'Ben Kayserili Topuksuz İzzet'im': O rest yıllar sonra yeniden gündemde
Kayserili işadamı İzzet Özilhan'ın Tarlabaşı yıllarında verdiği o sert karşılık, yıllar sonra yeniden gündeme geldi.
Türkiye’nin önemli gruplarından biri olan Anadolu Grubu’nun kurucusu, Kayserili işadamı merhum İzzet Özilhan’ın gençlik yıllarına ilişkin dikkat çekici bir hatıra yeniden gündeme geldi. “Topuksuz İzzet” lakabıyla anılan Özilhan’ın, İstanbul Beyoğlu Tarlabaşı’nda işlettiği küçük bir bakkal dükkanında yaşadığı olay, onun ticaretteki kararlılığını ve cesur karakterini ortaya koyan anlatılardan biri olarak hafızalarda yer aldı.
Araştırmacı yazar Ali Peker’in “Bir Hayat Hikayesi” kaynağından aktardığı anıya göre İzzet Özilhan, henüz iş hayatının ilk dönemlerinde Beyoğlu Tarlabaşı’nda, Balyoz Sokağı’nın başında küçük bir bakkal dükkanı işletiyordu.
Özilhan, o günleri şu sözlerle anlatıyordu:
“Beyoğlu Tarlabaşı’nda, Balyoz Sokağı’nın başında bir bakkal dükkanı, dükkanda her şey satıyorum. Kuş sütü dahil her şey var o ufacık dükkanda. Müşteri edinmek için başka çare yoktu. Gündüz bakkal, akşam büfe yirmi dört saat açık. Burası Beyoğlu, Tarlabaşı; beklenmedik insanlar, beklenmedik olaylar olur önünüze dikilir, yolunuzu keser. Birden hayatın ne kadar zor, ne kadar çekilmez olduğunun farkına varırsınız.”
Yüklü alışveriş yaptı, hesabı başkasına bırakmak istedi
Bir gün dükkana gelen bir kişi, çok sayıda yiyecek, içecek ve çeşitli ürün aldı. Hesap çıkarılırken müşteri, alışveriş bedelini kendisinin ödemeyeceğini söyledi.
Özilhan o anı şöyle aktardı: “Günlerden bir gün dükkânıma birisi geldi. Yığınla öteberi, şu, bu, yiyecek, şişe şişe içki aldı. Bir hesap yaptım, epey bir para. Yüklüce de. Ben hesapla uğraşırken adam bana:
‘Sen hesabı güzel yap, bunların topu Hüseyin Ağa’nındır. Unutma Kürt Hüseyin Ağa’nın yani, tamam mı? Kendi gelir bir gün hesabını öder sana. Hadi bana eyvallah aslanım’ dedi.”
Özilhan bu teklifi kabul etmedi. “Gidecekken durdurdum. Olmaz öyle şey. Para peşin kırmızı meşin burada. Ne tuttuysa ödersin tıkır tıkır, alır gidersin’ dedim.”
‘Sen Hüseyin Ağa’ya böyle davranamazsın’
Müşteri, Özilhan’ın cevabı üzerine kendisini uyardı.
“Adam beni bir süzüş süzdü, o kadar olur. ‘Sen Hüseyin Ağa’ya böyle davranamazsın. Ayrıca kimdir o Hüseyin Ağa biliyor musun?’ diye ekledi.
‘Kimse kim’ dedim. ‘Bu dükkanda alışverişin yolu böyle. Yani para peşin kırmızı meşin.’
Adam başka söz söylemeden bana, çekip gitti.”
Müşterinin dükkandan ayrılmasının ardından Özilhan’ın aklında tek bir soru vardı: “O gittikten sonra benim içime bir kurt düştü. Öyle ya kimdi bakalım bu Kürt Hüseyin Ağa?”
Hüseyin Ağa iki adamıyla dükkana geldi
Aradan bir süre geçti. Bir gün dükkanın kapısından içeri paltosunu omzuna atmış bir adam girdi. Yanında iki kişi daha vardı.
Özilhan, karşılaşmayı şöyle anlattı: “Günlerden bir gündü, baktım dükkandan içeri biri giriyor. Paltosunu giymemiş de omzuna eğretice atmış, vücudu yana eğik, tam külhan beyi tavırlı. Anladım, Kürt Hüseyin Ağa ziyaretimize gelmişti.
Heyecanlanmadım desem, yalan olur. Fakat içimde korkunun zerresi yoktu. Ne yapıp edeceğime çoktan karar vermiştim, hazırlıklıydım ve böyle bir anı bekliyordum. O tezgah önünde, ben arkasındaydım. Karşılıklı durmuş, bakışıyorduk. Onu bilmem, ama ben tetikteydim.”
‘Parasını vermedi, ben de vermedim’
Hüseyin Ağa, dükkana gönderdiği kişiye neden ürün verilmediğini sordu.
“‘Buradan öteberi alınsın diye birini göndermiştim, birileri olmaz, vermem demiş. Kim o bakayım?’ diye sordu yüzüme karşı.
O heyecanla görmemiştim. Kürt Hüseyin Ağa yalnız değilmiş, arkasında da iki muhafızı dikilmiş, gözlerinden ateş saçarak bana bakıyordu.
‘Bizden kapik işlemez, sen bunu bilmiyor musun, sana öğretmediler mi?’ dedi.
Bunları derken iyice sokulmuş, burun buruna gelmiştik nerdeyse. Pastırma bıçağını kavrayıp elimde yükselttim havaya doğru.
‘Parasını vermedi, ben de vermedim.’
“Ben İzmir’i susta durduran Kayserili Topuksuz İzzet’im”
İki taraf arasında gerilim yükselirken, Özilhan kendisini şu sözlerle tanıttı:
“Bakıştık. İkimiz de sesli sesli soluyorduk. ‘Sen benim kim olduğumu biliyor musun?’ diye sordum.
Kimsin ki gibilerden baktı.
‘Ben İzmir’i susta durduran Kayserili Topuksuz İzzet’im. Namım, Topuksuzdur. Sen bunu bilmezsin, bana adam gönderirsin. Senin de dükkânın varsa, ben de sana adamımı göndereyim.
Topuksuz İzzet, Kayserili. Namımız İzmirlerde söylenir. Yedi metreden burun düşürürüm.’”
‘İstiyorsan hemen şimdi ve burada’
Özilhan’ın sözlerinin ardından Hüseyin Ağa’nın geri çekildiği ve paltosunu düzeltti.
“Beriki hafifçe geri çekildi. Omzuna attığı paltosunu çekiştirerek düzeltti.
‘Öyle mi imanım’ dedi. ‘Kozumuzu paylaşırız seninle.’
‘Paylaşırız’ dedim. ‘İstiyorsan hemen şimdi ve burada.’
Yine bakıştık, yine birbirimizin gözlerinin içine ta içlerindeki derinliklere baktık.
Başka bir söz etmedi bana, döndü ve çıktı. Adamları da ardı sıra onu izledi.