2019'A GİDERKEN..
Ahmet ZORLU
Türkiye Cumhuriyeti, ulusal ve uluslar arası anlamda belirsizliklerin hakim olduğu, Sayın Cumhurbaşkanı’nın söylemi ile, “At izinin, it izine karıştığı” bir süreç yaşıyor..
Bu anlamda 2019’da yapılacak seçimlerde, kullanacağımız oylarla, demokratik parlamenter sistemin, güçler ayrılığı ilkesinin ve birbirini denetleyen kurumların carlığının, ya devamına, ya sona erdirilmesine de karar vereceğiz.
Zira, Türkiye 2019 seçimlerine, tamamen kutuplaşmış iki ayrı cephe halinde girecek gibi..
Bir yanda, bağımsızlığı sona erdirilen yargı, üniversite, meclis gibi kavramlar ve sivil inisiyatifin kontrolüne girmiş ordu için ya evet diyecek, ya da Cumhuriyetin kurucu değerlerinin hasar gören bölümlerinin inşası ile demokrasi yolculuğuna devam edilmesi noktasında karar vereceğiz.
İki cephe diyorum.
Bunlardan partili başkanlık sistemini destekleyen bölüme göz attığımızda karşımıza AKP,MHP, BBP ve Vatan Partisi’nin çıktığını görüyoruz.
Sakın yanlış anlaşılmasın, MHP, BBP ve Vatan Partisi’nin genel merkez yönetimleri desek daha isabetli bir tahlil yapmış oluruz. Zira bu partilerde, iktidara teslimiyet politikası yüzünden yaşanan sıkıntılar hepinizin malumu.
Diğer tarafta ise, çok daha farklı bir tablo.
CHP, demokratik oluşumlar ve kuruluş çalışmaları büyük bir hızla devam eden Meral Akşener’in başını çektiği siyasal hareket. Elbette Merkez sağ ve soldaki bir çok siyasi yapı da bu anlamda parlamenter demokrasinin devamı noktasında yapıyor tercihini..
Dengeler silsilesine baktığımızda ise terazinin ibresi ortada, hatta getirilmek istenenlerden rahatsız bir profil ortaya çıkıyor.
AKP’nin yaptığı son araştırmalar iktidarın, Ege, Marmara ve Akdeniz bölgelerinde yüzde 11, Anadolu genelinde ise yüzde 4’lük bir erozyon yaşandığını ortaya koyuyor.
İktidar gücünü sonuna kadar kullanarak, gerektiğinde sandıklar açıldıktan sonra bile kanuna rağmen karar çıkartabilecek güce sahip bir siyasi yapı düşünün.
Buna karşılık, parti kimliğini ön plana çıkarmadan, güçler ayrılığına dayalı demokratik rejim için kendini ortaya koyan bir muhalefet.
Meral Akşener’in başını çektiği ve Kasım’dan önce partileşme sürecini tamamlayacak olan siyasal yapının bu anlamda 2019’un belirleyici siyasal hareketi olduğuna inanıyorum.
Zira halen MHP’nin çatı kadrosunda görev yapan bazı isimlerin bile bu hareketi yakından izlediklerini ve yol arkadaşlığı için işaret beklediklerini bilmeyen MHP’li yoktur, kalmadı.
Meral Akşener hareketinin siyasi parti olarak seçime girmesi durumunda ‘Merkez Sağı’n tek temsilcisi olacağı da muhakkak.
Zira, baraj yüzünden tabela partisi olmanın ötesine geçemeyen merkezdeki partilerin bu çatı altında bir araya gelecekleri kesin gibi.
Bu tablo, kendine güveni kalmayan ve paramparça olan Merkez Sağı yeniden bir araya getirecektir.
Bu bir kehanet değil, yaşanacak partileşme sürecinin yol kazasına uğramaması halinde parlamento aritmetiğinin değişmesi kaçınılmazdır.
Buna bir de, kendine güveni yerine gelmiş, adalet gibi, yoksulluk gibi, işsizlik gibi, gelir dağılımındaki adaletsizlik gibi, terör gibi sıkıntıları çözme taahhüdünde bulunan söylemlerle milletin huzuruna çıkan CHP’yi eklediğinizde, iktidar cephesinin işi daha da zorlaşıyor.
Zira, Akşener Hareketi, merkezdeki küçük siyasi yapılar ve CHP’nin 2019’da ortak cumhurbaşkanı adayı çıkacakları neredeyse kesin gibi.
Ve Türk Seçmenine de, ‘Rejimin ayarlarını eski haline getirecek, hasarlı demokrasiyi inşa edeceğiz’ sözünün verilmesi yeterli.
O nedenle, Meclis çoğunluğundan başkanın yapısı daha fazla önem arzediyor 2019 seçimlerinden sonraki süreç için.
Zira, seçilecek başkan Meclise uğramadan, kanun ve kararnamelerle isterse ülkeyi 5 yıl idare edebilecek yetkilerle donatıldı, ‘Evet’ dediğimiz Anayasa Değişikliği ile..
AKP’nin stratejistleri, gelinen noktada 2019’daki sandıklarda yenilgi ihtimali noktasında zirvedekileri uyarmış olmalı ki, birden bire sahaya inildi ve yeni görkemli gösterilerle ilginin kendilerine dönmesi için çaba harcanıyor.
Sonuç, önümüzdeki süreçte CHP ve lideri bir yol kazasına uğratılmaz, Meral Akşener Hareketi de sağlıklı bir şekilde partileşme sürecini tamamlar ise ve tabii ki, Yüksek Seçim Kurulu 91. Dakikada kanunlarüstü kararlar vermez ise, 2019’da birileri sürpriz sonuçlarla karşılaşabilir.
Zira, milletin belini büken büyük olumsuzluklar ardı ardına geliyor.
Garibanın çocuğu, babası hamallık yaparak üniversite okuyor, girdiği sınavlarda kamudaki görev yapma hakkı elde ediyor, ama getirilen, daha doğrusu dayatılan, Mülakat ucubesi yüzünden işe alınmıyor.
Buna karşılık çok daha düşük puanlı hamili kartlıların altına birer koltuk veriliyor.
Sonuç;
2019 yılında yaşayacağımız Mahalli İdareler, başkanlık ve Milletvekilliği seçimlerinde dengelerin çok değişeceğini söylemek için kahin olmaya gerek yok..