bu dünyanın en dikkat çeken parçalarından biri ise tespihler. Bir tespihin değerini yalnızca görüntüsü belirlemiyor. Çekilmiş olması, eski tespihlerde oluşan patinası, kullanılan malzeme ve üzerindeki işçilik değerini artırıyor. Kehribar ve katalin tespihlerin yanı sıra son dönemde damla kehribar tespihler de ilgi görüyor.
Ancak Deveci’nin kendi gözünde en değerli tespih, ilk bakışta pek dikkat çekmeyen bir parça. “Görsel olarak bir şeye benzemiyor ama benim için antika olduğu için en değerli” diyor. Beykozcam olarak bilinen bu eski tespihin değeri, onun için geçmişten geliyor.
Antika merakı sadece tespihle de sınırlı değil. Kimi kilit, kimi şakül, kimi eski çevirmeli telefon biriktiriyor. Kimileri ise deniz fenerleri, gaz lambaları, sedir ve el dokuması halılarla kendisine bir şark köşesi kuruyor.
Herkesin zevki farklı. Birinin sıradan gördüğü eşya, bir başkası için geçmişten kalan kıymetli bir parça olabiliyor.
Peki ya gençler?
Deveci bu konuda biraz kaygılı. Gençlerin daha çok telefon ve sosyal medyayla ilgilendiğini söylerken yine de umudunu koruyor “İnşallah bu sektöre de ilgi alaka gösterirler.” Belki de antikacılığın asıl hikâyesi burada. Bir hevesle başlıyor, geçmişin izleriyle büyüyor ve sonu gelmeyen bir meraka dönüşüyor. Kayseri Kapalı Çarşı’da ise o merak hâlâ yaşamaya devam ediyor.
