Ahmet Çınar

DÖRDÜNCÜ BÜYÜK DEVRİM ÖYLE Mİ?

Ahmet Çınar

9 Seçim geçirmiş olan Genel Başkan Kemal kılıçdaroğlu rakipsiz olarak yeniden başkanlığa seçildi.
Zira, adaylardan Umut Oran ve Muharrem İnce Kurultaya bir kaç gün kala adaylıktan çekilmişlerdi.
Kılıçdaroğlu’na rakip olması beklenen Mustafa Balbay, 128 delegenin imzasını toplayamadığı için aday olamadı.
Böylece, rakipsiz kalan Kemal Kılıçdaroğlu, başarısız seçimler geçirmiş olmasına rağmen partisinin başında kaldı.

Demokrasinin tam yerleşmediği ülkelerde, parti liderlerinin sanki doğal lider imiş gibi, yıllar yılı partilerinin başında olduklarını kanıksar hale geldik.
Oysa, gelişmiş, demokrasiyi benimsemiş, seçimlerde bir kaç puan bile kaybetmiş ülkelerde, sorumluluk sahibi liderler arkalarına bile bakmadan seçmenlerinden özür dileyerek istifa etmekte ve görevi yeni seçilecek olanlara bırakma nezaketini göstermektedirler.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun, 7 Haziran Genel Seçimi öncesi, seçimi kazanamaması halinde görevi bırakacağını söylemesi üzerine ‘’Siyasete giren insanın başarıyı hedeflemesi lazım.Eğer başarısız olursa siyaseti bırakması gerekli. Bu gayet doğal bir şey’’ diyor.
Kılıçdaroğlu, ‘’Siz bırakır mısınız ?’’ sorusu üzerine ise; ‘’Doğal olan bir şey, hepimiz için geçerli.’’ yanıtını vermişti.

Hem 7 Haziran, hem de 1 Kasım seçiminde oylarında bir çoğalma olmayan Kılıçdaroğlu’nun ısrarlı Genel Başkanlık çabasını nereye koyacağız o zaman?
Merhum Süleyman Demirel’in, o meşhur sözü her dönemde geçerliliğini koruyor.
‘’Dün dündür.. Bugün bugündür’’

Demek ki siyasette 2 kere 2 hiçbir zaman 4 etmiyor.
Bilimsel yapıya ters de olsa, bizdeki siyasette gerçek böyle.
AKP’den alıntı da olsa şimdi de hedefinde 2023 var.
Cumhuriyetin kuruluşunun 100. yılı.

Slogan ise “4’ÜNCÜ BÜYÜK DEVRİM.”
Dört devrimi şöyle sıralıyor Kılıçdaroğlu:
-Birinci büyük devrim, saltanata son verilip cumhuriyetin kurulması. (1923).
-İkinci büyük devrim, İsmet İnönü tarafından tek partili dönemden çok partili döneme geçilmesi. (1945).
-Üçüncü devrim, Bülent Ecevit ile sosyal demokrasiye geçilmesi (1966).
-Dördüncü büyük devrim ise, Türkiye Cumhuriyetinin 100. kuruluş yıl dönümü olan 2023’e damgasını vuracak, ‘’Demokrasi ve özgürlük mücadelesi.’’

Bizde koltuğa yapışmak gibi bir hastalık mevcut.
Dün söylediğini unutup, bu güne farklı uyanmak sadece Kılıçdaroğlu’na has bir şey değil aslında.

Bahçeli, 2002 seçimleri öncesi MHP Genel Başkanlığından istifa etmiş, nedamet duygusuyla hemen geri dönmüştü.
Bu gün de koltuğa yapışmış durumda.
Beş ayda milletvekili sayısını yarıya düşürmesine rağmen.
Üç muhalif adayın 543 imza toplamaları umurunda değil. “Gitmem de gitmem” diyor.
Kurultayı toplamayacağını, imza sahiplerini disipline vereceğini söylüyor.

Bizim köyün kıllı yoğurt yemesi böyle işte.
Buna gelişmiş ülke profili demek mümkün mü?
Gelişmişlik nerede, biz neredeyiz Allah aşkına.
Tipik bir Orta doğu ülkesiyiz. Zaten, bu yapıdan kurtulmak için de kimse kılını kıpırdatmıyor.
İdare edilmeye alışmışız bir kere!

Yıllar yılı Türk siyasetinde rol alan Süleyman Demirel için, Türkiye’ye yeni atanan bir yabancı elçinin :
‘’Sizin bir Başbakanınız vardı yıllar öncesi, bu Demirel, onun oğlu mu?’’ sözü, bizdeki siyasetçi profilini anlatmaya yeter sanırım.

Koltuklarımız Ceylan derisi.. Yapışın beyler.
Sakın bırakmayın ha!

Yazarın Diğer Yazıları