Cübbeli 10 bin dolar verdi alamadı! Şimdi Talas'ta alıcısını bekliyor
Dini sohbetleri kadar renkli kişiliği ile de Türkiye'nin yakından tanıdığı Ahmet Mahmut Ünlü, nam-ı diğer Cübbeli Ahmet Hoca'nın, yıllar önce, 10 bin lira verip de alamadığı mütteka, bugünlerde Talas'ta alıcısını bekliyor.
Atalar her ne kadar “Eskiye rağbet olsa bitpazarına rahmet yağardı’ dese de günümüzde hem geçmiş günlere, hem de geçmişin izlerini taşıyan eşyalar oldukça rağbet görüyor. Kimi zaman kıymet bilmeyen bir torunun elinde yok olup giden eski eşyalar kimi zamanda işin uzmanının elinde bir servete dönüşebiliyor.

Kayseri Olay olarak, Kayseri’de tarihin hayat bulduğu Osmanlı Sokağı’nda tarihi yaşatmaya çalışan Durmuş İşçi’nin konuğu olduk. Talas ilçesinde bulunan Osmanlı Sokağı’nda koleksiyoner Durmuş İşçi, Talas’ın tarihi dokusu içindeki tarihi konağın 8 odasını da geçmiş tarihe ait izler taşıyan eşyalarla doldurmuş. Bir hobi olarak eski eşyaları biriktirmeye başlayan İşçi, yıllar içinde koleksiyonerliğini esnaflık ile de taçlandırmış. Osmanlı, Amerika ve İngiliz eşyalarının bulunduğu antika dükkanında rastlanılmayan nadide parçalardan Osmanlı tuğrası, tombak sanatlı bakır ve altın ibrikler, ve dervişlerin kullandığı mütteka özellikle dikkat çekiyor.

Cübbeli istedi Durmuş İşçi aldı
Topladığı antikalardan Osmanlı’da dervişlerin kullandığı mütteka (çile bastonu) olarak da bilinen nadide parçaların ilk sırasında yer aldığını belirten koleksiyoner işçi “ 150 yıl önce tekkelerdeki dervişler çilehanelerde çile çekerdi. Orada yemez, içmez, uyumaz. İbadet ederken müttekaya suratını dayıyorlarmış. Çenesinin üstüne koyarak vücudunu dinlendiriyorlarmış.”

Bir zamanlar dervişlerin elinden düşmeyen müttekanın bir de ilginç öyküsü var. Günümüzün popüler isimlerinden Cübbeli Ahmet Hoca, bugün işçinin elinde bulunan mütteka için tam 10 bin doları gözden çıkarmış. Ama aile satmaya yanaşmamış. Sonrasında bir şekilde Durmuş işçi’nin eline geçmiş. Bir zamanlar 10 bin dolar eden mütteka bugün kaç dolar eder, bu sorunun yanıtını bulamadık. Ama dünden bugüne, hiç yaşamadığımız günlerden; anılarımızda kalan bir çok nadide parçayı Durmuş İşçi’nin antika dükkanında bulduk. Yolunuz düşerse siz de mutlaka anılarınızda canlanacak bir şeyler bulacaksınız.

Teslimiyetin ve ibadetin en önemli temsilcisi
Osmanlı Dönemi’ne ait şimdilerde müzelik ve çok nadir bulunan, tekke işi masif ahşap olan mütteka, tasavvuf lügatinde ve dergah yaşamında dervişlerin çile doldururken ya da uzun süreli zikir ibadetlerinde kullandıkları "dayanak / koltuk değneği" olarak kullanılan özel bir tekke objesi olarak kayda geçiyor ve dervişe, Dünya’nın geçici bir durak olduğunu ve insanın her an uyanık kalması gerektiğini hatırlatan, teslimiyetin ve ibadetin en önemli temsillerinden biri olarak kayda geçiyor.

Uykunun galip gelmesini engellemek için kullanılır
Edinilen bilgilere göre, Osmanlı'da tasavvuf ehlinden dervişler, nefslerini terbiye etmek üzere kırk gün boyunca "çilehane" adı verilen dar ve loş hücrelere (halvete) çekilirler ve bu süreçte az yemek, az uyumak ve sürekli ibadet etmek esastı. Dervişler, uzun gece ibadetlerinde veya tefekkür esnasında uykunun galip gelmesini engellemek için müttekayı koltuk altlarına koyar, çenelerini veya alınlarını müttekanın üst kısmındaki kavisli T-başlığına dayayarak dik otururlardı. Böylece vücut tamamen gevşeyip uykuya dalamaz, derviş "bâg u bîdâr" (uyanık ve tetikte) kalırdı.


