SAVAŞ TAMTAMCILARINA BİR FIKRA
Osman ÇİFTCİ
Suriye’de yaşanan katliam asla kabul edilebilir değil. Her kim yaptıysa Allah onları daha beter etsin... Saldırı sonrası, bu vahşeti Esad’ın yaptığı ön kabulüyle intikam çığlıkları atılıyor ve küresel emperyalist güçlere “intikamcı” rolü biçiliyor.
Küresel emperyalist güçler ittifakının Suriye üzerindeki emelleri bilinirken bu saldırıyı onların tezgahlayarak müslümanları da oyuna getirip emellerine ulaşmak istemiş olma ihtimalleri yok sayılıyor.
***
Fıkra bu ya;
Kurnazın biri, bir kabahat işler, vatandaşın birini mağdur eder, davalık olurlar ve Kadı’nın huzuruna çıkması icap eder. Derken, kurnaz Kadı’ya rüşvet verip davayı lehine çevirmek için Kadı’ya ulaşabileceği kanalları araştırırken mübaşirden öğrenir ki Kadı efendi rüşvete feci şekilde karşı olan bir adam. Asla da taviz vermiyor...
Kurnaz, buna rağmen mübaşirden Kadı Efendi’nin evinin adresini ısrar eder alır... Kadı’nın huzuruna çıkarlar ve hararetli bir duruşma sonrasında kurnaz davayı kazanır.
Mübaşir, kurnazın haksız olduğunu, haklı çıkmak için Kadı’ya rüşvet bile vermek istediğini bildiği için karar karşısında şok olmuştur. Kurnaza sorar:
- Yahu sen rüşvet verip davayı kazanmaya çalışıyordun, bu nasıl oldu?
Kurnaz pis pis gülümser:
- Rüşveti verdim, Kadı’nın evine bir koyun gönderdim. der...
Mübaşir daha da şaşırır:
- Yahu nasıl olur, Kadı Efendi rüşvet ima edene bile düşman kesilen bir adamdır.
Kurnaz, kahkahayla cevap verir:
- Yahu öyle bir Kadı’ya kendi adıma rüşvet gönderecek kadar enayi miyim?
***
Katliamı yapan Esad ise Allah O’nu kahretsin ama ya değilse...?
Afganistan, Irak, Libya ve Mısır’dan sonra Suriye’nin küresel emperyalist güçlerin hedef tahtasında olduğunu, sıranın İran ardından Türkiye olduğunu düşünenlerdenim ve yaşananlara, savaş çığlıklarına, küresel emperyalist güçleri intikamcı olarak görenlere “eyvah” diyenlerdenim...
ESMA'YA MEKTUBA AĞLAYANLAR
NUR'UN MEKTUBUNA NE YAPTI?
Gencecik bir kızın hunharca öldürülmesini hangi canavar ruh hoşgörebilir... Mısır’da darbe ile işbaşına gelenlerin açtığı ateş sonucu yaşamını yitiren Müslüman Kardeşler’in liderlerinden Muhammed el Biltaci’nin kızı Esma’nın durumu da babasının kızına yazdığı mektup ta ağlatacak türden...
Recep Tayyip Erdoğan, Biltaci’nin mektubu kendisine izlettirildikten sonra “Benzer şeyleri ben yaşadım.” dediğinde ben de Erdoğan’ın kızı da mı öldürülmüştü geçmişte acaba diye şaşakaldım biran. Sonra devamını dinledim; “Geceleri evlere tabi geç geliyorduk, bir gece kızım da bizim odamızın kapısına bir pusula asmıştı, ‘bir geceni de bize ayır’ demişti bizim ayıracak vaktimiz yoktu... Geldiğimde çocuklar yatıyordu... Biltaci Esma’ya bu mektubu yazarken o ifadelerde adeta ben de çocuklarımı gördüm...” diyor...
“Biltaci’nin acısına yakın bir acıdan, Esma’nın ölümünden değil, çocuklarına vakit ayıramamış olmaktan ağlıyor sanki” diye düşündüm içimden.
Öyle ya da böyle; Esma’ya mektuba gözyaşına eyvallah ama bu mektuba ağlayanlar Ebu Garib’ten Nur’un mektubuna ne yapmıştı hatırlayan bilen var mı?
Irak’ta ki Ebu Garip Hapisanesi’nde Amerikan askerlerinin vahşetini görmek için google.com’a başvurmanız yetecektir. Nur’un “Hepimizin karnında onların piçleri var! Çoğumuz hamileyiz! Biz dünden ölüme razıyız! Size yalvarıyoruz; gelin ve kurtarın bizleri! Size, ailelerimize ve ülkemize daha fazla utanç vermemek için ölmek istiyoruz! Bizi öldürün! Size yalvarıyorum; Allah için bizleri, Amerikalılar’ı ve onların piçlerini öldürün! Allah rızası için! Size yalvarıyoruz....” diye biten mektubunu da yine google’dan bulup ibretle okuyabilir, seslendirilmiş halini dinleyebilirsiniz...
O dönemde Amerikan askerlerinin evlerine sağ salim dönebilmeleri için dua ettiği söylenen Recep Tayyip Erdoğan için Erbakan Hoca’nın neler söylediğini izledim youtube.com’dan.
O da ibretlikti...
Siz de izlemek isterseniz youtube.com’a “Tayyip Bey’in ABD askerlerine duası” yazın izleyin ya da şu linke tıklayın:
http://www.youtube.com/watch?v=N2Gubnpy3tQ
Merhum Hoca diyor ki, “Bunları dış güçler büyüledi. Bunlara geldiler, (size her türlü yardımı yapacağız, siz iktidar olmak istemiyor musunuz; ama şartlarımız var...) dediler. Bu etkiler altında kaldılar. Bu şekilde bunlar yollarını şaşırdılar. Gittiler dış güçlerle, haksız insanlarla işbirliği yapmaya kalkıştılar. Bir takım dünyalık hedeflere ulaşabilmek için.. İşte bu davranış büyük bir hata olmuştur. Bu hatadan dolayıdır ki gömleleği falan çıkarttık tabirleriyle aslında aşk, azim, inançlarını kaybetmişlerdir ister istemez ve dolayısıyla da Cenab-ı Hakk’ın yardımından mahrum kaldılar. Kendileri farkında değiller... / Bunların icraatlarına göz attığımız zaman, bir Milli Görüşcü kolunu bacağını kaybetmiş, anasız babasız kalmış bir müslüman yavrusu dururken bir Amerikan askerine ‘en az zaiyatla evine dönmeni diliyorum’ diye dua edemez. (Program sunucusu soruyor: kim yaptı bu duayı) Tayyip Bey, kendi ifadesi; ‘Dua ediyorum, biran evvel en az zaiyatla evinize dönün’ diye. Amerakalılar’ın gözüne girmek için, dış güçlerin gözüne girmek için. Ee, bu Iraklı’lar; ne olacak bu mazlumlar? Mazlumları bırakırsan, o takdirde işte böyle olur. Hidayetin kararır ne yaptığını bilemezsin)
Yorum yapmıyorum. Başbakan’ın gözyaşıyla ilgili izlenimimi yazdım, Nur’un mektubunu hatırlattım, Erbakan Hoca’dan naklettim; düşündüreyim yorumu okura bırakayım istiyorum. Kur’an-ı Kerim’de defalarca sorulan bir soruyla bitireyim: “Siz hiç düşünmez misiniz?”