SİNİR UÇLARI..
Ahmet ZORLU
Kudüs, İslam Dini’nin olduğu kadar, Hristiyanlığın ve Museviliğin de en önemli dini simgelerini bünyesinde barındıran, dinlerin ortak merkezidir.
Trump, Kudüs’ün İsrail’in başkenti olmasını resmen tanıyarak, bir anlamda ülkesinde yerleşik Yahudi Gücünü arkasına aldığı gibi, İslam Dünyasında yanan ve bir türlü sönmeyen ateşe de odun taşımıştır.
Ama İslam Dünyasının önüne de bu kararla büyük bir fırsat vermiştir.
Bu fırsatın adı, “ABD Emperyalizminin, İslam Dünyası topraklarından sökülüp atılması”dır.
Ama ben umurvar değilim bu konuda..
Zira, darı ambarında Mercimer büyüklüğündeki İsrail, bu güne kadar aldığı her kararı, yaptığı her insanlık dışı uygulamayı Müslüman ülkelere hazmettirdiği gibi, bu kararı da hazmetmek zorunda bırakacaktır bizleri.
Zira, İslam Dünyası’nın güçlü ülkeleri Mısır, Suudi Arabistan ve maalesef Türkiye’de ABD’nin sözünden çıkmayan, yönetimler mevcuttur.
Bunun en çarpıcı örneğini, önümüzdeki Çarşamba Günü yapılacak, İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesinde göreceğiz.
Birkaç beylik laf, biraz efelenme, müslümanların biriken gazını almaya yönelik birkaç söylemle bu iş geçiştirilecektir.
Mesela, Çarşamba Günü yapılacak toplantıda şöyle bir karar tasarısı getirilse ve dense ki, “Filistin Devleti’ni ve Başkenti Kudüs’ü resmen tanıyoruz..”
İnan, Türkiye’de dahil hiç kimse böyle bir karar tasarısına ‘evet’ oyu vermez.
Kudüs’ün İsrail’in başkenti olmasına yönelik kararı ABD’den çıkıyor, peki bizimkiler ne yapıyor, “Bu karar İsrail ile ilişkilerimizin sonu olur” açıklamasında bulunuyorlar..
Ama ABD konusunda tek kelime çıkmıyor ağızlarından.
Çünkü, bu ülkenin yurtseverleri ‘Katil Amerika’ sloganları ile 6. Filoya karşı gösteri yaparken, göstericileri püskürtmek için cinayet işleyenlerin içindeki, başındaki adamlardan biri Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanıdır.
Ak Parti’nin nasıl kurulduğunu, kuruluşu ile ilgili ilk toplantıya hangi ülkenin büyükelçisinin bizzat katıldığını burada söylemek bile istemiyorum.
Hatırlayın, İsrail’e karşı gelişen toplumsal muhalefetin nasıl etkisiz hale getirilip, önümüze konulan 10 milyon dolarlık anlaşmayı nasıl imzaladığımızı..
İmza derken, Uluslararası anlaşmalar, ülkelerin hangi kentinde imzalanırsa imzalansın, “Bu anlaşma, filan ülke ile filan ülkenin başkentlerinde imzalanmıştır” hükmü vardır.
Bakın bakalım son İsrail anlaşmasında, Ankara’nın yanında İsrail’in Telaviv’i mi, yoksa Kudüs mü bulunmaktadır.
ABD Yönetiminin aklını başına alarak, Tüm Dinlerce kutsal sayılan Kudüs kararından vazgeçmesi, Kudüs’ün ortak inanç merkezi olarak, özel bir statüye kavuşturulması, bu topraklarda barışın ve huzurun egemen kılınmasına yönelik atılmış ilk adım olabilir.
Ama ne ABD’nin ne de İsrail’in bölge barışı noktasında herhangi bir amacı olmadığı açıktır.
Onlar Ortadoğuda kan ve gözyaşının sürmesini, böylece ABD Silah Sanayii’nin gelişimini sürdürmesini amaçlamaktadır.
Suudi Arabistan ve Katar’a Trump tarafından yapılan milyarlık silah satışlarını bir hatırlayın.
Ya da, daha geçen gün Suudi Müftünün, “İsrail’e saldırmak, caiz değildir” şeklindeki fetvasını..
En tehlikeli söylem de nedir biliyor musunuz?
Kayseri’de Kudüs için gösteri yapanların seslendirdiği, “İslam dünyası halifesini bekliyor” söylemidir.
Son halife Osmanlı Topraklarında yaşadı..
Ama bizi bir türlü kabullenemeyen, bizimse vazgeçemediğimiz Arap Dünyası, o dönemde Halifeyi, İngilis Casusu Lawrance’a tercih etti.
Yani İslam Dünyası çıkaracaksa bir Şüyhülislam, bu Türkiye Cumhuriyeti topraklarından olmasın.
Çünkü, ateş cehennemine bir adım daha atmak değil, ateşin, içine atlamak anlamına gelir böyle bir karar.
Ne demek istediğimi anlamışsınızdır sanırım..