Aç Yüreğini Bir Merhaba'ya Daha …
Serap Şule Kalın
“Kardeşin duymaz da,el oğlu duyar” diye nakaratı bulunan ne de güzel bir şarkısıdır Zülfi Livaneli’nin. Ve ne de güzel anlatır bu zamanın izdüşümünü şarkının her bir dörtlüğünde. Günümüz insanının geldiği son noktanın bir tezahürüdür bu şarkı.
Amacımızda bu şarkının seceresini çıkarmak değildir aslında. Aramıza hoş geldin cevabını almak isteme gerekçesidir bu şarkı ile girizgâh yapmak. Merhaba Sevgili Okur !
Aç o zaman yüreğini bir Merhaba’ya daha… Merhaba hepinize, yürekten, gönülden, hançeremden MERHABA! Bu da kim, nereden çıktı sorusunu sormadan sizler, ben kendimi tanıtmak isterim sizlere kısaca. Tevellüdünde 81 yazan, kağıt kalemle olan aşkı yıllardan beri var olan,evli ve en büyük kariyeri olan anneliği Zeynep Lâl isimli bir yavruyla tadan ,daha önce birçok dergi,gazete ve web sitesinde yazarlık yapmış olan,aslen Dilbilimci,Sinolog ve meslek olarak Dış Ticaret yapan bir insanım.
Hayat denilen zorlu yolda bir damla olmak adına mücadeleyi elinden asla bırakmamış, her şart ve ortamda çıkışa kendi öz benliğine dönerek ulaşmaya çalışan ve bu fikri hayatının mihmandarı edinmiş bir bireyim. Bu noktada hepimiz de biliriz ki ; Hayatın insanları nerelerden nerelere getireceği meçhuldür. Bir bakarsınız arkanıza siz bile şaşırırsınız bulunduğunuz nokta ile geçmiş arasındaki mesafeye. Öyle farklı yerlerden öyle farklı yerlere, mekanlara savrulursunuz ki, hayatı,insanları,yaşamayı ve var oluş sebebinizi sorgulamaya işte tam o zaman başlarsınız.
İşte tam da o zaman varoluşunuzun ve dünyaya geliş nedeninizin matematiğini algılayamaya başlarsınız. Belki de büyümek denen somut gibi görünen soyut gerçekliği kabulleniş başlar. Ardı arkasına hayatla ilgili ahkâm kesmeye başlarsınız sonrada.
Algınız öylesine kabullenip, öylesine kendine göre sindirmiştir ki hayatın denklemini, “oldum” dersiniz. Ta ki ikinci-üçüncü-dördüncü bir dalga iskeleden bir parça koparmak için gelene kadar. Bir kez daha dalganırsınız,bir kez daha olmadığınızı anlar,bir kez daha ayağa kalkmak adına mücadeleye yeltenirsiniz. Hep gücünüz vardır, var olmalıdır.
Hep düştüğünüz yerden kalkar,hep devam edersiniz.
Çünkü yaşamanın, hayatın varoluş gayesi budur. İnsan düşmelidir. İnsan tökezlemelidir. İnsan hata yapmalıdır. İnsan şaşmalıdır. Şaşmalıdır ki beşer şaşar denkleminde “Eşref-i Mahlukat” gerçeğine , yani yaratılanların en şereflisi,en yücesi olduğunu gerçeğine bir adım daha atmalıdır. O sebepledir ki ; İnsan her daim yeniden başlayabilmelidir hayata, İnsan her daim küllerinden yeni imparatorluklar kurabilmelidir, İnsan her daim Elvedalara takılıp kalmadan, Yeni başlangıçlara Merhaba demelidir. Her güne,her sabaha ve doğan her yeni güne…
Elveda da insan içindir amenna, Ama en çok da Merhaba yakışır insanın kimyasına, O zaman bir kez daha ; Merhaba hepinize, yürekten, gönülden, hançeremden MERHABA!