Ahmet ZORLU

BU KADARINI DA. . .

Ahmet ZORLU

Önceki sabah evden çıkıp büroma doğru araçla seyrederken, kentin baştanbaşa yeniden afiş ve pankartlarla donatıldığını gördüm. Ancak afiş ve pankartlardaki metni okumadan fotoğraflara baktığında insan, kendini 80’lı yıllara geri dönmüş gibi hissediyordu.

Zira Turgut Özal var, Necmettin Erbakan var, Muhsin Yazıcıoğlu var, Alpaslan Türkeş var.

Meğer hepsi de, başkanlık sisteminin en ateşli savunucularıymış da bilmiyor muşuz!

Bu arada Merhum Bülent Ecevit ile Merhum Süleyman Demirel’i ya unuttular, ya da onların afişlerine benim geçtiğim güzergahta yer vermediler.

Hemen aklıma, 2010 Referandumu öncesi geldi. O dönemde TV kanallarında söylemlerini izlediğimiz bu günün Hain Damgalı iktidarın gizli ortağı ne diyordu.

“İmkanım olsa, mezardakileri de kaldırıp evet oyu kullandırırım..”

Sonra ne mi oldu. Şen şakrak başlayan ortaklık, paylaşım döneminde bozuldu. Ama bu süreçte Fetö devletin beynini ele geçirdi. Askeri bitirdi, kurumları bitirdi, Emperyalizmin yapamadığı her şeyi Fetö yaptı bu ülkede.

Üstüne üstlük, bir 15 Temmuz Kabusu da yaşadık milletçe.

Bu günün iktidar partisi de, 2010 yılında Fetö’nün söylediği sözü hatırlamış olacak ki, bir döneme damgasını vurmuş siyasileri mezarlarından kaldırıp, referandum afişlerine taşımış oldu..

Bu isimlerin referandum malzemesi yapılmasına kimden ve nereden tepki gelir diye bir beyin jimnastiği yaptım..

Merhum Özal’ın mirasını savunacak pek kimse kalmadı gibi.

Merhum Muhsin Yazıcıoğlu’ndan sonra partinin başına gelen ilk isim Sayın Cumhurbaşkanının Danışmanı.

İkincisi de aynı yer için hazırlık yapıyor.

Merhum Alpaslan Türkeş’in kurduğu ve büyüttüğü partinin genel başkanı ülkenin bu günkü noktaya gelmesini sağlayan isim.

Her ne kadar Türkeş Sevdalıları ‘Hayır’ çığlığı atıyorsa da..

Bu afiş ve pankartlara tepki gösterecek tek bir siyasi yapı var o da, Saadet Partisi diye düşündüm.

Nitekim İl Başkanı Sayın Mahmut Arıkan’ın cevabı gecikmedi..

Arıkan, “İstismar etmedikleri hiçbir şey kalmadı, yazıklar olsun” dedikten sonra,  “İstismar ettiğiniz kişi, sizi Siyonizmin en büyük hizmetkarı ilan etmişti” diyerek Saadet Partisi’nin çizgisinin AKP ile arasındaki mesafeyi özetledi.

Yıllardır ülkemde olup biteni yakından izlemeye çalışan bir gazeteci olarak,  iktidarın işi bu kadar ileri düzeye götüreceği aklıma bile gelmemişti.

Sürece baktığımızda, Memleket Büyüğünün “Hayır diyerek Dünyanızı ve Ahiretinizi riske sokmayın” demesinden anlamalıydım, böyle bir afişleme yapacaklarını.

Ama, Necip Fazıl Kısakürek’in AKP sürecini yaşayan kişi ve kurumlar için yıllar önce söylediği bir söz vardır ki, altına imzamı atarım;

“Yola çıktıklarınızı, yolda bulduklarınız ile  değiştirirseniz, hem yolunuzu kaybedersiniz, hem de dostunuzu”

Sen yola çıktığın Abdüllatif Şener’i Jöleli ile, Abdullah Gül’ü Mevlüt Çavuşoğlu ile, Ahmet Davutoğlu’nu Binali Yıldırım ile, Abdülkadir Aksu’yu Süleyman Soylu ile, Bülent Arınç’ı Numan Kurtulmuş ile, Sadık Yakut’u Tuğrul Türkeş ile, Hüseyin Çelik’i bir başkası ile takas edeceksin.

Bununla da yetinmeyecek, doğduğun, ilkeleri ile büyüdüğün Necmettin Erbakan’dan “Siyonizmin en büyük hizmetkarı” taltifini alacaksın, sonra da bu ismin adını bile kullanacaksın.

AKP Seçmeninin kahır ekseriyeti, Merhum liderlerin ne düşündüklerini değil, Abdullah Gül’ün, Abdüllatif Şener’in, Ahmet Davutoğlu’nun, Cemil Çiçek’in, Hüseyin Çelik’in ve isimlerini sayamayacağım çok sayıda AKP Kurucusu eski yol arkadaşlarınızın ne düşündüğünü daha çok merak ediyor.

Zira, 28 Şubat gibi, 12 Eylül gibi dönemleri bile kazasız belasız atlatan eski liderlerin, parlamenter demokrasiye olan bağlılıklarını bu millet yakından biliyor..

Hele ki, sizin icadınız olan, kimin yazdığı bile belli olmayan ‘Türk Tipi Partili Cumhurbaşkanlığı’ gibi modifiye bir sistemi ağızlarına bile almazlardı.

Ama her şeye rağmen iyi oldu.

Türk demokrasi tarihinde, ayrı ayrı öneme sahip isimlerin yüzlerini bir kez daha anımsadık.

Keşke Merhum Ecevit ile Merhum Demirel’i da atlamasaydınız..

Yazarın Diğer Yazıları