Ahmet ZORLU

ÖNCE İNSAN, SONRA ...

Ahmet ZORLU

Cumartesi akşamı, Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Mustafa Çelik, Kayseri'de görev yapan, kent için, toplum için kafa yoran, ekmeğini kaleminden temin eden gazetecileri bir araya getirerek sohbet etti, onlardan geleceğin Kayserisi ile ilgili görüşlerini aldı. Bunların bir bölümü, günlük hayatı kolaylaştıracak düzenleme önerilerinden oluştu.

Kayseri'yi geleceğe taşıyacak, belki bu gün uçuk olarak nitelendirilebilecek öneriler de bekledi Sayın Çelik.

Ama katılım ve görüş dile getirenlerin çok olacağını bildiğim için, nasıl bir kent tasavvur ettiğimi, nasıl bir kentte yaşamayı hayal ettiğimi Cumartesi Günkü köşemde yazmıştım.

Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Sayın Kemalettin Cengiz Tekinsoy da, sosyal medyada, Sadettin Ökten'in bir yazısından alıntı yaparak, toplumların ve şehirlerin bir medeniyetin ürünü olduğuna dem vurup, benim toplumla ve insanla ilgili beklentilerimi dile getirdiğini belirtti.

Sayın Tekinsoy, medeniyetlere hayat veren topraklarda, o medeniyetin geride bıraktıklarını yaşatmak, bir sonraki nesle ulaştırmak aslında çağdaş olmanın da bir gereğidir.

Özellikle, şehirlerin yaşayan birer olgu olduğu gerçeğinden hareketle, torunlarımıza dedelerimizden kalan, onların dedelerinin bize aktarsınlar diye bıraktıkları izleri bozmadan, silmeden artırmak zorundayız.

Bunun için vardır yerel yönetimler, bunun için kuruldu müzeler, kültür yönetimleri.. Anıtlar Kurulu gibi oluşumlar.

Ama, günümüzde bu topraklarda soluk alan medeniyetlerin bir bölümünü ön plana çıkarıp empoze ederken, bir bölümünün bize bıraktıkları mirası toprağın altına gömüp yok edersek, o zaman görüşlerimizle  çelişmiş oluruz.

İzin verirseniz  bir-iki örnek vermek istiyorum.

Sayın Tekinsoy, Mehmet Özhaseki ile birlikte uzun yıllar Büyükşehir Belediyesi'nin karar vericileri arasında yer aldı.

Biz raylı sistemde, biz lastikli kara ulaşımında kent merkezinde yerin altını işaret ettikçe, hep şu savunmayla çıktınız karşımıza.

"Yahu sıkıntı var yeraltında. Bir temel çıkıyor, işe müze, anıtlar kurulu karışıyor, işi durduruyorlar. O nedenle yeraltı seçeneğini kullanmıyoruz"

Çok değil, daha geride kalan Mayıs Ayı içerisinde bir eski bakanın oğlu, burada birileri ile işbirliği yaparak  Erkilet'in Hıdrellez Tepesi'nde kazı izni aldı.  Tarih kazılırken, kazma bile kullanılmaz. Ama belediyenizin kepçesi, kamyonu bu kazıda görev aldı. Bir kent yöneticisi de çıkıp "Kardeşim inşaat kazısı mı yapıyorsunuz, tarihi eser kazısı mı?' diye sormadınız.

Tarihi Kayseri Kalesi içerisinde  başlattığınız çalışmanın hafriyatı sırasında kale ablukaya alınmadı mı,  çalışanlara 'Aman işi durduracak boyutta  bir bulgu ortaya çıkarsa bize haber verin' demediniz mi..

Evet kentlere hayat veren medeniyetlerin bıraktığı izlerdir.

Ama onları korumak, onları yaşatmak da o kentte oluşacak kültür, tarih bilinciyle mümkündür.

Kayseri  toprakları, Selçuklu, Osmanlı, Roma ve Bizans kültürlerine belli dönemlerde  ev sahipliği yapmıştır.

Ama hakim kültür, daha doğrusu kültürsüzlük o kadar büyük boyutlara ulaştı ki,  bir belgesel çekimi için kale surlarına asılan flamalara bile tahammül edemeyen, dönemin Bizans askeri üniforması giyen belgesel oyuncularını yuhalayarak surlardan aşağı indirmiş bir toplum yapısını gözardı edemeyiz..

Demek ki, neymiş Sayın Tekinsoy, biz önce bozulan insanı onarmalıyız.

 'Bu onarım genel politikalarla ilgilidir' diyebilirsiniz.

Ama yerel yönetimlere de bu anlamda çok büyük iş düşmektedir.

O nedenle ben önce, insan ve toplumun tamirinin önemine dikkat çektim.

Okumayan, araştırmayan, kendi düşünce yapısından başka düşünce ve hayatları potansiyel tehlike olarak gören anlayışlar, kendilerine ters medeniyetlerin kalıntılarının üzerini de kapatırlar.

Dünyanın en çok turist toplayan kentlerinden biridir roma.

Siz Roma'nın  Kolezyum'unun, Roma Forumu binasının çevresinde hiç beton gördünüz mü.

Bizde ise, tarihi yapıların çevresinde, hatta avlularında bile beton kilit parke kullanıyoruz.

Yani Sayın Tekinsoy, önce insan, sonra toplum, sonra kültür, sonrası kendiliğinden gelir.

Biz önce, kentlere hayat veren organların yönetimlerini, çalışanlarını seçerken, adama göre iş anlayışı ile hareket etmeyi bırakalım. Kültürsüz, yoz cahil insanlara giyimi nedeniyle,  malzeme olarak kullandığı dini ve milli ritüellere bakarak sorumluluk vermeyi bir kenara itelim, sonrası kendiliğinden gelir merak etmeyin.

Bu arada Sayın Mustafa Çelik'e de geleceğin Kayseri'si ile ilgili düşüncelerimi yazılı olarak aktarma sözü veriyorum.

 

 

Yazarın Diğer Yazıları