Osman ÇİFTCİ

Hurşit Dede darbesinin hukuksal karşılığı nedir ?

Osman ÇİFTCİ

Hurşit Dede’nin Kayseri Şeker Fabrikası Yönetim Kurulu Başkanlığından darbe ile görevden alındığı konusunda herkes hemfikir.
Ancak, hukuka uygun bir darbe mi değil mi konusu tartışılıyor.
Konuyla ilgili ilk yazımdaki yönetim kurulunun, başkanı değiştirmesinin hukuksuz olduğu yolundaki görüşe itiraz edenler, “Tüzükte başkanı genel kurul seçer denmediği ve başkanın yokluğunda başkanvekili başkanın görevlerini üstlenir dendiği için” bu darbeyi yasal görüyorlar.
Tüzükte başkan yokken, başkanın haberi de yokken başkanvekili yönetimi toplar ve görevden alır diye bir şey de yok.
Bu işlerin bir hukuku olmalı.
Görüştüğüm Avukat, “Genel kurul yönetimi seçiyor yönetim kendi arasında başkanı seçiyor tamam ama bu süreç bittikten sonra sonsuz bir döngü yok. Yönetim her aklına estiğinde üstelik başkanın yokluğunda başkanı değiştirir gibi bir tamayül mü var? 
Hurşit Dede istifa etmedi, genel kurul başkanlıktan almadı ve ölmediğine göre yönetim kendi arasında toplanıp başkanı değiştirecekse bile bunun da hukukunun olması gerekir.
Hurşit Dede’ye darbe yapılan Yönetim kurulu toplantısı için başkan değişikliği öngörülen bir gündem oluşturulmuş mu?
Yönetim kurulu üyelerinin tamamına toplantı gündemi belirtilerek ana sözleşme gereği çağrı yapılmış mı?
Ana sözleşmeye aykırı, hukuka aykırı, dürüstlük ilkesine aykırı bir darbe.
Benzer konularda Yargıtay’ın dürüstlük kuralına aykırılık nedeniyle benzeri yönetim kurulu kararları ile ilgili hükümsüzlük kararı verdiği biliniyor mu?
Ama tabiki bu darbe karşısında hukuki mücadeleyi vermesi gereken kişi Hurşit Dede.
O yasal bir hamle yapmazsa kimsenin de diyeceği bir şey olmaz.” görüşünü savunuyor.
Bu darbe konusunun yeni başkan ve yönetimi tartışmalı hale getirdiği aşikar.
Şimdi Kayseri Şeker Fabrikası’ndaki bir diğer tartışma da bu ayın 21’inde Kayseri Şeker’in 4 milyar 395 milyon 178 bin TL değerindeki toplamda yaklaşık 108 bin 854 metrekarelik 4 ayrı arsasının satışa çıkarılmış olmasıyla ilgili.
İtiraz edilen konu şu:
“Böylesine büyük bir arazinin satışına yönetim değil genel kurulun karar vermesi lazım.”
Satışa yönetimin karar vermesi hukuken de sakıncalı görülüyor iken, yönetimin tartışmalı olduğu bir durumda nasıl olacak bilmiyorum.
Arsaları bu şartlarda alan biri çıkarsa yarın birgün kooperatif üyelerinin ya da şirket ortaklık yapısının tapu iptali, tedbir vs davası açması durumunda iyi niyetli 3. kişi olabilecek mi?
Satılması düşünülen arsaların bağımsız kuruluşlar tarafından ekspertizleri yaptırılmıştır değil mi?
Bu işin ardında “kim milyoner olmak ister” baraj sorusunu sorduracak haller de yoktur değil mi ?
 

Yazarın Diğer Yazıları