Osman ÇİFTCİ

ŞEKER'DE NELER OLUYOR?

Osman ÇİFTCİ

Kayseri Şeker Fabrikası'nda bugünlerde yine bir iç karışıklık dönemi yaşanıyor...

Pancar Ekicileri Kooperatifi'ne başkanlık eden ama fiilen Kayseri Şeker Fabrikası'nı da yöneten Hüseyin Akay'la ilgili sıkıntıların yoğunlaştığından söz ediliyor.

Fabrikanın Vedat Ali Özışık döneminde sahip olduğu Güneş Hastanesi başta olmak üzere bazı iştirakleriyle ilgili dedikodular fabrika çevrelerinde ayyuka çıkmış durumda.

Vedat Ali Özışık'ın sosyal paylaşım sitesi facebook'ta ima ettiklerine bakacak olursanız az-çok vakıf olursunuz.

Kooperatif ve fabrika çevrelerindeki beklenti şu; heran fırtına kopabilir.

Kimi rivayete göre de herkes eteğindeki taşı dökmek için AKP il kongresinin tamamlanmasını, atanmış değil seçilmiş yönetimin icracı duruş sergilemesini bekliyormuş.

Bakalım zaman neyi gösterecek...

 

TUNCELİ'DEN ÖNCE PINARBAŞI ÇIKARMASI

Tunceli'de Seyit Rıza ve arkadaşlarının devlete başkaldırısı ile ilgili AKP cenahının çok tartışılan siyasetine karşı MHP Genel Başkanı'nın dik duruşlu tavrı malum.

Bahçeli'nin köklü tarihi vesikalara, belgelere, kayıtlara dayandırarak yaptığı çıkışlar karşısında Başbakanlık koltuğunda oturan Ahmet Davutoğlu'nun "Sayın Bahçeli’ye hodri medyan diyorum. Seyit Rıza'nın hain olduğunu sıkıyorsa Tunceli'ye git söyle. Buyurun gidin bu söylediklerinizi Dersim’de söyleyin. Onların torunlarının gözlerine bakın ve ‘Hepsi vatan hainiydi’ deyin. " şeklindeki akıllara ziyan açıklamaları üzerine Bahçeli bugün Tunceli'de olacak.

Davutoğlu'nun hodri meydanına  "inadına gideceğim, orada bir kişi de karşılasa ne diyeceğimi, nerede neyi söylediğimi sizin gibi kıvırmadan aynısını söyleyeceğim."  diye cevap veren Bahçeli'nin Tunceli programını kısmet olursa takip etmeye çalışacağım.

Tarihi restleşmenin milletin aydınlanmasına vesile olmasını, gerçeklerin bütün çıpaklığı ile ortaya çıkmasını temenni ediyorum.

Bu süreçte dikkat çeken diğer bir konu da MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin Tunceli'den önce şehrimizde büyük önem verdiği MHP'nin merhum lideri Alparslan Türkeş'in ata toprağı olan Pınarbaşı ilçesine uğrayacak olması.

Bu satırları kaleme aldığım sırada Bahçeli yolda ve Pınarbaşı İlçesi'ne doğru hareket ediyordu.

Vereceği mesajları bugün Kayseri Olay sütunlarında bulursunuz sanıyorum.

Bakalım bu tarihi restleşme sürecinde millet nasıl bir bilgilenme süreciyle karşılaşacak...

 

PARALEL BAHANESİ İLE

Adına "paralel örgüt" denen vaka ile ilgili görüşlerimi daha önce de ifade ettim.

Cemaat ile kesinlikle ayrı tutulması gereken bir durum olduğunu, benim de başımdan geçen olayları örnek vererek aktarmaya çalıştım.

Tamam adına "paralel örgüt" denilen bir yapı var mı var... Bu yapının yanlış, kusurlu, kabahatli işleri var mı; o da var...

Bu yapı eşittir cemaat demek mi, bence değil.

Ve bu yapı adli tıp kurumu tarafından da montaj-dublaj olmadığı kesinleşen tapelerdeki büyük yolsuzlukların ortaya çıkmasına vesile oldu mu; evet oldu.

Bu süreçte eğri ile doğru da "paraleldi-paralel değildi" curcunası ile birbirine girdi.

Birileri "paralel" bahanesi ile yolsuzlukların üstünü örtmesin, birileri de yolsuzluk bahanesiyle devlet içerisinde yer alıp da devlet mekanizması dışında bir yapıyla hükmetmeye kalkışmasın.

Bu süreci herkes işine geldiği gibi kullanıyor. Benim anladığım bu...

Ve birçok konuda "paralel"in bahane edildiği de sözkonusu olmaya başladı.

Emniyet içerisinde ayağı kaydırılmak istenenlere "paralel" damgası kolaylıkla vurulabiliyor mesela. Hem de "paralel" denilen yapının p'si ile bile alakası olmamalarına karşın.

Ya da mesela Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki ile ilgili gelişmeler üzerinden bir bakalım.

Kılıçdaroğlu'na açtığı tazminat davasını yerelde kazanıp kazandığı parayla tonlarca sucuk dağıtmışken Yargıtay'da kaybetmesi yakın çevresinde, "Yargıtay cemaat kontrolünde de O'nun için Yargıtay'da dava kaybetti" diye dillendirilirken diğer yandan da Kayseri'de paralel soruşturması yürütenler Özhaseki'nin belediyedeki "paralel"ci idarecileri koruduğu kanaatinde.

Peki neden böyle diye dönüp baktığımızda mesela bir örnek verecek olursak, belediyedeki bir daire başkanı cemaatin sivil toplum kuruluşu denilen Kimse Yok Mu derneğine yönetici olmuş. Ama belediyede de yakın çevresinde de herkes bilir ki, bu kişinin "paralel" ile ilişiklendirilecek bir durumu yok. Kimse Yok Mu derneğinde yönetici olmak suçsa evet bu konudaki bütün suçu bu...

Bu iki olaya bakarak bir algı ifade edecek olursak Özhaseki cemaatin de hedefinde "paralel" bahanesiyle yıpratmak isteyenlerin de hedefinde.

Oysa kimse şöyle bakmıyor, sucuk davası hukuki bir sonuç, paralelcileri koruduğu gibi bir durum da sözkonusu değil.

Herkes işine geldiği gibi bakıyor olaya.

Bilmem belki de yanılıyorum...

Yazarın Diğer Yazıları