Mustafa GÜMÜŞKAYNAK'I ANARKEN..
Ahmet Çınar
O, Kayseri basınının mihenk taşlarından birisiydi.
Onu 23 yıl önce bugün, 08.Mart 1993 günü kaybettik.
Allah Rahmet eylesin.
Gazeteciliğe başlaması Türkiye’nin çok partili döneme girişiyle başlamış.
Ülker ve bugün Anadolu Haber adı ile yayın hayatına devam eden, Anadolu Gazetesi Onun çalıştığı ilk gazeteler.
Bu arada bazı İstanbul gazetelerinin Kayseri muhabirliğini de yaptı.
1958 Yılında Cumhuriyet gazetesinin düzenlediği Yunus Nadi röportaj yarışmasında 1.’lik ödülünü kazandı.
1960’ tan sonra, Milliyet Gazetesinde röportajları yayımlandı.
Kayseri’nin önde gelen eğitimcilerinden Kazım Yedekçioğlu ile birlikte derledikleri, Kayseri fıkralarından bazılarını, ‘’ÖĞÜNMEK GİBİ OLMASIN AMA KAYSERİLİ’YİM’’ adlı kitapta topladı.
28 Şubat 2015’te kaybettiğimiz ünlü romancı Yaşar Kemal ile olan dostluğu, unutulmayan anıları da beraberinde günümüze kadar taşıdı.
Yaşar Kemal, Döner Kümbeti çok severmiş. Kayseri’ye bir gelişinde Döner Kümbeti ziyarete gidiyor. Merdivenleri çıktıktan sonra ellerini açıp sarılır gibi yapıyor. Alnını koyup taşı öpüyor. “Niye böyle yaptın’’ diye sorulduğunda, “Öpülmez mi?, Bu benim taşım, Anadolumun taşı. Öpüşüm sevmemden, kucaklayışım saygı duymamdan.’’ diye cevap veriyor.
Kayseri’de aydın olmayan bir kısım insanlar, Mustafa Gümüşkaynak’a, Koministlik elbisesi giydirmekten geri kalmadılar.
Mustafa Gümüşkaynak, onların gözünde bir numaralı koministti.
Yaşar Kemal, askerliğini Kayseri’de yapmıştı. Önce Faruk Molu ile Talas’ta tanışmışlardı. Amerikan Kolejine tenis oynamaya giden Faruk Molu ile dost olmuşlardı. Yaşar Kemal’in, Mustafa Gümüşkaynak’la tanışması o yıllara dayanır.
Gümüşkaynak’ın büyük oğlu Fatih Gümüşkaynak Yaşar Kemal ile babasının tanışmasını şöyle anlatıyor:
‘’Yaşar Kemal askerliğini Kayseri’de yaparken, ‘Kayseri’de kim kominist’ diye sorunca babamın ismini vermişler.Halbuki babam ne koministi ne de başka bir şey..Dostumuz bir avukat bana babamın ‘Koministlik’ damgasını yemesini, Yahya Kemal’le olan samimiyeti nedeniyle yakıştırıldığını söylemişti.’’
Fatih Gümüşkaynak, Yahya Kemal’in el yazısıyla babasına gönderdiği mektubu halen saklıyor.O mektupta şu ifadelere yer vermiş Yaşar Kemal:
‘’Sevgili Mustafa’m, seni ne kadar özlediğimi bilemezsin. Ben iyiyim, daha çalışıyorum.Gözlerinden öperim. Hane halkına selamlar.’’
Bir dönem Anadolu Haber gazetesinde birlikte çalıştık Mustafa Gümüşkaynak’la. Sohbetimiz sırasında bana, ‘’Ahmet efendi, yıllardır koministler gelecek diye hikaye dinledik ama ne gelen oldu ne de giden’’ derken arkasından da gülümsemesini eksik etmezdi.
O, inancını hep içinde saklamıştı. Din istismarcısı değildi, inançlıydı.
‘’Bana neler teklif edildi zamanında ama hiç bir şey kabul etmedim’’ derken, kinayelerde bulunmaktan da geri kalmazdı. Bu sözleri bir bakıma bazılarına göndermeydi de.
Emekli olduktan sonra bir müddet Büyükşehir Belediyesi’nde çalıştı. Kendisine bir masa verilmişti, iş istedi, bir şeyler yapmak istiyordu.
Amiri durumundaki insanlar Ona:
‘’İşi ne yapacaksın, git gel maaşını al.’’ dediler.
Kabul etmedi ve bir müddet sonra işinden ayrıldı. Bu kadar dürüst, bu kadar namusluydu.
Dindarım, ülkemi seviyorum diyen kaç kişi acaba Mustafa abimizin verdiği tepkiyi verebilirdi merak ediyorum? Mustafa Gümüşkaynak’la son dönemlerde çok güzel anılarımız oldu.
Daktilosunun başına geçer yazmaya başlar.Bir kağıt buruşturma sesi gelirdi kulağıma.
Bir iki böyle, çok şahit oldum. Yazıyı beğenmeyince tekrar başlardı yazmaya.
Sonunda final yazısını alır yanıma gelirdi.
‘’Ahmet efendi, şunu bir okur musun’’ derdi. Ne haddimize! “Sen bir okuyucusun, karar mekanizması sensin’’derdi. Çaresiz okurdum.O da rahatlardı. Böyle bir insana biz siyasi görüşü nedeniyle değişik kaftanlar giydirdik.
Olur olmaz isnatlarda bulunduk.
O, bunları hep içine attı. Allaha havale etti bir bakıma.
O, iyi ve dürüst bir insandı.
Mekanın cennet olsun Mustafa abi.