Bir Ağrıyla Başladı, Hayata Dokundu
Besim Demirel
Bazen insanın hayatını değiştiren şey büyük kararlar değil, küçük bir ağrı olur.
Eda Hızıroğlu’nun yoga ile tanışması da boyun fıtığı ve bel ağrılarıyla başladı. Ancak zamanla yoga, onun için yalnızca ağrılarını hafifletmeye yönelik bir egzersiz olmaktan çıktı; kendisiyle yaptığı bir yolculuğa dönüştü.
Yedi yıl önce başlayan bu yolculuk, bugün eğitmenlikle devam ediyor. Hızıroğlu’nun hikâyesinde dikkat çeken asıl nokta ise yoganın yalnızca bedene değil, zihne de dokunması.
Çünkü modern hayatın en büyük sorunlarından biri belki de bedenimizi değil, kendimizi ihmal etmemiz. Günlük telaşın içinde kendimize ayırdığımız zamanı azaltıyor, çoğu zaman ne hissettiğimizi bile fark etmiyoruz. Yoga ise tam bu noktada insana durmayı, nefes almayı ve kendisine dönmeyi hatırlatıyor.
“Esnek değilim” diyerek yogadan uzak duranlara da önemli bir mesajı var Hızıroğlu’nun: Yoga yapmak için esnek olmaya gerek yok. Belki de mesele zaten esnek olmak değil; bedenimizi ve hayatımızı olduğu haliyle kabul ederek değişime izin vermek.
Bir ağrıyla başlayan hikâyenin bugün başkalarına iyi gelme çabasına dönüşmesi, bize basit ama güçlü bir şeyi hatırlatıyor: Bazen kendimize iyi gelen yolu bulmak, sadece kendi hayatımızı değil, başkalarının hayatını da değiştirebilir.Ve belki de yoga, en çok da bunu söylüyor: Biraz dur. Nefes al. Kendine dön.