Kayseri'de Osmanlı'dan kalan miras dikkat çekiyor!
Talas'ta bulunan Ali Saip Paşa Camii, 1886 yılında inşa edilen mimarisi, kubbesindeki süslemeleri ve Osmanlı döneminden kalan detaylarıyla dikkat çekiyor.
Kayseri’nin Talas ilçesinde yer alan Osmanlı Sokağı, çeşitli tarihi konak ve evin yer almasıyla tarihi yaşatan bir sokak. Şehir merkezine yaklaşık 10 kilometre mesafede yer alan ve Kayseri’ye gerek yurt içinden gerekse yurt dışından gelenlerin listelerinde yer alan bir yerken ziyaretçilerine de otantik bir gezinti sağlıyor.
Kayseri'de tarihi sokak
Taş mimarisi ve dar sokaklarıyla dikkat çeken sokağın tarihi M.Ö 1500’lü yıllara kadar uzanıyor. Daha önce bölgede yaşamış olan, Mazakalıların, Kapadokyalıların, Romalıların ve Anadolu’ya akınlar düzenleyen Türkmenlerin izlerini taşıyor. Osmanlı İmparatorluğu son dönemlerinde Türk, Rum ve Ermeni nüfusun bir arada yaşadığı önemli bir yerleşim merkezi olan Talas, sahip olduğu tarihi eserler ve geleneksel mimari dokusuyla da günümüzde de dikkatleri üzerine çekiyor.
Ali Saip Paşa Camii
Kayseri’nin Talas ilçesinde bulunan ve Osmanlı döneminden kalma önemli bir eser olarak günümüze kadar gelen Ali Saip Paşa Camii, 1887 yılında Sultan II. Abdülhamit devri Seraskeri Ali Saip Paşa tarafından yaptırılmıştır. Camiye üçgen alınlığında Osmanlı Devleti arması bulunan kapıdan geçilerek girilmektedir.
Üç sahından oluşuyor
Caminin harim kısmında üzerinde nestalik hattıyla yazılmış on iki satırlık kitabesi bulunan kapıdan geçilerek girilmektedir. Cami dikdörtgen planla inşa edilirken merkezinde sekiz pencereli kubbesi yer almaktadır. Kubbeyi dört ayağa oturan dört kemer taşımaktadır. Harim kısmı, sivri kemerlerle ayrılmış olan üç sahından oluşmaktadır. Orta sahın yan sahınlardan daha geniş tutulurken ön ve arka duvarlarda ikişer, yan duvarlarda ise üçer dikdörtgen biçimli penceresi bulunmaktadır.
Kubbe kısmında dört halifenin adı yazıyor
Camii merkezi kubbeli olup kubbeyi dört yuvarlak kemer taşımaktadır. Sütunlar camiyi üç nefe ayırmaktadır. Orta nef, yan neflerden daha geniştir. Ön ve arka duvarlarda ikişer, yan duvarlarda ise üçer dikdörtgen biçimli penceresi bulunmaktadır. Ayrıca kubbe pandantiflerinde ise dört halifenin adının yazıldığı madalyonlar ve etrafını süsleyen bitkisel desenler yer alıyor.
Cami 1886 yılında yaptırıldı
Duvarlardaki ağaç zarlar boyanmıştır. Minberde, ağaç işçiliğinin güzel örnekleri vardır. Döşeme ahşaptır. Kubbenin dışında kalan üst örtü kalaslarla kapatılmıştır. Dikdörtgen planlı son cemaat yeri ile avlunun doğu ucundaki iki küçük oda, sonradan yapılmıştır. Cami kitabesinden 1886 yılında yılında yaptırıldığı anlaşılmaktadır.
Banisi Ali Saib Paşa
Çeşme, caminin avlu duvarıyla birlikte inşa edilmiştir. Çeşmenin cephesi duvar içine gömülmüş sütuncelerle sınırlandırılmıştır. Kemeri ve nişi olmayan çeşme düz cephelidir. Çeşmenin üst bölümünde yer alan bir silme kuşağı cepheyi ikiye bölmektedir. Çeşmenin iki mısradan üç satır olarak nesih hatla düzenlenen kitabesinde hicri 1305 (M. 1886-87) tarihi ve bâni olarak da Ali Saib Paşa’nın adı okunmaktadır.
Osmanlı döneminde yaşıyormuş hissi
Geçmişten günümüze kadar gelen ve Osmanlı’dan miras kalan bu tarihi yapıyı görmeye gelenler hem caminin mimarisiyle hem de bulunduğu sokak sayesinde geçmişe giderek adeta Osmanlı zamanında yaşıyormuş hissi uyandıracaktır.




