BEN DEDİM SİZE..
Ahmet ZORLU
İyi Parti, Kayseri Kongresini yaptıktan sonraki dönemde yazmıştım.
Yazının başlığı, ‘İyi geliyorlar’ idi.
İyi Parti’nin başka gün kalmamış gibi Bir Nisan’da Ankara’da topladığı Olağanüstü Kurultay, bu tezimde ne kadar isabetli teşhisler yaptığımı ortaya koydu.
Tıklık Tıklım bir salon, birkaç katı da dışarda birikmiş insanlar.
İçlerinde, elbette siyasi ikbal hesapları yapanlar da vardır, ama kahır ekseriyetin ortak kaygısı “Türkiye’nin geleceği” idi, bu kalabalığın.
Bitamamı farkında, devlet yönetiminde güzel ülkemin demokrasi sapağına geldiğinin. 2019 seçimlerinin, demokratik bir rejimde kalmanın son çıkışı olduğunun. Türkiye’de yargının, yürütmenin ve yasamanın ilevsizleştirildiğinin. Bir kişinin dediklerinin, kanun haline geldiğinin.
Demokrasi ve Cumhuriyetin geleceğinin karanlığa itildiğinin. Eğitimin orta çağ dayatmalarına kapılarını açtığının, içinde çağdaşlık adına ne varsa tek tek ayıklandığının.
Sağlığın bir takım şirketlerin kazanç kapısına dönüştürüldüğünün, Kent Hastaneleri Projesi ile Hastanelerin Ticarethane, hastaların müşteri haline getirildiğinin.
Ordunun, Üniversitelerin, yargının, demokratik kurumların işlevsizleştirildiğinin.
Üretmeyen, dışardan satın alan, borçla ayakta tutulan bir ülke haline geldiğimizin.
Yatırımcının, Sanayicinin yeni yatırıma yönelmek yerine, birikimlerinin hiç değilse bir bölümünü güvence altına almak adına İngiltere, Yunanistan, İspanya ve Kuzev Avrupa Ülkelerinde başının sokacak bir ev, geleceği riske girerse yaşayacağı bir ülke pasaportu derdine düştüğünün.
İktidar Havuzunda çamura bulanmış medyanın alternatif olacaklara yönelik karartma uygulamakla talimatlandırıldığının.
Merkez sağın gür sesi MHP’nin, genel başkanının iktidar kayığına sığınmasının sağdaki tüm seslerin kesilmesine neden olduğunun.
O nedenle İyi Parti, mecliste grubu bulunmamasına rağmen, her etkinliğini bir miting havasında yapmaya, umut haline gelmeye başladı.
Sanırım, Nisan Bir olağanüstü kurultayından sonra, başta iktidar partisi ve MHP olmak üzere, Türk Siyaseti İyi Parti varlığını kabullenecek, bundan sonraki siyasetlerini buna göre şekillendirmeye başlayacaktır.
Zira bu harekete gönül verenler biliyorlar ki, ülkede işler iyi gitmiyor.
Hükümetin Maliye Bakanı, “Yağmur geliyor, çatıyı onaralım” dedi diye. Sayın Cumhurbaşkanı tarafından azarlandı.
Azar yetmedi, üstü kapalı görevden almakla tehdit etti.
Ekonomide iktidar kadrolarında en güvenilir isim olarak bilinen Ali Babacan, diri diri mezara gömüldü.
Sanırım Mehmet Şimşek’e de bu saatten sonra, bilinen bir son hazırlanacak.
Böylece ülke ekonomisi, ‘Zamları biz yapmıyoruz, otomatik oluyor’ anlayışındaki isimlere, bir takım rakam oyunları ile büyümenin rekorlar kırmasını sağlayan bürokratlara emanet edilecek.
Yani Çay-Simit hesabıyla iktidar olanlar, Hela-Sidik hesabıyla ekonominin ne kadar iyi düzeyde olduğunu anlatmaya çalışacak.
İşte Merkez Sağda, böylesi bir ortamda ülkenin yaşadığı sıkıntıları görenlerin bir araya geldiği adres olarak ortaya çıktı İyi Parti.
Bu gerçeği, Ankara’da beleş otobüs olmadan, beleş kebap dağıtılmadan yapılan Olağanüstü Kurultay ile tartışmasız bir içimde ortaya koymuştur.
Özellikle Ankara’da Metro arızasının İyi Parti Kongresine denk gelmesini de Talihsiz bir manevra ve katılımı azaltmaya yönelik beyhude bir çaba olarak gördüğümü belirtmek isterim.
Ve bir kez daha hatırlatmakta yarar görüyorum, “Ekonomide, siyasette, dış politikada başarısız olabilir, hata yapabilirsiniz. Bunu samimi bir şekilde halka anlattığınızda size bakış açısı olumlu yönde devam eder. Ama Atatürk’ün bize bıraktığı Kimsesizlerin Kimsesi Cumhuriyetin, Demokrasinin ve Laik Parlamenter Demokratik sistemin ayarları ile oynamaya kalkıştığınızda alternatifiniz birden bire topraktan genç bir fidan gibi yeşerir ve millet ve halk onu size alternatif haline getirir..”