GÜZEL DÜŞÜNCE,DAİM HUZUR...
Serap Şule Kalın
Hayat bu. ..
Eteklerinize yapışanlar olacaktır ömrünüz boyu. Bir de sizi yükseltenler. Eteklerinize yapışanlar genelde sizi daha da aşağılara çekmek için kodlanmışlardır aslında. Sadece sizi değil. Ellerinin bulaştığı herkese kötü bir enerji salgılarlar sanki. Yaptığınız her işte bir kusur ararlar ya da yeni başladığınız bir ilişkide arkadaşlıkda, işte,güçte ne yapar eder bir fesatlık yerleştiriverirler aklınızın bir köşesine. Amaç da budur aslında. Sizin olaya fazlasıyla motivenizden rahatsızlık duyarlar. Tam anlamıyla kötülüğünüze çalışır akılları da diyemem aslında. Ama nedense dediğim gibi var oluş sebepleri fitne-fesat , kötü düşünce, olumsuz enerji olarak kodlanmıştır.
İşte tam da böylelerinden ve sebep-sonuç ilişkilerinden bahsedeceğim bugün ey güzel okur !
Sizlerinde hayatında sıkça karşınıza çıkmıştır elbette. Belki de kara bir dünyası vardır bu kişilerin. Olumsuzluklar ömrü boyunca peşini bırakmamıştır. Ve sizden de beklediği nokta tam da bu noktadır aslında. Her defasında sizin farklı bir birey olduğunuzu ve yaşananların aynı şekilde sonuçlanmayacağını unuturlar. Aslında belki de onların da ömrüne plesenk olan olumsuzluklar tam da bu olumsuz düşünce gücünün eseri olarak peşlerini bırakmamıştır. Doğru düşünce, pozitif yaklaşım , tam tevekkül, daim huzur.
Allah’ın varlığından (haşa) şüphe etmektir bana göre olumsuz düşüncenin temeli. Zira Allah inancının tam ve eksiksiz olduğu yerlerde yeis (ümitsizlik ) bir karabasan gerçekliğidir. Herkes dilinde Allah inancından bahseder ama nedense tedbir-tevekkül denkleminde bunu fiiliyata dökerken noksanlık yaşar. İşte bazı insanlar bu noktada vesvese verenin yerine geçer. Ve bir anda karşınıza dikilip türlü çeşit vesveseler sokarlar beyninize. Enerjinizi çeker, sizi aşağılara çekmeye uğraşırlar. Bir tür vampir görevi üstlenirler belki de.
Bu türleri, bu tarz insanları kolaylıkla tanırsınız aslında. Her yerde, her ortamda karşınıza çıkabilirler. Genel de zayıf özelliklerinizden beslenirler. Bunlar için önemli olan sizi ne kadar aşağıya çekebilecekleridir. Anlattıklarınızla, yaşadıklarınızla pek ilgilenmezler. Sohbet, muhabbet esnasında sizinle ilgili tek bir cümle dahi kurmadıklarında anlarsınız bunu. Genelde sizi konuşturmazlar, kendileri konuşmayı tercih ederler. Ve yaşadığınız her olaya verecek örnekleri de mevcuttur kendi hayatlarında. Çünkü merkezde siz değil, kendisi vardır. Amaç sizin üzerinizden beslenmek ve yavaş yavaş sizi daha da aşağıya çekmektir.
Belki de oldukça vahşet dolu bir tablo çizdim sizlere. Ama eminim ki okurken siz de kendinizden bir parça bulacaksınız ve çevrenizde yer alan bir takım insancıklar ile ilgili ampüllerinizi yakacaksınız. Çünkü yaş-cinsiyet fark etmeksizin toplumun büyük bir çoğunluğunda yer alan psişik bir durum aslında bu. Yani bir hastalık, yani bir depresif ruh hali.
Hayat insanların kimisini felsefeye yakınlaştırıyor, kimisini de felsefeye konu olacak duruma itiyor bu şekilde. Konu olmak ya da bu tarz durumları lehinize çevirip uyanık davranmak sizin elinizde. İnsanoğlu kendisinin yok olduğu bir yerde hiç kimsenin olmayacağını anladığı zaman hayat çok daha yaşanır ve anlaşılır bir hale gelecek zira.
Zira toplumun her türlü ileri gitmesi eğitimden, sanattan, edebiyattan ya da diğer önemli olması gereken durumlardan çok akıl ve ruh sağlığı yerinde insanlar sayesinde olacaktır.
Hastalıklı düşünceler, hastalıklı beyinler aramızda yer aldıkça, olaylara bakış açımız ve yorumumuz değişecektir. Sorunlar her daim vardır ve illaki var olacaktır. Bu devirde marifet sorunları yönetmektir. Sorunları yönetmek öncelikle geleceğe her daim umutla bakmaktan geçiyor.
Olayların içerisinde sürekli olumsuz durumu aramak yerine olumlu tarafı bulup o doğrultuda hareket etmek bizlerin hayat mihmandarı olmalıdır. Zira ne mutluluk , ne başarı ne de huzur kapımıza gelir. Ki onların gelmesini beklemek yanılgılarımızın da ilk basamağıdır. Koşar adım gitmeli ışığın olduğu her kapıya, gitmeli ki kaçar adım uzaklaşan güzellikler bizlerden mahrum kalmasınlar.
Kalın Sağlıcakla