YAZIK OLDU
Osman ÇİFTCİ
Hem Mehmet'e hem de Mustafa'ya yazık oldu....
Her ikisini de tanırım.
Cineyete kurban giden Mehmet Aslankaya, Kolej FM'de yayının yükünü sırtlamış, maçlarda yaptığı anonslarla taraftarın coşkusuna yön veren, çevresinde sevilen bir arkadaşımızdı.
Cinayeti işleyen Mustafa Özcan ise inşaat sektöründe imalat yapan, emeği ile bir yerlere gelmeye çalışan ailevi sorunları bulunan bir arkadaşımızdı.
Salı günü akşam saatlerinde cep telefonuma gelen fotoğraflar ve "trafikte yol verme nedeniyle kavga çıktı, bir sürücü vuruldu" mesajını haber merkezindeki arkadaşlara aktarırken kim vurdu kim vuruldu bilemezdim.
Aradan yarım saat gibi bir zaman geçtikten sonra vurulan kişinin Mehmet Aslankaya olduğunu duyduğumuzda ilk şaşkınlığımı yaşadım, Mehmet'in olay yerinde öldüğünü duyunca ise üzüldüm, şok oldum.
Bir insanın yaşama hakkı sebep her ne olursa olsun böyle elinden alınmamalıydı.
Akşam saatlerinde cinayeti işleyen kişinin "Mustafa Özcan adında bir müteahhit" olduğunu duyduğumda ise bir kez daha şok oldum. Mustafa Özcan'ın bizim Mustafa Özcan olduğunu teyit ettiğimde hayretler içerisinde kaldım.
Daha sonra Mehmet'in babaevine gittik; acılı ailenin feryatları halen kulağımda, babasının bir yandan soğukkanlı durmaya çalışırken diğer yandan engel olamadığı gözyaşları halen gözümün önünde...
Olayı duyan ve bana ulaşan herkes olayın sebebini soruyordu...
Her yerden, herkesten bilgi yansıyor, kulaktan kulağa oyunundaki gibi pire deve yapılıyordu. İlk yansıma namus cinayeti olabileceği yolundaydı ki, ben asla buna ihtimal vermedim. Haber merkezindeki arkadaşlarımızın toparladığı haberde de görüleceği üzere olayla ilgili görünen gerçek, namus meselesi, gönül ilişkisi falan değil bir kıskançlık durumu...
Mustafa'yı da Mehmet'i de tanıdığım gibi Mustafa'nın ayrılmak üzere olduğu eşini de tanırım.
Bilmediğimiz, duymadığımız, görmediğimiz başka bir şey yok ise, biraz daha açayım; cinayetten bir gün öncesinde Mustafa ve Mehmet'in buluşmalarına yansıyan "facebook mesajı" tartışmasının ötesinde bir şey yok ise ki, anladığım, bildiğim kadarıyla yok... olayın sebebi namus meselesi de gönül ilişkisi meselesi de değil, tamamen kıskançlık.
Mustafa belki de öldürme kastıyla hareket etmediği için Mehmet'in bacaklarını hedef aldı, onu da bilmiyorum.
Cenazede karşılaştığım bazı meslektaşlarım, "sen Mustafa'yı da Mehmet'i de uyarmışssın" dediler, nereden nasıl böylesi bir duyuma ulaştılar bilmiyorum ama Mehmet ve Mustafa'nın arasında bir sorun olduğundan dahi haberim yoktu, bilseydim uyarmaktan ötesini de yapar işin bu noktaya gelmemesi için elimden geleni yapardım.
Facebook mesajı nedeniyle olaydan bir gün önce Mustafa ve Mehmet buluşmuş, bu konu hakkında tartışmış... Sonra yanlış anlaşılma olduğuna her ikisi de kanaat getirmiş, bu kadarla da kalmamış Mehmet, Mustafa'yı arabasıyla evine bırakmış...
Buna rağmen Mustafa nasıl oldu da Mehmet'e silahla saldıracak noktaya geldi aklım almıyor doğrusu...
Mustafa teslim olduktan sonra ifadesinde neler söyledi henüz bilmiyoruz, ancak gerçek ne ise eninde sonunda ortaya çıkacaktır.
Sonuçta genç yaşında kara toprağa giren Mehmet'e de Mehmet'in ailesine de çok yazık oldu, genç yaşta 2 çocuğun babası olarak cezaevine gidecek olan Mustafa'ya, ailesine, bilgi kirliliğinin de etkisinde olan Mustafa'nın ayrılmak üzere olduğu eşine de yazık oldu.
Mustafa elbette ki işlediği suçun cezasını yasalar önünde çekecek...
Dün bu konuda arayanlardan biri, olayın perde arkasını aktarınca "facebook olmasaydı bunlar olmazdı demek ki" diyerek facebook'u suçladı.
Facebook'un ne suçu var bilmem ama biz toplum olarak iletişim özürlüyüz...