3 Soruda Kayseri'de Genç Siyaset: Yeniden Refah Partili Zekican Öztürk
Kayseri'de gençler gerçekten iş mi beğenmiyor? Zekican Öztürk, gençlerin nitelikli işsizlikten ekonomik kaygılara uzanan sorunlarını ve siyasetteki yerini anlattı.
Kayseri'de yaşayan gençlerin şehre, siyasete ve geleceğe bakışını; genç siyasetçilerin gözünden ortaya koymayı amaçladığımız "3 Soruda Kayseri'de Genç Siyaset" röportajların ikinci konuğu Yeniden Refah Partisi Gençlik Kolları Başkanı Zekican Öztürk oldu.
1997 Kayseri doğumlu Zekican Öztürk, üniversite eğitimini İstanbul’da tamamladıktan sonra Kayseri’ye dönerek burada avukatlık yapmaya başladı. Bu süreçte kendi fikirlerine uygun bir siyasi parti arayışında olduğunu belirten Öztürk, Yeniden Refah Partisi’ni tercih etme sürecini şu sözlerle anlatıyor: “Yeniden Refah Partisi'nin zaten o temelinde yatan Milli Görüş anlayışının, ahlakın, adaletin bana daha yakın olduğunu hissettiğim ve gördüğüm için Yeniden Refah Partisi saflarında yer almaya karar verdim.”
Yaklaşık bir ay önce Gençlik Kolları Başkanı olarak göreve başlayan Öztürk, sorularımızı yanıtladı.
Kayseri özelinde gençlerin bugün en çok dile getirdiği sorunlar ve beklentiler sizce neler? Kayseri gençlerin eğitim, istihdam, sosyal yaşam ve kariyer hedefleri açısından hangi imkanlara sahip? Kent yönetiminde gençlerin karar alma süreçlerinde yeterince söz sahibi olduğunu düşünüyor musunuz?
Kayseri’de gençlerin çalışabileceği ve istihdam edilebileceği fazlasıyla yer var. Ancak gençlerimiz işsizlikten yakınırken bir yandan da nitelikli işsizlikten yakınıyor. Üniversiteyi tamamlayıp diplomasını aldığında kendi bölümünde, kendi alanında iş bulmakta zorluk yaşıyor. ‘Gençler iş beğenmiyor’ şeklinde bir algı var. Aslında gençler iş beğeniyor. Biz gençleri okumaya ve bir meslek sahibi olmaya teşvik ediyoruz ancak sonrasında o mesleği yapabilecekleri işi sunamıyoruz.
Kayseri’de eğitim açısından yeterli imkânlar var ancak sosyal yaşam konusunda şehir her zaman eleştirilmiştir. Kayseri’de yaşayıp 20-25 yaşına gelmesine rağmen Erciyes’e hiç çıkmamış, İncesu Marina’ya hiç gitmemiş gençlerimiz var. Bunun biraz da ekonomik sebeplerden kaynaklandığını düşünüyorum. Aileler olarak öğrencinin eğitimine bütçe ayırırken sosyal yaşamına ayrıca bütçe ayıramıyoruz. Bu nedenle gençlerimiz şehir dışını daha çok tercih etmeye başlıyor.
Gençlerin karar alma süreçlerindeki yerini ise belediye meclis üyelerinin listelerine ve doğum tarihlerine baktığımız zaman anlayabiliyoruz. Biz Kayseri halkı olarak maalesef gençlerimize çok güvenmiyoruz. Gençlerin fikirlerini almak veya onlara bir şey danışmak nedense büyüklerimize zor geliyor. Gençler sadece ‘ayak işi’ yapsın anlayışı doğru değil. Bizim de fikirlerimiz var.
Görev aldığınız siyasi partinin gençlere yönelik politikaları ve gençlerin siyasette daha fazla yer alması için yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgi verir misiniz? Gençlerin parti içerisinde ve karar mekanizmalarındaki rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Yönetim kurulumuzda 30 yaşın altında birden fazla üyemiz var. Yaklaşık 96 kişilik yönetim kurulumuzun 20’den fazlası genç üyelerden oluşuyor. Yönetim kurulumuzda benim yaşlarımda ve benden daha genç birçok arkadaşımız var. Fikirlerini dile getirebildikleri, söz sahibi olabildikleri bir ortam oluşturmaya çalışıyoruz.
İl binamızda nöbetçi başkanlık uygulamamız var. Herhangi bir gencimiz ya da vatandaşımız geldiğinde sorununu anlatabiliyor ve nasıl bir çözüm bulunabileceğini sorabiliyor. Henüz iktidarda olmadığımız ve Kayseri’de bir belediyemiz bulunmadığı için doğrudan proje üretme şansımız olmuyor. Ancak gençlerimizin fikirlerini alarak belediye meclis üyelerimize iletiyor, bu fikirleri belediyeler üzerinden gündeme getirmeye çalışıyoruz
Türkiye’de gençlerin siyasi, sosyal ve ekonomik beklentilerinde son yıllarda önemli değişimler yaşanıyor. Sizce mevcut gençlik politikaları bu değişen beklentilere ne kadar cevap veriyor? Gençlerin geleceğe dair umutlarını artırmak için hangi adımlar atılmalı?
Gençlerin geleceğe umutla bakabilmesi için öncelikle yarınını ekonomik olarak düşünebilecek kadar kafasının rahat olması gerekiyor. Bugün 30 yaşına gelmiş, düşünmeyi ve fikir üretmeyi bırakmış gençlerle karşılaşıyoruz. ‘Çabalasam ne değişecek?’ diyorlar. Çünkü dinlenilmediklerini, fikirlerine önem verilmediğini ve fikirleri dinlense bile uygulanmadığını düşünüyorlar.
Bir diğer problem nitelikli istihdam. Üniversiteden mühendis olarak mezun olan bir genç işe girdiğinde kendi mesleğini yapmak istiyor. Ancak gençlerimiz ‘Mühendis olarak işe girdim ama mühendislik yapamıyorum, normal işçi olarak çalıştırılıyorum’ diye yakınıyor. İş aramayı bırakan gençlerimizin nedenlerinden biri de niteliklerine göre iş bulamamaları.
En önemli problemlerden biri de ekonomi. Gençlerimiz çalışsa ve iyi bir maaş alsa bile kendi çabalarıyla ev sahibi olmanın çok zor olduğunu düşünüyor. Kiraların 20-25 bin lira seviyelerine geldiği bir ortamda maaşının önemli bölümünü kiraya ayırmak zorunda kalıyor. Bunun faturası ve ev geçindirme masrafı da var. Evlilik masrafları da düşünüldüğünde gençler evlenmeyi ertelemeye başlıyor.
Bunun sonucunda ‘ev genci’ diye bir kavram ortaya çıkıyor. Genç, ‘Annem babam çalışıyor, ben de evlerinde kalıyorum’ diye düşünerek iş aramaktan uzaklaşabiliyor. İş aramayı bıraktık çünkü niteliğimize göre iş bulamaz olduk, fikirlerimize önem verilmez oldu ve ekonomik açıdan güçsüz hale geldik.
Gençlerimizin umudunun yeniden yeşermesi gerekiyor. Gençlerin yüzü gülerse bu milletin de yüzü güler.
