En sık hastaneye yatış nedeni belli oldu...

Hastaneye başvuran her 2 hastadan 1'inin sonraki 5 yıl içinde yaşamını yitirdiği kalp yetersizliği aynı zamanda 65 yaş üstü kişilerde en sık hastaneye yatış nedeni olarak saptanıyor.

En sık hastaneye yatış nedeni belli oldu...

Türk Kardiyoloji Derneği, tüm dünyada çığ gibi büyüyen kalp yetersizliğine dikkat çekmek için ünlü oyuncu Sarp Apak ve eski basketbol oyuncusu Serdar Çağlan'ın da katılımı ile “Kalp Yetersizliğine Blok, Hayata 3 Sayı!” etkinliğini düzenledi. AstraZeneca Türkiye ve Roche Diagnostik Türkiye'nin koşulsuz destekleriyle yapılan etkinlikte Türk Kardiyoloji Derneği Gelecek Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Değertekin ve Türk Kardiyoloji Derneği Kalp Yetersizliği Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Çelik hastalıkla ilgili önemli açıklamalarda bulundu.
 
Hastaneye başvuran her 2 hastadan 1'inin sonraki 5 yıl içinde yaşamını yitirdiği kalp yetersizliği; aynı zamanda 65 yaş üstü kişilerde en sık hastaneye yatış nedeni olarak saptanıyor.[2] Bu gerçeğe dikkat çekmek amacıyla Türk Kardiyoloji Derneği (TKD) her yıl ülkemizde mayıs ayının ilk haftasında, “Kalp Yetersizliği Haftası” kapsamında etkinlikler düzenliyor. Dernek bu etkinliklerde kalp yetersizliğinde farkındalık yaratmak adına hastalıkla ilgili güncel veri ve tedavi yöntemlerini kamuoyu ile paylaşıyor.
 
Türk Kardiyoloji Derneği son olarak AstraZeneca Türkiye ve Roche Diagnostik Türkiye'nin koşulsuz destekleriyle İstanbul Ahmet Cömert Spor Salonu'nda, Kalp Yetersizliği Haftası'na özel “Kalp Yetersizliğine Blok, Hayata 3 Sayı!” sloganıyla basketbol temalı bir etkinlik düzenledi. Ünlü oyuncu Sarp Apak ve eski basketbol oyuncusu Serdar Çağlan'ın da katıldığı etkinlikte hastalıkla ilgili önemli bilgiler katılımcılar ile paylaşıldı.
 
Tüm dünyada çığ gibi büyüyen bir hastalık
Etkinlikte bir konuşma yapan Türk Kardiyoloji Derneği Gelecek Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Değertekin, “Kalp yetersizliği hayat boyu tedavi gereksinimi, sık hastaneye yatma ihtiyacı, çoklu ilaç tedavi gereksinimi, komplike ve pahalı cihaz tedavisi uygulamaları nedeniyle hasta, hasta yakınları, sağlık çalışanları ve de sağlık ekonomisi üzerine çok büyük yük getirmektedir[3]. Bundan dolayı tüm dünyada ve ülkemizde kalp yetersizliği ile mücadele için acil eylem planlarının uygulanması büyük önem taşımaktadır. Çünkü tüm dünyada çığ gibi büyüyen bir hastalık olan kalp yetersizliği hem gelişmiş hem de gelişen ülkelerde giderek artmaktadır.[4] TKD olarak biz de her yıl Avrupa ile eş zamanlı olarak ülkemizde aktiviteler düzenleyerek bu hastalık ile ilgili hem farkındalığı artırmak hem de hasta, hasta yakınları ve sağlık çalışanlarını bu konuda bilgilendirmek için var gücümüz ile çalışıyoruz. Kalp yetersizliği gelişimini engellemek, gelişmişse ilerlemesini yavaşlatmak ve ileri olgularda yaşam süresini uzatıp yaşam kalitesini yükseltmek ve bu hastalık ile mücadele etmek için üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceğiz.” dedi.
 

20. yüzyıldan itibaren önemli gelişmeler yaşandı
Türk Kardiyoloji Derneği Kalp Yetersizliği Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Çelik ise yaptığı açıklamada yüzyıllar boyunca sadece kan akıtma ve sülük tedavisi ile iyileştirilmeye çalışılan kalp yetersizliğinin farmakolojik tedavisi konusunda 20. yüzyıldan itibaren önemli gelişmeler kaydedildiğini, modern ilaç tedavilerine sürekli yenilerinin eklenmeye başlandığını söyledi. Çelik, “İlaç tedavilerinin yanı sıra cihaz ve cerrahi tedavi seçenekleri konusunda da buluşlar hızlanmış, kalp destek cihazları 1966'dan itibaren ileri evre kalp yetersizliği hastalarına takılmaya başlanmıştır. Kalp nakilleri ise 1967 yılından beri ülkemiz dâhil birçok ülkede yapılmaktadır.” dedi.
 
Türkiye'de kalp yetersizliğine yakalanma yaşı daha genç
Ülkemizde kalp rahatsızlığı görülme sıklığı hakkında da bilgi veren Çelik, “Türkiye'deki kalp yetersizliği görülme sıklığı batılı ülkelerin çoğu ile benzer olmakla birlikte ortalama kalp yetersizliğine yakalanma yaşı daha gençtir. Türkiye'de batı ülkelerinden farklı olarak kadınlarda kalp yetersizliği görülme oranı erkeklerden biraz daha yüksektir. Çocukluk çağından itibaren her yaşta görülmekle birlikte ülkemizde en sık görüldüğü yaş grubu 70 yaş üzeri popülasyondur. Kalp yetersizliği olan hastalarda birçok başka hastalık da eşlik edebilir. Türkiye'de kalp yetersizliği hastalarında en sık birlikte görülen hastalıklar; hipertansiyon, kalp damar hastalıkları, dislipidemi, anksiyete, diyabet, kronik obstruktif akciğer hastalığı (KOAH), anemi, atriyal fibrilasyon, demir eksikliği, depresyon, hipotiroidizm ve kronik böbrek yetersizliğidir.[5]” şeklinde konuştu.
 
Kalp yetersizliğinin belirtileri ve tedavi yöntemleri
Kalp yetersizliğinin başlıca belirtilerine ve tedavi yönetmelerine de değinen Çelik şunları söyledi: “Nefes darlığı, vücutta şişlik, halsizlik ve efor kapasitesinde azalmalar bu hastalığın belirtileri olabilir. Kalp yetersizliğine yol açan nedenler arasında koroner arter hastalığı, hipertansiyon, diyabet, kalp kapakçık hastalıkları, enfeksiyonlar, genetik etkenler, kalbe yan etkide bulunan ilaçların maruziyeti sayılabilir. Kalp yetersizliği olan hastalar için birçok tedavi seçeneği bulunmaktadır.[6] Geldiğimiz noktada kalp yetersizliği olan hastanın durumunun ciddiyetine göre ilaç tedavisinden kalp destek cihazlarına ve nakile kadar birçok imkândan faydalanabiliyoruz. Kalp yetersizliğinden dolayı artmış olan ölüm riskini azaltan, hastalığın kötü ve olumsuz olan seyrini yavaşlatabilen, bazen de iyi yönde değiştirebilen birçok ilaç tedavisinin yanı sıra kalp yetersizliğinde ani ölümlere neden olan ritim bozukluklarını şok verip düzelten ve kalbin yeniden senkronize bir şekilde çalışmasını sağlayan kalp pilleri mevcuttur. Ağırlaşmış ve ileri kalp yetersizliği olan insanlarda da kalp destek cihazları, yapay kalp ve kalp nakli devreye girmektedir. Ülkemizde bu tedavilerin hemen hepsi yapılabilmektedir. Kalp yetersizliğini tedavi edebilmekten daha da değerli olan bu hastalığın henüz başlamadan önlemini alabilmektir. Kalp yetersizliği ile sık görülen hastalıkları ve kalp yetersizliğine neden olan muhtemel hastalıkları olan bireylerin bu hastalıkları ile ilgili etkin ve düzenli bir tedavi almaları halinde kalp yetersizliğine yakalanma olasılıklarının düşeceği aşikardır. Dolayısıyla kalp yetersizliği ile mücadele ilk olarak kalp yetersizliği olmayan fakat diyabet, hipertansiyon, kalp damar hastalığı gibi kalp yetersizliğine yol açan hastalıkları olan kişileri iyi tedavi etmekle başlamalıdır.[7] Kalp yetersizliği ile mücadelenin ana hedefi buraya kaydırılmalıdır.”