AH KIZLAR ! AH ŞU KADINLAR!
Serap Şule Kalın
Ah kızlar … Ah kadınlar…
Her devirde, her dönemde, her fırsat bulunduğunda saldırılacak, üzerinden nemalanılacak, bir kız bir oğlan suçlu olduğunda kızın üzerine suç bırakılacak, sürekli bir kalıp içerisine sokulacak,toplumun içselleştirdiği kalıplar dışında tavır gösterirse yaftalanacak, okusa gözler üzerinde olacak, okumasa çalışsa bin bir lafa söze muhatap olacak, oysaki naif,oysaki hassas,oysaki toplumun gözbebeği olması gereken,oysaki geleceğin annesi olacak yani geleceğin mimarı olacak kızlar…
Büyürler bitmez dert,çile,sorun ve bayanların üzerindeki anlamsız psikopat nöbetler… Herkes kendisini söz sahibi, tavır sahibi hisseder söz konusu bir kız çocuğu, söz konusu bir bayan, söz konusu bir kadın olduğunda. Babasını kaybetmiş bir kız çocuğu ya da anne-babası ayrı yaşayan ve annenin yanında ikamet eden bir kız çocuğu isen dost-akraba ahalisi kendisini kız çocuğundan mesul hisseder. Eve geç geldiğine şahit olsa ya da yolda belde rast gelse gereksiz,anlamsız ,ahlak ,edeb timsali sözler savurur kızın annesine. Öyle havadan savurmuyorum bu sözleri, çevremde bildik tanıdık muhabbetlerimde karşılaştığım gerçeklerdir bunlar. Eğer çalışan bir bayansanız ve birazda sosyal çevresi geniş ve kendinden emin bir şekilde rahat tavırlar sergilerseniz yine yaftaların merkezinde olursunuz. Davranışlarınız sorgulanır, kılık kıyafetiniz sorgulanır, ilişkileriniz sorgulanır, kısacası siz sorgulanırsınız. Hasbelkader başarılı bir kariyere sahip olursanız, erkek egemen toplum içerisinden, yine erkek egemen ,erkek egemen yönetici silsilesinin içerisinden sıyrılıp üst noktalar gelirseniz, nedense genelde arkasında bir sebep aranır. Doğrudur tabii ya, bayanlar arkasında bir erkeğin gücü olmadan başarılı olamazlar (!) Evlenmeden babanızın kızı olursunuz, evlenirsiniz kocanızın karısı. Eğer olur da babanızın, eşinizin kimliğinden sıyrılıp, birey olarak isminiz ön plana çıkmışsa okların hedefi olursunuz. Çeşitli psikolojik baskı ve şiddetlerle yok edilmeye uğraşılırsınız. İşyerinde mobbinglere maruz kalırsınız, toplum içerisinde mahalle baskılarına uğrarsınız. Eğer yeterince güçlü değilseniz ve denildiği gibi bir erkeğin sırtına, yüreğine, omzuna basarak bir yer edindiyseniz yok olursunuz. Ama değilseniz her seferinde küllerinizden yeniden doğarsınız. Etek boyunuza takılırlar, tırnağınızdaki ojeye takılırlar, yüzünüzdeki boyaya cilaya takılırlar , başınızdaki örtüye takılırlar, nereden nasıl vuracaklarını şaşırırlar. Ama esas gerçeğin bir kızın, bir bayanın yüreğinde saklı olduğu gerçeğini unuturlar. Yüreğin erkeği bayanı yoktur gerçeğini sosyal paylaşım platformlarında çokça kullanırlar da, işin icraatında hiç de öyle düşünmezler. Aslında korkarlar bir bayanın var oluş mücadelesinden. Korkarlar bir bayanın yüreğinden. Eğer bir bayan yeterince inanmış ise üstesinden gelemeyeceği hiçbir şeyin olmadığını bilmeye, anlamaya utanırlar.
Siyaseten de gündemi değiştirecek bir konu arayışına girilse ilk ya baş örtüsü ya da bayanlarla ilgili herhangi bir konu üzerine yoğunlaşılıyor. Ya kadınının, kızın örtüsü, ya kahkahası, yok gülüşü, ya kaç çocuk doğuracağı, ya karnındaki bebeğin yaşama hakkı ya da aklıma gelmeyen onlarca sebep. Neden ? Malzeme olmaya en yatkın gerçeklik değil mi ? Oysaki nedir ? En çok konuşurken imtina edilecek, en çok üzerine titrenecek, laf söylenilmeye korkulacak, sadece kendi kızı,karısı için değil, toplumun tüm bayanlarını sarmalayacak bir hassasiyette olmalı insanlar.
Geleceği şekillendirmek geleceğin annesi kızların, nesilleri yetiştirmek bugünün ve geleceğin mimarı annelerindir. Bir toplum eğer bayanına saygı duyuyor ve onu yeterince koruyup kolluyorsa ciddi adımlar atmış demektir. Aslında biraz empati, biraz saygı ,biraz anlayış ile çözülebilecek her şey. Ama halen kızı,kadını ikinci sınıf gören ve bunu kendine bile itiraf edemeyen ,erkek hegemonyasını hayatın merkezine alan insanlarla dolu her yanımız. Dahası bu söylediklerimin kadınlar tarafından kabul edilmesi ise başka bir handikapımız.
Toplumun genel olarak algılarının ve bu algı karşısındaki tavırlarının tecavüze uğradığı bir dönemde, olanları ve olmayanları hiç de çok görmüyorum maalesef. Değişecek çok şey var elbette fakat buna beyin revizyonundan başlamak gerek diye düşünüyorum. Bu revizyonun ilk basamağı ise erkek hegemonyasını kabul eden , bunu hayat tarzına dönüştürmüş, daha iddialı konuşmak gerekirse erkek hegemonyasını icat eden kadınımızın,kızımızın eğitilmesinden geçiyor!
Okuyucuya not: Feminist değilim bilakis Feminizme karşıyım, zira feminizm de bir tür ötekileştirme kaygısıdır..