Ahmet ZORLU

PESPAYELİK..

Ahmet ZORLU

Takip ediyorsunuz değil mi?

Sabah ayrı, öğleden sonra ayrı konuşan siyaset cambazlarını.

Lider dedikleri insanların çizdiği zikzaklara ayak uyduramayan, başları dönmüş, serseme çevrilmiş, zavallı politik kimliklileri..

Azarlanan, küçük düşürülen ama buna rağmen sesini çıkaramayan, sözde liderleri..

Toplum menfaati değil, ne üzerinde sağlandığı belli olmayan ittifakları..

Papaz salıverildi, “Ulusal onurumuz zedelendi” dendi.

Andımız konusundaki karara karşı çıkıldı, “Türk olmaktan neden bu kadar rahatsızsınız” dendi.

EYT’liler için Meclise ortağın isteği dışında teklif bile getirildi.

Yetmedi, Meclis Grup toplantılarında birbirini topa tuttular.

Af düzenlemesi konusunda, büyük ortak adeta küçüğü kürsüden tokatladı.

Küçük Ortak, AKP’nin çöplüğünden bir siyasiyi kırpıp Ankara’dan aday göstermeye bile kalkıştı.

Ne olduysa, birden bire “Kıydığımız nikaha sadığız” açıklamaları geldi..

Peki sevgili dostlar, sormayalım mı?

“Hani Seçim bildirgenizde EYT Mağdurlarına nefes aldıracaktınız?” diye..

Bu teklif için oy bile kullandınız, diye..

Ne değişti, kapalı kapılar ardında hangi pazarlıklar döndü de, birden bire çark ediliverdi, parti ilkelerinden.

Beka sorunu mazereti, gittikçe Zeka sorununa dönüşüyor.

Ve yaşadıklarımıza bir bakın.

Gerçek gündem ustaca milletten gizleniyor.

İşsizlik, iflaslar, kapanan işyerleri, Pazar ve manavdaki fiyat etiketleri, Türk Milletinin Açlıkla İmtihanı, Eğitimin içine düşürüldüğü Garabet, Hastanelerden yükselen feryat..

KPSS’de Türkiye üçüncüsü olan insan, oluşturulan Mülakat Garabetine yenik düşürülüp kendinize 55 puan veriliyor ve işe alınmıyor.

Hiç biri ilgilendirmiyor Muhterem Büyüklerimizi!

Onlar için varsa yoksa, kıyılan nikah..

Muhalefetimiz de evlere şenlik.

Onlar da, ittifakın önlerine yuvarladığı topu çevirmenin ötesine geçmiyor, geçemiyor.

Konusu işsizlik olan,

Konusu pahalılık olan,

Konusu açlıkla sınanmak olan,

Konusu eğitimdeki garabet olan,

Konusu bulanamayan ilaçlar olan bir miting, bir miting de mi yapamıyorsunuz?

Siyaset, Salıdan Salıya 45 dakika ahkam kesmek, ya da elleri patlatırcasına lider alkışlamak değildir.

Milletvekilliği de,  Salıdan Cumaya Mecliste kavga etmek değildir.

Hala, ‘Yüce Meclis’  dediğimiz, demek istediğimiz çatı, milletin nabzının attığı yer olmalıdır.

Bu kurumdaki seçilmişler de, yüksek maaşlı, dokunulmazlık zırhına bürünmüş bürokratlar değil, gerçekten milletin vekili olmak zorundadır.

Bir vekilin kullanacağı oy, söyleyeceği söz liderinin gözüne bakarak yapılacak uygulamalar olmamalıdır.

Unutmayalım,  Türkiye’yi içine düşürüldüğü bu çıkmazdan kurtarmak için önce Mecliste, sonra ülkede Demokrasiyi yeniden inşa etmek zorundayız.

Zira demokratik olmayan  bir ülkede ekonomiyi düzeltmeye çalışmak, boğanın altına kova koyup süt sağmaya çalışmaktan da beyhude bir çabadır.

O nedenle, önce seçtiğimiz vekillerin ‘Artık Yeter’ demesi gerekir.

Merak etmeyin, arkası kendiliğinden gelir.

Zira Türkiye, bir-iki adamın çıkarları için saatlik kararlar alabileceği küçücük bir devletçik değildir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi de, Cumhuriyeti kuran, Demokrasiyi inşa eden bir yapıdır ve öyle kalmalıdır.

 

 

 

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları