PAR ÖRGÜTÜNDEN PARALEL ÖRGÜTE
Osman ÇİFTCİ
PAR şirketler grubuna yönelik olarak yapılan operasyonla ilgili yargılamada da tıpkı Kayseri Şeker Fabrikası’nda Vedat Ali Özışık ve yönetimine yönelik olarak yapılan operasyonla ilgili yargılamadaki gibi örgüt iddiası çöktü...
Bir dönem devlet gücünü elinde bulunduran AKP’nin o dönemdeki suç ortağı konumundaki kişiler, canlarını sıkan, kafalarını bozan kişileri sindirmek için kurumları ele gerçirmek, insanları ve şirketleri diskalifiye etmek için devlet gücünü haksız yere kullandılar ve örgüt yaftası ile Ergenekon’dan Balyoz’a, Kayseri’de de Şeker’den PAR’a kadar birçok operasyonu gerçekleştirdiler.
Operasyon yapılan kişiler veya şirketler tamemen suçsuzdu, sütten çıkan ak kaşıktı falan demiyorum yanlış anlaşılmasın. Kimin ne suçu varsa cezasını da çeksin orası ayrı mesele...
Bu yazıyı da bağımsız, bağlantısızca düşündüklerimi ifade etmek için yazıyorum. Hak verirsiniz vermezsiniz o da ayrı.
Ama Kayseri’de ki “örgüt” iddiası her iki konuda da boşa çıktı. Düşünsenize 300 yılla, 800-900 yılla yargılanıyorlarken birkaç yıllık hapis cezası anca verilebiliyor ve örgüt iddiası da çöküyor. Bu operasyonlara hedef olanlardan aylarca cezaevinde yatıp bütün suçlamalardan tamamen beraat edenler var.
Böyle bir ülke olabilir mi? Böyle bir hukuk düzeni olabilir mi?
Bunca ah yerde kalır mı, bu haksızlıklar karşılıksız kalır mı?
Kayseri Şeker’den Vedat Ali Özışık’ı suç uydurup, Yaşar Karayel’in de itiraf ettiği gibi kanun çıkartıp diskalifiye ettiler, yönetimi yandaşlarına teslim ettiler. Onlar da Özışık döneminde elde edilen ne var ne yok, Hastaneden, şekerleme fabrikasına, İstanbul’daki Pancar Motor’un arsasına kadar ellerine ne geçtiyse satıp sonra da ‘başarılıyız’ diye kırışıp geziyorlar.
Kayseri Ticaret Odası’ndan Hasan Ali Kilci’yi diskalifiye ettiler, Kilci’den sonraki yönetime seçilenler bugün “paralel operasyon” iddiasıyla gözaltına alınıp sorgulanıyor, haklarında iddianameler hazırlanıyor.
PAR Şirketler grubuna yönelik operasyondan sonra Kayseri’de büyük kurumların temizlik, güvenlik ve yemek işlerine Doğu ve Güneydoğu’dan firmalar geldi. PAR ihalelerden diskalifiye olunca ihaleye gelen alan firmalar arasında PKK sempatizanlarının olduğunu bizzat Türker Horoz’dan dinlemiştim. Kayseri’den bir firma Doğu ya da Güneydoğu illerinden birine gitsin de benzeri ihalelere girmeyi denesin bakalım ne oluyor...
Dün Şeker operasyonunu PAR operasyonunu yapanlar “PAR örgütü” diyenler bugün paralel örgüt olmakla itham ediliyor...
Ama o dönem suç ortaklığı yapanlar mahkemelerin beraat kararlarına rağmen halen o dönemde yapılan operasyonları, darbeleri savunup, yüzleri kızarmadan anlatabiliyorlar, kimse de onlara henüz sen de cezanı çekeceksin gel bakalım demiyor.
Keser döner sap döner, elbet birgün hesap döner. Tıpkı şimdiki gibi...
(NOT: Paralel örgüt iddialarıyla ilgili düşüncemi defalarca yazdım, www.kayseriolay.com daki yazı arşivinden bulup okuyabilirsiniz. Cemaat mensubu herkesi paralelci olarak itham etmek haksızlıktır. Çok net anlaşılsın diye böyle uç bir örnek vererek ifade ediyorum: Nasıl ki Kürt ve PKK farklı şeylerse cemaatçi ile paralel de farklıdır.
Cemaate gönül veren herkes paralel örgütçü ama o dönem devlet erkini haksız yere kullanan paralel örgütçülerle suç ortaklığı yapıp bugün o yapılan haksız operasyonlarla övünüp gezen ama dönüp geçmişteki suç ortaklarına ‘paralel örgüt’ diye tu-kaka eden Yaşar Karayel gibileri, Mustafa Elitaş gibileri masum diye bir şey olabilir mi?
Bugün öyle olduğunu düşünebilirler ama bugünün yarını var. Yarın ola hayrola.)